• BIST 106.239
  • Altın 161,217
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 1 °C
  • MAGAZİNKOLİK 10. YIL GURUR GECESİ!
  • Stella Maxwell... ÜSTSÜZ POZLARIYLA NEFESLERİ KESTİ!..
  • DJ Flori Eva... İNSTAGRAM'IN YENİ FENOMENİ
  • MAGAZİNKOLİK 10. YIL GURUR GECESİ!
  • Stella Maxwell... ÜSTSÜZ POZLARIYLA NEFESLERİ KESTİ!..
  • DJ Flori Eva... İNSTAGRAM'IN YENİ FENOMENİ

BU MAGAZİNCİLERİN HAKKI ÖDENMEZ!

BU MAGAZİNCİLERİN HAKKI ÖDENMEZ!
Herkes Bodrum'a tatile, onlar habere gidiyor. Bodrum'da çalışan magazin gazetecileri nasıl çalışıyor?

NUH KÖKLÜ - ERKAN SEVENLER

Herkes Bodrum'a tatile, onlar habere gider. Yeni mankeni, eski türkücüyü, futbolcuyu çekerler, gazete sayfaları dolar. Paparazzi diye aşağılanırlar ama devran dönüp durur. Bodrum'da çalışan magazin gazetecilerinin nasıl çalıştığını yakından gözledik..

TDK sözlüğüne bakarsanız, 'paparazzi'nin kelime manası, olay fotocusu demekmiş. Ortada 'olay' olup olmadığı tartışmalı, zaten paparazzi mesleğini icra edenlerin varlık sebebi de bu ortadaki olayda kilitleniyor.

Kimine göre Süreyya Yalçın'a babasının doğum günü hediyesi olarak aldığı aslanın varlığı ya da Sibel Can'ın tangalı fotoğrafı 'olay' değil. "Yine de..." deyip uzun bir parantez açalım; Federico Fellini'nin Tatlı Hayat filminde bütün gazetecilerin günahlarını yüklediği Paparazzo karakteri, Prenses Diana, Tarkan'ın basın açıklamalı boşanma davası, "Maraba Televole!", "Biz yalnızca arkadaşız," sözleri, Bodrum'un geceleri, Reina'nın partileri, işletmeciler, yeni yetme mankenler, gedikli sosyete ve de elde kamera 'olay'ların arkasında koşan gazetecilerin hepsi, 'paparazzi' sözcüğü içinde rol alıyor.

Biz de herkesin tatil beldesi dediği ve aynı zamanda olayların geçtiği mekânlarda kameraların arkasındakileri ziyaret edip, neler yaptıklarını yakından gözlemledik.

HEPİMİZ RÖNTGENCİYİZ ASLINDA!...

SABAH gazetesinden Öner Öngün için, 'işi gizli çekmek' esas. Bir iş, eğer gizli çekilmişse değerli oluyormuş. Akşam'dan Ömer Karahan'ı paparazzi diye aşağılayan kadın, ardından ona "Sibel Can Bodrum'da mı?" diye sormuş. Takvim'den Halil Çilingir, iş dışında dahi otobüslere bakmazmış, çünkü onların asıl malzemesi, özel arabalarda yer alıyormuş. atv'den Hilmi Elitaş'a göre, Hasan Doğan'ın son anlarını çekerken normal gazeteci olup da manken çekince paparazzi olarak aşağılanmanın mantığı yok. Reha Muhtar'a silahlı saldırıyı çeken Kanal 1'den Uğur Kalebaş'a göre Türkbükü'ne gelenlerin hepsi zaten görünmek istiyor. Yukarıda yazılanlar aslında bütün gazetecilerin ortak görüşü, yalnızca söz sırası kendilerine düştüğünde, bir türlü anlaşılamamanın verdiği sıkıntıyla dilleri çözülüyor, o kadar. Onlar herkesin tatil sezonunu açtığı sıralarda başka bir sezonu açıp haber peşinde koşuyorlar. Kendilerine magazinci diyorlar çünkü gerçek paparazzilik hem teknik hem de maddi manada ABD'de oluyormuş. Tabii bir de haber malzemesinin yetersizliği, gazetelerin en çok dikkat çeken sayfalarına imza atmalarına rağmen ciddiye alınmamak gibi sıkıntıları da var. Mesela 'Haberde magazinleşme' adlı bir yüksek lisans tezi hazırlayan Ömer'e, ailesi dahi gazetecilik yapmadığını söylüyormuş. Aslında deniz, kum, güneş, bir de herkesin gıptayla izlediği ünlüleri yakından tanımak gibi 'lüksleri' olduğu söylenen magazinciler, tam manasıyla gazeteci. Mesela Öner'in geçen yıllarda bir kare fotoğraf çekmek için girdiği çalı çırpının izi hâlâ vücudunda, yine

Seda Sayan'ın mayolu fotoğrafını çekmek için iki gün bekleyen Güneş gazetesinden Tarkan Abdullahoğlu'nun yaptığı gazetecilik, çünkü onlara göre kimse kendine konduramasa da herkes röntgenci, herkes ünlülerin hayatını merak ediyor.

