• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 15 °C
  • Yaşar Özel... ‘’HAYRANLARIM ÇOKTU, BENİ SIKIŞTIRAN HATTA KAÇIRANLAR OLDU’’
  • Alexis Ren...''POZU OF DEDİRTTİ!
  • Nil Burak... SAHNEYE İLK KİM ÇIKARDI, ADINI KİM KOYDU?
  • Yaşar Özel... ‘’HAYRANLARIM ÇOKTU, BENİ SIKIŞTIRAN HATTA KAÇIRANLAR OLDU’’
  • Alexis Ren...''POZU OF DEDİRTTİ!
  • Nil Burak... SAHNEYE İLK KİM ÇIKARDI, ADINI KİM KOYDU?

11 -18 ARALIK ARASI VİZYON TAKVİMİ

Füsun OLGAÇ

Merhabalar,

 

Size biraz hem kızdığım, hem incindiğim hem de sevindiğim Antalya film festivali ile ilgili duygularımı anlatacağım.

Bilindiği üzere 2015' ten önceki adıyla Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, 1964 yılından bu yana Antalya'da düzenlenen Türkiye'nin en önemli film festivalidir.

Antalya Altın Portakal Film Festivali, Avrupa ve Asya'nın en köklü film festivallerinden biri, Türkiye'nin ise en eski ve uzun soluklu film festivalidir.

Antalya Film Festivali artık Altın Portakal olmaktan çıkmış Olması gereken hiçbir medya mensubu arkadaşımız orda yok, Hiç birimize bilgi yollanılmıyor anlamadım gitti kendi kendine kapalı kutu gibi bir festival olmaya başlamış..

Tesadüf bir davet sonucu orda olan bir-iki arkadaşımdan aldığım haberler ile; Yılların Altın Portakal Film Festivali ise birkaç isme bölünmüş ve Venüs heykelciği ile artık sembolik ödül adı olmuş..

Emekçilerin festivali olan Altın Portakal ismi niye kalktı acaba artık öylesi emekler harcanmıyor ondan mı malum teknoloji ilerledi.

Dönemlerinin 4 yapraklı yoncalarını gözler aradı aradı durdu..

Onların hiç biri festivalde yok niye ve neden bilmiyoruz..

Acaba son yıllarda No name kullandıkları için mi?

Benim için geceye damga vuran konuşmalardan biri de Selda Alkor’dan gelmiş; Altın Portakal Emek Ödülü'nü alan Sonay Kanat, ödülünü Selda Alkor’un elinden alırken gözyaşlarını tutamamış.

Kanat, ödülünü beraber çalıştığı tüm arkadaşları adına aldığını söylemiş.

Alkor da, “Bizlerde bir emekçiydik ve o emekle 52. yıla kadar geldik.

Biz bu işi gönülden severek yaptık.

Bu bizim festivalimizdi.

Bugün belki portakalımız kalktı ama belki çok uluslararası olur” demiş.

 

Bunun cevabı ise bu festivali düzenleyen, sevgili Elif Dağdeviren’e ait olsa gerek.

Bu sene Sunucu Oktay Kaynarca imiş tebrikler Oktay,  ATV de başlayan dizi ile anlaşılan yurtta sulh cihanda barış imzalanmış çok sevindim.

 

NİHAYET STAR WARS

 

Bu hafta 2 si yerli 6 film birden vizyon’a girdi.

Aman da aman ne vizyon bu hafta?

Gelelim benim konuk filmim olan, merhaba diyeceğimiz yıldızlar savaşının yeni versiyon’una.

STAR WARS - THE FORCE AWAKENS / GÜÇ UYANIYOR Yıldızlar Savaşı serisi 7. filmiyle beyazperdeye + 13 olarak döndü.

Filmin hikayesi bir sır gibi saklanıyor ama mutlaka 7’yi seyretmeden mutlaka Serinin altıncı filmi olan Star Wars VI da Luke Skywalker ve arkadaşlarının Han Solo yu kurtarmak için Tatooine e yaptıkları yolculuğu ve mücadeleyi izleyin.

Bu bir devam filmi gibi en azından hatırlamak için dahi olsa peş peşe seyredin harika oluyor.

