• BIST 102.886
  • Altın 148,055
  • Dolar 3,5337
  • Euro 4,1687
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 23 °C
  • Deniz Eke… TÜRKİYE BİKİNİ FİTNESS ŞAMPİYONU OLDU!
  • AVRUPA ŞAMPİYONASI’NA ÜNLÜLERDEN DAVET!!!
  • Jelena Karleusa... BEŞİKTAŞLILARIN YENGESİ DURDURULAMIYOR!...
  • Deniz Eke… TÜRKİYE BİKİNİ FİTNESS ŞAMPİYONU OLDU!
  • AVRUPA ŞAMPİYONASI’NA ÜNLÜLERDEN DAVET!!!
  • Jelena Karleusa... BEŞİKTAŞLILARIN YENGESİ DURDURULAMIYOR!...

DUMANSIZ TÜRKİYE VE KIRILAN PARMAK !..

Hulûsi TUNCA

Çakmağı çak ama artık sadece konserlerde!

Kemer maceramız bitti ve anımızla şanımızla İstanbul'a döndük.. Ama 'gezi faslı'nı fazla mı allandırdık pullandırdık nedir nazar değdi vallahi.. Bir akşam üstü Bakırköy'de bir sigara tüttürmüş [şakkkaaaaaaaaa] bir türkü tutturmuş evime doğru gidiyorum.. Türkü Erol Büyükburç abimin 'Haydi Gençlik Hop Hop Hop' türküsü.. Aaa bi de baktım ki; 18-19 yaşlarında iki delikanlı birbirlerine bir dalmışlar ki, sanırsızın Kırkpınar daha yeni başlıyor..

Hemen daldım tabii.. Gençlere diiil, aralarına.. A be oğlum; İstanbul'un orta yerinde bu tür kapışmaların bir 'kap-kaç' oyunu olduğunu az mı gazetelerden okudun, televizyon haberlerinde gördün.. Ama ben 'Aman gençlik hop hop hop' diye onlarını ayırmaya çalışırken, bir baktım cebimden cep telefonum çekiliyor.. Hemen elimi attım.. Çıt çıt çıt..

Birinci çıt; telefonu kapağına.. İkinci ve üçüncü çıtlar sol el işaret parmağıma.. Üç çıt, 10 gün 'çalışamaz' raporu almama neden oldu.. Şimdiii; Hürriyet'ten sevgili Latif Demirci'nin bu karikatürü 16 Temmuz 2009 günü yayınlandı. Yani 19 Temmuz'a 3 gün kala 'Dumansız Bir Türkiye' adına çizilmişti.. Derken bu köşenin yazarının başına yukarıda anlattığım iş geldi ve önce cep telefonunu kırdı, sonra da 'en önemli uzvu' olan [aaa yanlış anlamayın] sol elinin işaret parmağını.. Bir süre dünya ile ilişkim kesildi.. 'En önemli uzvum'u en önemli işlerimden biri olan [bak gene yanlış anlayanlar var] 'yazı yazmak' için kullanamadım.. Çok şükür o günler geride kaldı.. Her ne kadar şu an parmağımda kocaman bir 'alet' takılıysa da yazmaya çalışıyorum işte.. Sizleri çok özledim.. Dumansız günlere aynen devam di mi?.. Devam devam..

Sağlık Bakanımızın durumu

Ülkemizdeki sigara yasağının mimarlarından olan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, sigara karşıtlığı ile tanınan biri. Hatta birkaç yıl bakanlığına bağlı kurum ve kuruluşlarda sigaraya yönelik girişimler başlatınca 'Dördüncü Murat' benzetmeleri bile yapılmıştı hakkında. Akdağ'ın sigarayla ilişkisi çocukluk yıllarına dayanıyormuş meğerse. Henüz 6.5 yaşındayken ilk kez gizli gizli sigara içmiş. 7 yaşında mahalle arkadaşlarıyla samanlıkta sigara içerken bayılmış. Ancak sıkı birer tiryaki olan babasını ve amcasını kanserden kaybedince tütünle mücadeleYE karar vermiş. Bu yasakla artık kanserden daha az kişi öleceğine inanıyor. Amin ve de inşallah..

Duman Avcıları peşinizde!

Sağlık Bakanlığı'nın aldığı ciddi önlemlerden biri de 'Duman Avcıları'.. 81 ilimizde işbaşı yapmaya başlayan yaklaşık 5 bin fahri müfettiş; restoran, kafe ve barları denetlemeye başladı bile. Gönüllü müfettişlerin ceza kesme yetkisi de olacak. Sigara dumanından rahatsız olanlar Alo 184 hattını arayarak, 'Bu mekanda sigara içiliyor' diye ihbarda bulunabilecek. Not; Türkiye'de 'Duman Avcısı' denilince ilk akla gelen sanatçı Selçuk Alagöz'dür haberiniz ola.. (Bu arada Genel Yayın Yönetmenimiz Nurcan Sabur'da Sigarayla Savaşanlar Derneği'nde 7 yıl süreyle 1. Başkanlık görevinde bulunmuştur.) Her ikisinin de yanına yaklaşacak olursanız değil sigara içmek üzerinizde paket bile taşımayın aynen benim Haydarpaşa Lisesi'nde yaptığım günlerimdeki gibi e mi canlarım..

Çakmağı çak ama nerede?

Tiryakiler diyecekler ki, 'Peki o kadar çakmağı biz şimdi ne yapalım?..' Aklıma hemen Necmettin Erbakan'ın genel seçimlere hazırlandığı bir dönemde Milliyet'te sevgili Bedri Koraman ağabeyimin çizdiği bir karikatür geldi: Erbakan elinde o zamanki meşhur anahtarı şöyle diyordu: 'Ben şimdi bu anahtarı ne yapayım?..' Ama sonra tek başına iktidar olamasa da yanılmıyorsam Tansu Çiller ile ortak bir koalisyon hükümeti kurmuştu. Ve Bedri Abi, hemen bir karikatür daha çizmişti: 'Kendisi, elinde resim fırçası ve şöyle diyordu: 'Şimdi ben bu fırçayı ne yapayım?..'

Yok yooook; ben size 'Şimdi bu çakmakları napın' demeyeceğim.. Saklayın.. Ve müzik dünyasının 'Türkü Baba'sı Fatih Kısaparmak'a bir kulak verin: O, Türkiye'deki 'yasaklara' karşı bir sanatçı. Ama bir tek yasağa değil.. O da sigara yasağına. Bakın ne diyor: 'Çakmağınızı sadece geceleri konser alanlarında yakın, sigara içmek için kullanmayın. Türkiye'de sanatçı olarak sadece bir yasağı destekliyorum; o da sigara yasağı... Sigara yasağına uyun. Sigarasız ve dumansız günlerin herkese sağlık getirmesini dilerim..'

Sağlıklı bir dünya için!

2010 Eurovision Şarkı Yarışması'nda Türkiye'yi temsil etmesi için ilk düşünülen sanatçıların başında gelen Ziynet Sali, karara çok sevinenlerden: 'Sigara içmediğimden bu yasak beni olumsuz etkilemiyor. Hatta tam tersi, çok da iyi oldu. Tiryakileri zorluyor, üzüyor tabii, onlar için elbette üzülüyorum. Ama sağlıklı ve dumansız bir dünya için gerekliydi... Daha önce konserlere daha çok tiryakiler geliyordu, sigara içmeyenler bu yüzden gelmeyi tercih etmiyordu mesela... Artık bizi sigara içmeyenler de rahatlıkla izleyecek diye düşünüyorum.' diyor sevgili Ziynet..

Haşmet Babaoğlu: Başlangıç..

Usta yazar Haşmet Babaoğlu'nun da diyecekleri var elbette. Özetle; 'Önyargıları ve ezberci yaklaşımları saf dışı edebilmek için yazıma şu bilgiyi vererek başlamak zorundayım... Ben hiçbir şeyin ve tabii ki sigaranın da tiryakisi olmadım, olamadım. Bir zamanlar nargileye, bir ara da puroya gönül verir gibi oldum. Ama yürümedi! Bu toplumda acıları ve can sıkıntısını paylaşmak için dostların birbirine "yak bir sigara" deyişlerindeki güzelliğe vurgunum da, tütünün güzel bir şey olduğuna bir türlü ikna olamadım! O yüzden de... Sigara yasağı beni kişisel olarak rahatsız etmiyor. Ne yalan söyleyeyim... Ortak yaşam alanlarımızın sigara dumanından ve kokusundan arınması da hoşuma gidiyor. E, peki, diyeceksiniz derdin nedir, çıkart ağzından baklayı... Derdim şu... Sigara yasağının kaynağı zevklerimiz, tercihlerimiz ve iddia edildiği gibi toplumsal hayata dair demokratik taleplerimiz değil! Hayır! Bu yasağın kaynağı bizi sürekli korkutan, tehdit eden, disipline sokan sağlık ideolojisi ve endüstrisi. Yani emir "yüksek yer"den geliyor!' diyor.