GÖRÜNMEK YA DA GÖRÜNMEMEK

İstanbul, Bodrum, hatta Türkbükü Koyu magazin gazetecilerinin merkezi. Bunun nedeni çok açık; görünmek, haber olmak isteyen Türkbükü'ne geliyor. Haber olmak istemeyen ise başka koylara çekiliyor, tabii yine takip edildiklerini de biliyorlar. Gazetecilere hatta yılların işletmecisi Emre Ergani'ye göre magazin basını ile magazin basınına malzeme olanlar arasında söze dökülmemiş bir anlaşma var ve bu anlaşmayı kimse bozmak istemiyor. Yeni manken, albüm çıkaran şarkıcı nasıl haber olacağını bilir, gazeteci ise onu nasıl değerlendireceğini... Ve deyim yerindeyse çark böylece döner. Bodrum'da, anlayabildiğimiz kadarıyla paparazzilerin dünyası, Shakespeare'in ruhuna rahmet; görünmek ya da görünmemek .

Öner'in günlüğü: Ah bir Zodiac'ım olsa

Sabah 10.00, Türkbükü'ndeki Babana Otel'de kahvaltı. Arkasından, keşfedilen yerlerden koylara karadan ziyaret. Torba'dan bir şey çıkmaz ama yine de göz kulak olmak gerekirmiş. Koylara, fotoğrafının çekilmesini istemeyenler geliyor, o da koylara giden kestirme ama zorlu yollar buluyor. Bazen de kendini rallici sanıyor. Üzerinde kocaman Galatasaray bayrağı olan teknede Özhan Canaydın öyle çekildi. Ama Öner'e göre bu 'önemli iş' değil, tıpkı Süreyya Yalçın'ın kalabalık çevresiyle ortada salınması gibi. Öner bütün tekneleri tanıyor, koydan iş çıkmazsa telefona sarılıp Bodrum yoklaması çekiyor. Ebru Şallı geldi mi? Sibel Can hangi koyda? Yeni şarkıcının şampanya patlatarak boşandığı basın toplantısını çekmek de var ama sıradan bir iş. Öner, ünlü birisini tek başına çekmek istiyor. Eğer bir iş bulunmuşsa o insanı deşifre etmek de yapılması gerekenlerin arasındaymış. Zaten birçok gazetecinin yaptığı bu tuhaf yöntemi Öner şöyle açıklıyor: "Bir ünlüyü çektin, diğerlerinin çekmesini istemiyorsun, hemen herkesin ortasında ona selam ver. (Buna 'işi gebertmek' deniliyor.) Sonra Hoca'nın yerinde ufak bir mola. İstihbaratın nereden geldiği belli olmaz. Mesela Uma Thurman'ı günlerce aramışlar ama Thurman'ı bulan onu filmlerinden tanıyan bir vatandaş. Midyeci ve milli piyangocular iyi haber kaynaklarıdan çünkü onlara uğruyan ünlü çok oluyormuş. Akşam fotoğraflara yakından bakılacak, sayfa için yazı yazılacak ve bir parti olup olmadığı sorulacak." Öner, "Eğer bir Zodiac'ım olsaydı, Tom Hanks'i dahi çekerdim," diye hayıflanarak günü tamamlıyor. Ya ertesi gün? Aynı saatte kalkış var. Sezon finaline kadar...

Aa.. Bu Ata'nın kızı değil mi?

Halil ve Ömer, fotoğraf seçiyor. İlk bakışta bu bir mesleki dayanışma gibi görünmekle birlikte aynı zamanda pratik çalışma anlamına da geliyor. Kazara çekilen bir fotoğraftakini tanıyamamış olabilirsiniz ama yanındakini tanırsınız ve ağzınızdan mesela, "Ata Demirer'in yanındaki kız değil mi o?" gibi bir sözcük çıkar. Akşam 17.00 gibi günlük koşuşturma bitiyor ama bir partiye katılıp elinizde kamera olmasa da yüz hafızanızı da geliştirmeniz gerekiyor, bu da tabii size iş olarak dönecektir. Teoman'ın seks fotoğraflarını çektiği için sanatçıyla davalık olan Halil de dahil olmak üzere bütün gazeteciler, fotoğrafların 'özel hayatı ihlal' olup olmadığı konusunda, fotoğrafa bakıp beyin cimnastiği yapıyorlar. Birlikte çalışmanın bir yararı da tecrübelerden yararlanıp iş atlamamaya çalışmak.

Bodrum'un nabzını tutanlar ne diyor?