Hatırlarsanız 6. bölümde oğul Luke Skywalker babası Darth Vader ile karşı karşıya gelmişti.

Bu yeni bölümde, Harrison Ford un Han Solo yu canlandırması hariç, seyirciyi neler beklediği ise başlı başına bir muamma gibi gözüksede harika valla insanı şaşırtan olaylar karmaşası.

Dönüşünü bile bilmek bir çok Star Wars hayranlarını heyecana boğdu ve biletler şimdiden satış rekoruna doğru gidiyor..

Filmde, Return of the Jedi yani Jedi’nin Dönüşü filminin 30- 40 yıl sonrasında yaşananlar anlatılıyor.

Harrison Ford, Carrie Fisher ve Mark Hamill gibi daha önce seride oynamış isimlerle birlikte yeni oyuncular Oscar Isaac, Adam Driver ve Daisy Ridley gibi oyuncular rol alıyor.

Yönetmen koltuğunda yakın dönem bilimkurgu-aksiyon sinemasının yükselen ismi J.J. Abrams oturuyor.

Senaryo ise Lawrence Kasdan & J.J. Abrams ve Michael Arndt'a ait.

17 Aralık itibarı ile tüm sinemalarda olacak.

 

Hepinize iyi seyirler,

 

Yazdığım yazılar beni sizlere karşı utandırmadı hatta kendimle gurur duydum ve bir o kadar daha hırslanarak sizlere yazmaya başladım..

Benim de böyle bir gaza ihtiyacım varmış anlaşılan..

Tolga Karaçelik’in yazıp yönettiği son filmi “Sarmaşık”; favorisi olduğu 52. Uluslararası Antalya Film Festivali’ne “En İyi Film”, “En İyi Yönetmen”, “En İyi Senaryo” ve “En İyi Erkek Oyuncu” (Nadir Sarıbacak) ödülleriyle geceye damgasını vurdu.

Nadir Sarıbacak, Kadir Çermik, Hakan Karsak, Özgür Emre Yıldırım, Osman Alkaş ve Seyithan Özdemir’in rol aldığı bol ödüllü “Sarmaşık” Filmini geçen hafta sizlere özellikle yazmıştım..

 

Demek ki ne yapıyoruz?

BENİ OKUMADAN SAKIN SİNEMAYA GİTMİYORUZ.

Sevgisiz, Sinemasız ve beni takipsiz kalmayın,

 

11 ARALIK – 18 ARALIK HAFTASININ  EN İYİ 3 FİLMİNİ SİZLER İLE PAYLAŞMAK İSTEDİM..

 

AZAP

 

Bakar mısınız Türk Korku sineması olarak geçen sene 10 bu sene 21 tane filme imza atılmış..

Yani git gide harika korku filmleri yapmaya başladık böylelikle Türk Korku sineması da kendi dilini oluşturmaya başladı diyebiliriz.

Hikayeler gittikçe daha enteresan hal almaya başladı.

Azap, daha önce çeşitli festivallerde ödüller kazanan “Evdeki Yabancılar” adlı filmi çeken Dilek Keser ve Ulaş Güneş Kacargil’in 2. sinema filmi…

Aslında pek fazla korku ve gerilim filmlerini takip etmem ama maalesef bu işi yapınca şartlar ne olur ise olsun konuşabilmek yani yazabilmek için seyretmek gerekiyor.

Aslında hayatımıza yabancı korkular filmleri oldukça etki bırakmıştır mesela birçok insan hala daha denizde açılamaz ya da gece denize giremez.

Türk korku filmlerinde daha çok cinler söz konusu çünkü bizim vampirlerimiz bizim pirhana’larımız yok birde eskiden ülkemiz köylerinden yaşanmış bir sürü gerçek cin, peri, hikayeleri vardır hatta perili köşkler perili evler falan bile vardır.

Türk korku sinemasına yeni bir bakış açısı getirmeyi hedefleyen Azap işte tam kelimenin anlamı ile kimilerine göre hurafe, kimilerine göre korkutmak için kullanılan bir hikaye, kimilerine göre ise bir daha hatırlamak bile istemedikleri olaylar anlamına gelen cin düğünü konusunu işlemiş.