Güneşin en güzel battığı yer

Dumansız İstanbul, dünyanın en güzel şehri.. Alman Bild am Sonntag gazetesi, güneşin en güzel battığı kentlerden birinin de İstanbul olduğunu belirtti.. İstanbul'da güneşin, camilerle minarelerinin arkasından "kan portakalı" gibi battığı ifade edilen haberde, eskiden meleklerin gökyüzünden buraya indiği ve güneş ile birlikte batıya uçtuklarına inanıldığı belirtildi. Güneşin en güzel battığı yerler arasında, Japonya'nın Hiroşima, İspanya'nın Mayorka, Almanya'nın başkenti Berlin, Cezayir'deki Sahra çölü, İstanbul, Almanya'nın Bavyera eyaletindeki Neuschwanstein, Brezilya'nın Rio de Janeiro, Fransa'nın Mont Saint Michel, Hawaii, Peru'nun Alpamayo dağı, ABD'de San Francisco kenti, Hindistan'da Tac Mahal, Afrika'da Namibia'nın Etosh Ulusal Parkı, İtalya'da Venedik ve İngiltere'nin Stonehenge'i yer aldı.

Meral: Yasaklar özendirir!

Meral Kaplan da sigarayı bırakanlardan ama.. 'Ama'sı var işte: 'Bu kadar katı yasaklara karşıyım. Herkes özgür olmalı, çünkü özgür bir ülkede yaşıyoruz. Kimse kimseyi kısıtlamamalı. Böyle bir şeyin yasaklanması saçma geliyor bana... Ben dört yıldır içiyordum ve yasak yüzünden değil kendi isteğimle bırakmaya karar verdim. Bu iş ancak insanın kendi iradesiyle olur zaten.. Çocuk cezalandırır gibi yasaklar koymak saçma. Ayrıca pek çok kişi işinden olacak. Barlar yüzde 50 müşteri kaybedecek; tabii restoranlar da aynı şekilde... Sigarayı savunmuyorum, tabii ki zararlı bir şey ama böyle yasaklarla daha da özendirici oluyorlar?'

Olmadı.. Anjelika Hanım!

Parmağım kırık olduğu için bir süre mecburi izin yaptım ya? O günlerde kaçırdığıma en çok üzüldüğüm etkinlik İdil Biret'in Topkapı Sarayı bahçesinde verdiği konser olmuştu.. Hani 'içeride şarap içiliyor' bahanesi ile basılmak istenen, afişleri yakılan konser.. Gerçekten çok istemiştim ama ağrılarımdan dolayı gidememiştim işte.. İdil Hanım daha çok konser verir.. Nasılsa giderim de beni asıl üzen; ünlü sanatçı'mız' Anjelika Akbar'ın yaptığı açıklama oldu. Nasıl sinirlendim anlatamam. Demiş ki 'Ben de hem dinleyenlerin hem de kendi konsantrasyonum açısından salonda içki ve sigara kullanılmamasını istiyorum. Klasik Müzik; eğlence müziği değildir.. Yoğun bir maneviyatı vardır. Bu nedenle içki, sigara içilmemeli..' Ben de ilk fırsatta İdil Hanım'ın sigaranın yasak ama içkinin serbest olacağı bir konserine gideceğim tamam mı?

'Dumansız Türkiye'de buluşmaya devam ediyoruz değil mi?

Bu arada 2. yaşını kutlayan magazinkolik'teki 41. yazımı da burada noktalamış bulunuyorum. Aman '41 kere maşallah' deyin de artık en değerli uzuvlarımı kırmadan yazmaya devam edeyim. Aminnnn!

hulusi.tunca@hotmail.com

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Magazin Kolik | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.