Pazar Gezmesi... NİHAT ODABAŞI VE NAZLI ILICAK BİRLİKTE ALIŞVERİŞ YAPTILAR!

Pazar Gezmesi... NİHAT ODABAŞI VE NAZLI ILICAK BİRLİKTE ALIŞVERİŞ YAPTILAR!

Kanal D’nin, yapımcılığını D Productions’ın üstlendiği “Nazlı Ilıcak’la Pazar Gezmesi”nin bu haftaki konuğu ünlü fotoğraf sanatçısı Nihat Odabaşı.

Nihat Odabaşı ve Nazlı Ilıcak Nişantaşı sokaklarında gezdi, birlikte alışveriş yaptılar. Nişantaşı’nda bir mağazaya giren Nihat Odabaşı, Ilıcak için kıyafet seçti. Nazlı Hanım, kıyafet seçimine karışınca Nihat Odabaşı esprili bir dille yanıt verdi.

Ünlü fotoğrafçı Ilıcak’a;  “ Genç, dinamik yaşadığınız için günlük hayatınız içerisinde sanki biraz daha serseri bir şeyler  giyebilirsiniz gibi geliyor bana” diyerek Nazlı Ilıcak’a sweatshirt  jean’le takım yaptı ve Ilıcak’ın saçına elleriyle dağınık bir şekil verdi.

Daha sonra Nazlı Ilıcak’la Pazar Gezmesi, Nihat Odabaşı’nın gerçekleştirdiği Gülben Ergen’in fotoğraf çekimine konuk oldu.  Gülben Ergen “O benden başka herkesle çalışıyor. Ben sadece onunla çalışıyorum. O bütün güzel kadınlarla çalışıyor gibi bir adaletsiz durum var aramızda” dedi.

“Urfa’ya Döndüğümde Şortum Yüzünden Çok Tekme Yedim, Deri Montum Jiletlendi”

“Elizabeth Hurley İle İlk Başta Birbirimizi Hiç Sevmedik “

Urfa doğumlu olan Nihat Odabaşı, 2 yaşındayken İstanbul’a geldiğini ama ilkokul için yeniden Urfa’ya dönmek zorunda kalınca yaşadığı zorlukları şu sözlerle anlattı: “Babamların işlerinden dolayı hep farklı farklı yerlerde yaşadık. Milletvekilliğinden dolayı Ankara’da, iyi eğitim almamız için İstanbul’da yaşadık.

Urfa’da şortum yüzünden bacağıma bayağı bir tekme tokat yediğimi hatırlıyorum. Çünkü o zaman benim konuşmam da kibar, İstanbul lehçesi ile konuşuyorsunuz.  Muhallebi çocuğu da oldum kibar çocuk da… İçi muflonlu deri montum vardı, Urfa’da bana pamuklu şeker deyip, ceketime jilet atarlardı. Ama sonra ben de onların arasına girdim.”

Odabaşı, bir saldırı sonucu hayatını kaybeden abisi ile ilgili “Kan davası değil. Bizim haklı olduğumuz bir davaydı. Abim, kendi topraklarımızda çok haksız yere, hunharca bir şekilde öldürüldü. Yüzünde 50 tane kalaşnikof kurşunu çıktı. Vuranlar zor yakalandı. Yakalandıktan sonra da 2.5 yıl hapis yatıp, çıktılar. Çok zor bir durumdu. Abiniz öldürülüyor ve siz Türkiye’nin ünlü bir fotoğrafçısısınız. ‘Kanı yerde mi kalacak’ durumu var ya! Sen ünlü bir fotoğrafçısın kan peşinde mi koşacaksın. Tüm bunlar yüzünden yardım aldım” şeklinde konuştu.

İki kez burnu kırılan ve daha sonra burnunu küçültmek için ameliyat olan Nihat Odabaşı; “Ameliyattan sonra kendimi Brad Pitt gibi hissettim. Baktım kimse anlamıyor sonra ben söylemeye başladım burnumu yaptırdığımı” dedi.

Üniversitede sinema okumak isteyen ancak bu hayalini toprakları yüzünden gerçekleştiremeyen Odabaşı; “Madem işletme okuyacağım bari deniz kenarında bir okulda okuyayım dedim kendi kendime. 4 yıl güzel geçsin dedim”

Fotoğrafçı olmadan önce oyuncu olmak isteyen Nihat Odabaşı, küçükken başın gelen bir olayı şu sözlerle anlattı: “Küçükken çok büyük prodüksiyonlu bir film yaptım. Yangın çıkması gerekiyordu, baktım masada kağıtlar var. Aldım kağıtları sobaya attım. Onlar meğersem hisse senetleriymiş. Babamdan ilk tokadı o zaman yedim.”

Hep ünlü olmak istediğini Nazlı Ilıcak’la Pazar Gezmesi’ne anlatan Nihat Odabaşı, ünlü olma hayalleri kurarken en çok neden bulmacada çıkmak istediğini “Babam o zamanlar gazetede bulmaca çözerdi. Orada çıkarsam bir gün bana da saygı duyacak, işime inanacak diye düşünüyordum. Bir gün çıktım ama maalesef babam göremedi.” sözleriyle dile getirdi.

“Türkiye’de Gülben Ergen yurtdışında Elizabeth Hurley ile artık yapışık bir şekildeyiz diyen ünlü sanatçı “Elizabeth ile bir marka için beraber çalıştık, komik bir şekilde birbirimizi sevmedik, çünkü çok zorladım onu çekimde.  Çekimden sonra fotoğrafları çok beğendi. 7 senedir her sene mutlaka 5-6 gün bir araya gelip çekim yapıyoruz“  dedi.

Elizabeth Hurley dışında Elle Macperson, Karolina Kurkova, Eva Mendes, Linda Evangelista, Bar Rafaeli ile çalışan Odabaşı,  “Elle Macpherson, Elizabeth’in fotoğraflarını beğendiği için benimle çalışmak istedi” diye sözlerine ekledi.

 

“Bir dergi için sanat yönetmeni olarak çekim yapıyordum. Fotoğrafçıyla bir tartışmamız oldu, bir sonraki çekimde o gelmedi sete ve başka bir fotoğrafçıyı aradım o meşguldü, sonra çok sevdiğim bir fotoğrafçı olan Tamer Yılmaz’ı aradım. Zaten her şeyi sen yapıyorsun. Çok karışıyorsun. Makinanın solunda bir düğme var onu P’ye al. P program demek. Sağda tepede bir tuş var ona bas, gerisi hallolur dedi. İlk fotoğraf çok iyi çıktı, Seren Serengil’le çalışıyorduk. Sonra bir daha, bir daha istediler. Ve hiç beklenmeyecek kadar kısa süre içerisinde kendimi çok ünlü bir fotoğrafçı olarak gördüm” diyen Nihat Odabaşı, fotoğrafçılığa nasıl başladığını da bu sözlerle anlattı.

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum