• BIST 97.587
  • Altın 144,246
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0057
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 16 °C
  • SMA hastası Ece… TÜM TÜRKİYE SEFERBER OLDU!
  • Fenerbahçe... AVRUPA'NIN EN BÜYÜĞÜ!...
  • Zihni Göktay... TİYATROYA ADANMIŞ BİR ÖMÜR!
  • SMA hastası Ece… TÜM TÜRKİYE SEFERBER OLDU!
  • Fenerbahçe... AVRUPA'NIN EN BÜYÜĞÜ!...
  • Zihni Göktay... TİYATROYA ADANMIŞ BİR ÖMÜR!

MANÇO’LAR ÖLÜM VİRAJINDA

Hulûsi TUNCA

Tam 36 yıl önce bugün derler ya.. İşte o gün.. Barış Manço'nun sevgili eşi Lale ile Edirne'de ölümden döndükleri gün.. En sıkı Barış Manço hayranlarından Yaşar Doğan hatırlattı.. Hatırladım.. 36 yıl sonra bir kez daha sizlerle paylaşmak istedim..

 

Barış Manço ve eşi Lâle, Edirne’de ölümden döndü!

MANÇO’LAR ÖLÜM VİRAJINDA

 

Bir şeker bayramı arefesiydi! Bayram sayısını da hazırlamış, evlerimize gitmeye hazırlanıyorduk ki Edirne’den gelen bir telefon haberiyle yıkıldık! Barış Manço ve eşi Lâle, bir trafik kazası geçirmiş ve ölümle burun buruna gelmişlerdi. Foto muhabirimiz Erol Diksoy’la birlikte MİLLİYET’in Ulaştırma Servisi’nden Yüksel Abi’nin kullandığı arabaya atladığımız gibi serhat şehrinin yolunu tuttuk! Sahi; Yüksel Abi’nin kısmetinde bayramlık pabuçlarını Edirne’den almak da varmış.. Neyse..

Barış Manço, Kapıkue’den yurda gireli 24 km olmuştu. Tüm yorgunluğuna karşın bir an önce İstanbul’a varabilmenin telâşıyla gözünü yoldan ayırmıyor, eşi Lale de ıslattığı mendille sık sık yüzünü siliyordu uyuyup gitmesin diye.. Belçika BCK 210 plâka numaralı Ford LTD marka otomobilde bunlar olurken, karşıdan da Fransız 4077-RK-45 plâka numaralı Volkswagen geliyordu.

Volkswagen’i kullanan Adnan Demiray henüz 22 yaşındaydı. Fransa’da kauçuk işçisi olarak çalışıyordu. Yanında; annesi, babası, karısı ve kardeşleri bulunuyordu. Demiraylar’ın Kapıkule Sınır Kapısı’na varmalarına da 24 km. kalmıştı. Anavatandaki tatillerini tamamlamış, el kapılarındaki işlerinin başına dönüyorlardı.

Ve iki otomobil Karabayır mevkiinde karşılaştıklarında saatler sabahın 03’ünü gösteriyordu. Belçika plâkalı otomobilin direksiyonundaki adam birden haykırdı:

‘Cankuş dikkat! Arka lâstik patladı, direksiyona hakim olamıyorum..’

Acı bir fren ve kırılan cam sesleri! Barış Manço’nun kullandığı otomobil önce sol şarampole girdi. Oradan çıktı, sağ şarampole düştü. Oradan da çıktı, geniş bir kavis çizdi ve karşıdan gelen Fransa plâkalı minübüse çarptı. Minübüs, Manço’nun otomobiline tam da Lâle’nin olduğu taraftan girmişti. Feryatlar gecenin sessizliğini bozdu. Kırılan cam sesleri, acı fren seslerinin arasında yitip, gitti. Sonra bir sessizlik.

Kırılan camlardan çıktılar dışarı. Hiçbir şey anlamamışlardı. Lâle, yüzünden ve ellerinden akan kanlara bakıp, kocasına şöyle sesleniyordu:

‘Can Can, parmağım yok..’

-Ben varım ya Cankuş!

Minibüsteki Demiray ailesinin tüm fertleri de yola dökülmüştü. Jandarma, az sonra kaza yerine geldi. Kazanın nasıl meydana geldiği tespit edildi önce. Ardından tutanaklar yazıldı, imzalandı. Sonrasını Barış Manço da hatırlamıyor.

‘Acı haber tez duyulur’ derler ya Edirne’deki kaza haberi de çok geçmeden İstanbul’a ulaştı. Gelen ilk haber Barış’la karısının ağır yaralı olarak Edirne Devlet Hastanesi’ne kaldırıldıkları yolundaydı. Edirne’ye ulaşıp da hastanedeki odaya girdiğimizde yataklardan birinde Barış yatıyordu ötekinde de eşi.. Lale’nin sağ kolu sarılmış, bir askıyla boynuna asılmıştı. Yüzü gözü de çizik doluydu. Barış da kıpırdamadan yatıyordu öylece. Boynunda lifler kopan, bel kemiği çatlayan Barış, güçlükle duyabildiğimiz bir ses tonuyla anlatmaya başladı:

‘Lâle’ye moral vermeye çalışıyordum. Olayın sıcaklığı geçtiği anda de kendimi kaybettim. Gözlerimi açtığımda burada yatıyordum. Otomobilin kazadan sonraki halini görüp de, hâlâ yaşıyor olmak gerçekten mucize. Vallahi verilmiş sadakamız varmış..’

O gün arefeydi. Edirne SSK Devlet Hastanesi’nin 208 numaralı odasında yatıyordu Manço’lar. Ve İLK KEZ bir şeker bayramını, bir hastanenin beyaz badanalı duvarları arasında geçirmeye hazırlanıyorlardı..

Eee ne de olsa ‘İLK’lerin adamıydı Barış Manço [24 Ağustos 1979]

x x x

Barış Manço ve Lâle’ye yaptığımız ziyaretimizi tamamlayıp İstanbul’a döndük. Yüksel Abi, o gece evine vardığında vakit çoktan gece yarısını aşmıştır. Eşi sorar:

‘Bu saate kadar neredeydin Yüksel?’

-Bayramlık pabuç aldım da..

‘Bir çift pabuç almak bu kadar uzun sürer miymiş?’

-Eh, Edirne’den alırsan sürer elbette..

 

baris-edirne-kaza.jpg

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Magazin Kolik | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.