Orkun BULUT (Vatan)

'Bayülgen Bodrum'da çalışsa işleri flu çıkar'

10 yıllık gazeteci. Kendisine magazinci diyor, yaptığı hiçbir işi hatırlamıyor, ona göre her gün yeni haber yaratmak gerekiyor. Açık çalışmayı seven Orkun, masa başında iş yapmakta sıkıldığından sahaya çıkmış. Magazin Gazetecileri Derneği (MGD) ödüllü. Haber olmak için arandığı da, haber bulmak için saatlerce mekânlarda gezindiği günler de olmuş. Magazincilere kızan Okan Bayülgen'in Bodrum'da çekeceği fotoğraflarının flu çıkacağına inanıyor, çünkü ona göre Bayülgen; "Magazin basınını eleştirmekte pek de haklı sayılmaz."

Tarkan ABDULLAHOĞLU (Güneş)

'Bir kare Seda Sayan çekmek için...'

10 yıllık gazeteci. Kendine Bodrum'da paparazzi, İstanbul'da magazinci diyor. Charlize Theron'un Türkiye'deki tek fotoğrafını o çekmiş. Gizli çalışmayı tercih ediyor. Seda Sayan'ı çekmek için balkonda iki gün, sırtı güneşten haşlanıncaya kadar beklemiş. Ona göre iş biraz da kısmete bağlı. Mesela Sayan'ı çekerken kısmeti ona yardım etmiş. İstanbul'da Reina, Şamdan gibi mekânlara rutin turlar düzenliyor, istemeyen olursa fotoğraf çekmiyor. Ona göre Hülya Avşar bile Sezen Aksu'yla yan yana gelip haber olmak ister, yani magazin basınında ona göre haberin sonu yok.

Halil ÇİLİNGİR (Takvim)

Muhabirin intikamı acı olurmuş...

Dört yıllık gazeteci. Teoman'a yumruk attığı iddia edilen gazeteci. Hatta kendisi de haber olmuş. Teoman'ın onu dava ettiği gün, Teoman'ın seks yaparken fotoğrafları internet aracılığıyla ona ulaşmış ve bir gazete bu tesadüf üzerine 'Muhabirin intikamı' başlığını atmış. Hüsnü Şenlendirici'yi bankta çeken de o. Gizli işin daha değerli olduğunu söylüyor. Ona göre magazin muhabirine 'düşük' gözüyle bakılıyor ama kamusal iş yapıyorlar. "Biz röntgenciysek ABD'dekiler ne iş yapıyor?" diyen Çilingir, kurmaca iş yapmadığını belirtiyor.

Ömer KARAHAN (Akşam)

Vatandaş aç ama magazin haberine'

Üç yıllık gazeteci. Üniversitede, 'Haberde magazinleşme' başlıklı yüksek lisans tezi hazırlamış. Ailesinin bile yaptığı işe saygısı yokmuş ama Karahan yine de mesleğini seviyor. Ceyla Göllükçü'yü yakalamak için otele müşteri kılığında girmiş, fark edilince kaçmış ama herkesin peşinde olduğu fotoğrafı da çekmiş. Ona göre mahallede bira, Reina'da votka içen ünlülerin varlığı, magazin âleminin kötüleşmesinin temel nedeni. Meselelere teorik yaklaşan Kahraman'a göre; "Vatandaşın magazin haberlerine olan açlığını doyurmakla meşguller."

Hilmi ELİTAŞ (ATV/Özel Hat)

'Özcan Deniz'in sesi pek güzel geliyordu'

Yedi yıllık gazeteci. Küçük kamerayla çalışıyor. Bu Elitaş'a hem rahat hem de gizli çalışma imkânı veriyor. Yaptığı işe paparazzilik diyor ama mesleğinin ABD'de olduğu kadar saygı görmemesinden şikâyetçi. Özcan Deniz'in ses kasetini ele geçirmiş. Gece ve gizli çalışmayı daha çok seviyor. Elitaş'a göre büyük kameralar mesleğe girdi, mesleğin havası bozuldu. Çünkü büyük kameraların varlığı işin gizliliğini engelliyor. Büyük kameraların yaktığı ışık ortalığı aydınlatınca, haberin doğallığı da uçuyormuş. Elitaş'ın kendisi de kamera kullanıyor; ama avuç içi kadar.

Uğur KALEBAŞ (Kanal 1)

'Magazinin fay hattı Türkbükü'nden geçer'

Hem kameraman hem de haberci. Büyük bir kamera taşıyor, dolayısıyla açık çalışmak zorunda kalıyor. Reha Muhtar'a yapılan silahlı saldırıyı saniye saniye çeken, Kalebaş, "Türkbükü'ne görünmek isteyenler geliyor, bu da benim işimi kolaylaştırıyor," diyor. Kalebaş, - "Türkiye'nin merkezi Bodrum'sa, magazinin fay hattının da Türkbükü'nden geçtiğini," belirtiyor. Onun zaman içinde öğrendiği ve birçok gazetecinin paylaştığı tüyoya göre; eğer bir kareyi çekemiyorsan çektirme. Yani senin gazetende çıkamayan, başkasında da çıkmamalı.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Magazin Kolik | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.