Bende şu korku filmlerini hem severim hem korkarım seyrettiğim gece eyvah diyorum ev spor sergi sarayı gibi ışıl ışıl olur gölgemden bile tedirgin olurum..

Herkesin bildiği ama dile getirmekten bile çekindiği bir inanışı sinema perdesine harika bir lisan ile uyarlamış; Cin Düğünü

Hani yeni anlatıma göre üç harflilerin düğünü ..!

Bugüne kadar hep onlar geldi, ya birisi onların dünyasına gelin giderse diye düşünülmüş…

Azap, bize bu gizem dolu korkulu, dünyanın kapılarını açıyor.

Filmin hikayesi aynen şöyle;

Yeni atanmış bir ilkokul öğretmeninin gittiği tekin olmayan bir köyde başına gelenler konu edilmiş,

Genç bir öğretmen olan Ayşin, ataması yapılan köyle ilgili internet araştırmasında; geçmişte cinlerle yaşananlara ait korkunç haberleri görür.

Arkadaşlarının Ayşin’e düzenlediği veda partisinde, bu konuyla ilgili çıkan tartışma inatlaşmaya döner ve fincanla cin çağırma seansı ile içinden çıkılmaz, gerilim ve korku dolu anlar yaşanır.

Köye ancak gece ulaşan Ayşin, tedirgin ve gizemli anlarla dolu kısa bir yolculuk sonrasında, Fatma Ana’ya misafir olur.

Ayşin, Fatma Ana’dan köyün bir düğün hazırlığı içerisinde olduğunu öğrenir.

İlk gece uykuya yattıktan sonra her uyandığında yine geceyi yaşayan Ayşin, ne olduğunu anlayamadığı ve gerçeklikten ayıramayacak kadar inandırıcı olan korkunç ve gerilimli karabasanlar, hayallerle dolu üç gece geçirir.

Köyden kaçmaya çalışan Ayşin, düğün hazırlığının hayatının Azap’ı için yapıldığını anlayacaktır.

 

Dilek Keser ve Ulaş Güneş Kacargil ikilisinin yönetmenliğini üstlendiği ikinci uzun metrajlı film olan Azap'ın başrolünde beyazperdedeki ilk oyunculuk deneyimiyle İrem Deniz yer alırken kendisine Ayşe Selen, Dilşah Demir, Ayşin Yeşim Çapanoğlu ve Sonya Dicle Akbaş gibi isimler eşlik ediyor.

Aslında başrol oyuncularının no-name olması bir kişi hariç o da hatırladığım kadarı ile daha önce “Ammar” filminde oynamış olan Dilşah Demir idi, ve aynı zamanda köyden tiplemelere de yer verilmesi filmi daha da doğal yapmış..

Bence herkes rolünün üstesinden başarı ile gelmiş efektler mekanlar ve teknik kurgular harika olmuş..

Korku türündeki filmin yapımını ise Don Kişot Yapım üstleniyor.

 

11ARALIK itibarı ile sinemalarda olacak..

Hepinize iyi seyirler

Fragman >>

 

 

 

RÜZGARIN HATIRALARI / MEMORİES OF THE WİND

 

52. Uluslararası Antalya Film Festivali’nde en iyi görüntü yönetimi (görüntü yönetmeni Andreas Sinanos) ödülüyle taçlandırıldı.

Dünya prömiyerini ekimde Hamburg Film Festivali'nde yapan ‘Rüzgarın Hatıraları’ filmi 12-18 Kasım arasında Fransa’da yapılacak olan Arras Film Festivali, Cinesonne Film Festivali ve Aubenas Film Festivallerinde yarışacak.

Film, festival yolculuğuna aralık ayında Hindistan Kerala Film Festivali, Fas Marakeş Film Festivali, Tiflis Film Festivali gibi pek çok festivalle devam edecek.

Filmleriyle yurt içi ve yurt dışı pek çok ödüle imza atan Hopalı yönetmen ve senarist Özcan Alper'in üçüncü uzun metrajlı sinema filmi olan Rüzgarın Hatıraları'nda daha önce “Sonbahar” filminde de beraber çalıştıkları Onur Saylak’ın yanı sıra Tuğba Büyüküstün, Sofya Khandemirova, Ebru Özkan, Mustafa Uğurlu ve Murat Daltaban gibi isimler yer alıyor.

