• BIST 108.392
  • Altın 142,851
  • Dolar 3,5345
  • Euro 4,1192
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 35 °C
  • FUTBOLVAKTİ.COM YAYINDA!
  • Tülay Kumaşçı... GÖZDE KEDİCİKTEN  ÜSTSÜZ YAZ POZU!
  • Playboy Güzeli Elif Çelik'in önlenemez yükselişi… ŞİMDİ DE İNGİLİZ GAZETESİ THE SUN’A KONU, GÜNEY AFRİKA PLAYBOY’A KAPAK OLDU!
  • FUTBOLVAKTİ.COM YAYINDA!
  • Tülay Kumaşçı... GÖZDE KEDİCİKTEN  ÜSTSÜZ YAZ POZU!
  • Playboy Güzeli Elif Çelik'in önlenemez yükselişi… ŞİMDİ DE İNGİLİZ GAZETESİ THE SUN’A KONU, GÜNEY AFRİKA PLAYBOY’A KAPAK OLDU!

Hakan Kurtaş... FİLİNTA’NIN YENİ SULTANI!

Hakan Kurtaş... FİLİNTA’NIN YENİ SULTANI!
Şu ana kadar rol aldığı tiyatro, dizi ve sinema projelerindeki farklı karakterleriyle dikkatleri üzerine çeken Hakan Kurtaş, Filinta ‘Bin Yılın Şafağında’ dizisinde Sultan Abdülhamid Han olarak izleyicinin karşısına çıkıyor.

Tiyatro, sinema ve TV projeleriyle önemli ödüller kazanarak, ilerlediği oyunculuk kariyerinde, mesleği adına sürekli yenilik peşinde koşan son dönemin yetenekli ve yakışıklı oyuncusu, Filinta dizisinde Osmanlı İmparatorluğu’nun son karışık döneminde tahta çıkarak 33 yıl kriz dolu bir ülkeyi yönetmiş olan Sultan Abdülhamid Han karakteriyle gündemde.

Daha önce TRT’nin, Çanakkale Savaşını anlatan ‘Seddülbahir 32 Saat’de ve yine TRT’nin henüz yayınlanmamış ‘Saruhan’ filmiyle iki dönem işinde rol alan Kurtaş, şimdi de yönetmenliğini Osman Kaya’nın, senaryosunu Ali Can Yaraş’ın üstlendiği Filinta ‘Bin Yılın Şafağında’ dizisindeki rolüyle üçüncü dönem projesine başarılı oyunculuğu ile imza atıyor. Hakan Kurtaş, Filinta dizisi, tarihe merakı ve rolüyle ilgili şunları söylüyor;

Oynadığım her karakterin önemi elbette ki var. Ama karakterimin Padişah olmasının başka bir sorumluluğu da var. Çünkü tarihte gerçekten yaşamış, 33 yıl tahtta kalmış bir Padişah’tan bahsediyoruz.

Bir ülkenin başına gelip, 33 yıl daha iyi yöne götürmek bir kriz yönetimi gibi bir şey. Kendi hayatlarımızda bunu yaşayabiliriz ama bu başka bir durum. Bu bir ülkenin kaderi ve herkesin yapabileceği bir durum değil.  Ben, elimden geleni titizlikle ve önemseyerek yapmaya çalışıyorum.

Bir yandan başladığımdan itibaren Şehzade Mehmet olarak senaryoda yaşayan daha kurgu bir karakteri  sürdürdüğüm için, onun da yaşanmışlığı ve hisleri ile birlikte de devam ediyorum aslında. Ama bir yandan da isim olarak senaryoda tarihe de döndüğümüz için gerçek olandan da esinleniyorum tabii ki.

Algılarım, araştırmalarım ve ilgim gerçek olmuş olanların üzerine yoğunlaşıyor elbette. Tüm bunların yanı sıra, hem senaryonun yaşanmışlığı, verdiği hisleri unutmadan, hem gerçeğe bağlı kalarak, hem de oyunculuğumda da özgürlük alanı yaratıp, seyirciye merak uyandıran bir grafiği çizerek vermeye devam ediyorum.

Şehzade Mehmet, kötü hırsları olmayan, azmi olan ve zamanını bekleyen bir karakterdi.  Ve şimdi artık gerektiği kişilerin hesabını sorarken başka bir tavra bürünecek. Ülke için çok sıkıntılı bir dönemde geçiyor tahta. Ve aslında savaşmak yerine barışmalıyız! söyleminde.  

Çünkü o dönem ülkenin yeniden kalkınması ve imar edilmesi gerekiyor. Ve dış ülkelere bağımlılık ve maddi olarak çöküntüleri teker teker çözerek, içindeki hainleri yok etmek istiyor.

Ve savaş zamanı da bunu yapılamayacağını düşündüğü için barışmaktan yana. Ancak tabii ki tarihi akışta ve hikâyenin kurgusunda beklenmedik sonuçlar olacaktır. Zamanla karakter daha da oturup,  ayakları sağlam yere basınca daha da güzel olacak diye düşünüyorum.’

 “Tarihe olan merak ile diziler birbirini besliyor”

Türk ve dünya tarihine merakının öğrencilik yıllarından bu yana daha da arttığını dile getiriyor Kurtaş. Tarihe merak konusunda dizilerin ve filmlerin buna katkısının olduğunu ve her ikisinin birbiriyle bağlantılı beslendiğini düşünüyor ve “Bence ikisi birbiriyle bağlantılı... İnsanlar merak ettiği için, diziler tarihe dönmeye, diziler tarihe döndüğü için insanlar merak etmeye başladı.

Bana birbirlerini besliyorlar gibi geliyor. Anlattığınız hikâyeleri dinleyecek insanları bulabiliyorsunuz. Bu tarihi bir hikâyeyi anlatırken de böyle. Tarihin her dönemini içeren hikâyeleri dinleyecek insanlar var.

Benim ilgimi çeken şey, hiç ilgisi olmayan insanı da hikâyeye çekebiliyorsak güzel bir şey yapıyoruz demektir. Bu her dönem için böyle. Ve hikâyeler anlatıldıkça, dinleyen insanlar çoğalıyor.

Temel olarak aslında hikâye anlatıyoruz birbirimize. Ve bu çoğaldıkça ilgisini çekiyoruz insanların. Her işi bu motivasyonla,  dönem fark etmeksizin yapmak bana ferah, köşesiz ve istediğimiz hikâyeyi anlatabilirmişiz hissi veriyor, güzel geliyor.” diyor.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Magazin Kolik | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.