Düpe-düz Ermeni tehcirini, İkinci Dünya Savaşı’yla birleştirilmiş, bir kaçış öyküsü.

İnanın bana harika anlatılmış görüntüler ile ülkeme bir kez daha aşık oldum..

Tabiki de keşke böyle şeyler yaşanmasaydı diyor insan ama tüm bunlar yaşanmış hikayeler.

Çekimleri; İstanbul, Artvin ve Batum’da gerçekleştirilen film, çevirmen ve ressam Aram’ın, İkinci Dünya Savaşı döneminde, siyasi nedenlerle hayatını kurtarmak için İstanbul’dan kaçışını konu alıyor.

Karadeniz’de Sovyet-Gürcistan sınırındaki bir orman köyünde sıkışıp kalan Aram için bu kaçış, çocukluğuna dair kayıp bir zamanın izlerini aramaya dönüşüyor.

Dönemin siyasi ve kültürel atmosferi içinde; aşk, zaman, ölüm, sürgünlük, yurt, sınırlar, özgürlük ve yüzleşme temaları, belleğin geri dönüşü olmayan karanlık koridorlarına açılan kapılar olarak beliriyor ‘Rüzgârın Hatıraları’nda.

Görüntüler hüzün dolu yani içimizi dağlayacak bir film bu.

Filmin konusu biraz politik;

Hükümete muhalif bir gazete çıkartan, Ermeni yazar Aram'ın İstanbul'da küçük bir matbaası vardır.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye'de de artan yabancı düşmanlığı Aram'ı ve gazetesini bulur. Ödeyemeyeceği bir varlık vergisi yükümlülüğü ile arananlar listesine giren Aram, çareyi yakın arkadaşının yardımıyla kaçmakta bulur.

Sovyet Gürcistan'ın sınırına gelmeden, Karadeniz ormanlarında saklanacak bir kulübe bulur. Burada sınıra geçeceği günleri sabırla beklerken, sürgünde yazmaya ve geçmişini unutmamak için çizmeye devam eder.

Bu sürgün hiç bitmeyecek gibidir...

 

11 ARALIK itibarı ile sinemalarda ..

Hepinize iyi seyirler,

Fragman >>

 

 

 

STEVE JOBS

 

Apple'ın efsanevi CEO'sunun hayatı.

Steve Jobs”, senaryosunu Matt Whiteley'in yazdığı ve yönetmenliğini Joshua Michael Stern'in yaptığı, Steve Jobs'un hayat hikayesini anlatan 2013 ABD yapımı biyografik dram filmidir.

Teknoloji devi Apple şirketinin kurucusu ve 20. yüzyılın dahi isimlerinden Steve Jobs'ın yaşam öyküsünü yeni bir perspektif ile beyazperdeye aktaran filmin yönetmenliğini Oscar’lı yönetmen Danny Boyle üstlenirken senaryo Oscar Ödüllü Aaron Sorkin’e ait

 

İkonik Silikon Vadisinin ileri görüşlü mucidi Steve Jobs'u Ashton Kutcher'ın canlandırdığı biyografik film onu ve özel hayatının kesitlerini tanımlıyor, motivasyonlarını ve onu yönlendiren kişileri anlatıyor.

Filmde buluşları ile dünyayı değiştiren Jobs'un hayatının ilk zamanları, gençlik yıllarını, ilk başarılarını, düşüşünü ve tekrar esas yükselişini yapışını kapsıyor.

Kanser hastalığına 2011'de yenik düşen Apple'ın kurucularından Steve Jobs'un yaşamını konu alan, İngiliz yönetmen Danny Boyle'un yönettiği 'Steve Jobs' adlı film, ABD'de vizyona girdiği ilk haftada hüsrana uğramış.

Jobs'ın hayatını anlatan filmin hakları, Sony'nin çekilmesinden sonra Universal tarafından satın alınmış, başlangıçta David Fincher'ın yönetmesi beklenen film, sonrasında Danny Boyle tarafından yönetilmiş.

Filmde Jobs'un 1974 yılında Reed Koleji öğrenciliğinden 2001 yılındaki iPod tanıtımına kadar olan hayatı anlatılmaktadır..

Filmde Apple’ın kurucusu Steve Jobs’a Michael Fassbender; Macintosh’un eski pazarlama müdürü Joanna Hoffman’a ise Kate Winslet hayat veriyor.

Hayalinde canlandırdığı dijital platformu tüm dünyaya kabul ettirmeyi başaran ve adını tarihe yazan Apple CEO'su Steve Jobs'un hayat hikaye’sinden esinlenen filmde, hırsları yüzünden ailesini ve kendi hayatını bu uğurda feda eden Jobs'u Micheal Fassbender canlandırıyor. Biyografi türündeki film, merkezindeki dahi adamın kişisel portresini resmetmek üzere izleyiciyi dijital devrimin perde arkasına götürmeyi amaçlıyor.

Steve Jobs'un bilge ve bir o kadar da hırslı yönünü izleyeceğimiz film Jobs'ın özel hayatına da el atıyor.

Yönetmen Boyle ilk dönem anlatımını 16 mm, ikinci dönemde 35 mm ve üçüncü dönem de ise dijital film kullanarak filmin 3 dönemini iyi vurgulamış.

1984’teki Macintosh lansmanı, 1988’de Apple’dan kovulması ve 1998’deki  iMac lansmanı.

Bu üç önemli dönüm noktasının öncesinde yaşadığı olaylara an be an şahit oluyoruz.

Üç önemli dönüm noktası yanında bir de babalığını kabul etmekte zorlandığı kızı Lisa ile olan ilişkisi

Kızı Lisa ile olan ilişkisini gözler önüne seren film Walter Isaacson'ın kitabından uyarlandı.

Bu arada filmin müziklerini de yabana atmamak gerekiyor besteleyen Daniel Pemberton, filmi analog, orkestra ve dijital olarak üç bölüme ayırarak dönemleri büyük bir titizlik ile çok güzel işlemiş.

Steve Jobs'ta Michael Fassbender ve Kate Winslet'a Seth Rogen, Jeff Daniels, John Steen, Michael Stuhlbarg eşlik ediyor.

Öyle ki biyografi tarzındaki bu filmin atmosferine ayak uydurmakta hiç zorlanmıyorsunuz.

Bence bu filmde Michael Fassbender, Steve Jobs’ı neredeyse kusursuz canlandırıyor.

Metod oyunculuğu konusunda aklında soru işaretleri olanları bile şaşırtan Fassbender ne kadar yetenekli bir aktör olduğunu bir kez daha ispat etmiş bulunuyor.

 

11 ARALIK itibarı ile sinemalarda ..

Hepinize iyi seyirler,

Fragman >>

 

 

 

                          11- 18 ARALIK ARASI SİNEMA VİZYON TAKVİMİ

 

 

11 ARALIK

 

    AZAP

    Yönetmen: Dilek Keser, Ulaş Güneş Kacargil

    Oyuncular: İrem Deniz, Ayşe Selen

   

    KURBAĞA KRALLIĞI

    Yönetmen: Shin Nelson, Melanie Simka

    Oyuncular: Bella Thorne, Cameron Dallas

   

    PAN

    Yönetmen: Joe Wright

    Oyuncular: Levi Miller (II), Hugh Jackman

   

    RÜZGARIN HATIRALARI / MEMORİES OF THE WİND

    Yönetmen: Özcan Alper

    Oyuncular: Onur Saylak, Murat Daltaban

   

    STEVE JOBS

    Yönetmen: Danny Boyle

   Oyuncular: Michael Fassbender, Kate Winslet

   

   VİCTOR FRANKENSTEİN

   Yönetmen: Paul McGuigan

   Oyuncular: James McAvoy, Daniel Radcliffe

 

17 ARALIK

 

    STAR WARS /  GÜÇ UYANIYOR

    Yönetmen: J.J. Abrams

    Oyuncular: Daisy Ridley, John Boyega

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Magazin Kolik | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.