• BIST 81.865
  • Altın 148,841
  • Dolar 3,8026
  • Euro 4,0554
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 3 °C
  • Ayça Gülşah Çelik… ÖZEL PARTİ İSTEKLERİ İÇİN AJANS KURDU…
  • 2016 Victoria's Secret 2016… YILIN EN SEKSİ DEFİLESİ!..
  • Gina Lisa Lohfink... PLAYBOY GÜZELİ HANGİ TÜRK FUTBOLCUYLA AŞK YAŞIYOR?
  • Ayça Gülşah Çelik… ÖZEL PARTİ İSTEKLERİ İÇİN AJANS KURDU…
  • 2016 Victoria's Secret 2016… YILIN EN SEKSİ DEFİLESİ!..
  • Gina Lisa Lohfink... PLAYBOY GÜZELİ HANGİ TÜRK FUTBOLCUYLA AŞK YAŞIYOR?

TER KOKAN INSANLAR VE KÖPEK BOKUNA BASANLAR!

Hulûsi TUNCA

İçimiz dışımız olmuş 'açılım'.. İçimiz dışımız olmuş 'anket'.. Bu kez de siz deyin 100 kişiye ben diyeyim 1000 kişiye sormuşlar:

'Günlük yaşamda en sinir bozucu bulduğunuz şey..'

'Denek'ler de yanıtlamış.. Sonra kağıtlar toplanmış.. Bilgi"sayar"a yüklenmiş [Leyla Sayar'a yüklenecek hali yoktu ya.. 'Leyla Sayar kim' diye soranlar; bakınız: anneniz, babanız ya da büyükbabanız Google..]

Neyse.. Sonunda 100 maddelik bir liste hazırlanmış.. Sıkı durun bu 100 maddenin ilk 10'unu açıklıyorum şimdi:

1-Serseri gençler..

2-Trafikte aracınızı çok yakından takip edenler..

3-Ter kokan insanlar..

4-Yemek yerken ağzını şapırdatanlar..

5-Büyük geçinen mağazaların kaba tezgahtarları..

6-Yabancı çağrı merkezleri..

7-Yolda yürürken köpek pisliğine basmak..

8-Öksürürken ya da aksırırken ağzını kapatmayanlar..

9-Yavaş internet bağlantsı..

10-Kötü müşteri hizmetleri..

İşsizlik.. Hayat pahalılığı.. Geçim zorluğu.. Yağmur gibi gelen zamlar.. Memura yapılan bir cigara alımlık zamlar.. Nerede mi?.. 100'lük listenin 44. sırasında..

Başka neler var 'sinirimizi bozan şeyler' arasında?

Televizyon reklamları, dalkavuklar, gürültü yapan komşular, ulaşmak istediğimiz kişinin kapalı olan cep telefonu, patronluk taslayan insanlar, play-back yapan şarkıcılar, kibarlıktan nasibini almamış e-mail'ler, dizi film tutkunları..

Çalıştığım gazete; iki ay kadar önce Maslak'a taşındı.. Bakırköy'de oturuyorum.. Her gün Bakırköy-Taksim, Taksim-4. Levent, 4. Levent-İTÜ Maslak.. Sonra tersten yazın.. O da dönüş.. Dolmuş ve metrodan oluşan bu ulaşım araçlarına her gün 6 kez binip-iniyorum..

Memleketimden ne insan manzaralarıyla karşılaşıyorum bir bilseniz..

1- Geçen sabah İstanbul Metrosu'nun Taksim girişinde merdivenlere yaslanmış delikanlıdan biraz daha geçkince bir vatandaş şöyle sesleniyordu yanından geçenlere: '80 kuruşu olan var mı?..' Bu sözü duyduğumda çoktan yanından geçmiştim.. Dönüp veremedim.. Metro 150 kuruş olduğuna göre demek ki 70 kuruşu vardı ve onu tamamlamaya çalışıyordu.. Ertesi sabah, aynı sahneyi saniye saniye bir kez daha yaşadım.. Delikanlıdan az geçkince olan vatandaş ya 80 kuruşu hala bulamamıştı ya da numara yapıyordu..

2- İTÜ Maslak çıkışında 6-7 yaşlarında bir delikanlı paketlenmiş fındık ve Antep fıstığı satıyor ve şöyle bağırıyordu: 'Hadeee 1 milyona fındık-fıstık..' Yanına gittim. 'Delikanlı' dedim '1 milyon' dersen millete pahalı gelir, sen gel '1 lira' diye nağralan..' Ertesi gün baktım; aynen şöyle bağırıyordu: 'Hadeee 1 liraya fındık-fıstık..' Tezgahı bir önceki güne göre yarı yarıya boşalmıştı..

3- Akşam Taksim dönüşünde aynı merdivenlerde bu kez mendil satan minik bir kıza rastladım.. Duvar kenarına sinmişti.. Mendiller önündeydi.. O; duvarla merdiven basamağının birleştiği noktada bir şeylerle oynuyordu.. Eğildim baktım.. Karıncalar.. Evet; karıncalarla arkadaşlık kurmuş, kağıt mendilleri çoktan unutmuştu 4-5 yaşlarındaki kız çocuğu.. Ama merdiven başından onu 'kesen' babası belli ki unutmamış, satılan her mendilin hesabını yapmakla meşguldü..

4- Aktarma için 4. Levent'te bekliyoruz.. 4 'genç' bir muhabbe bir muhabbet.. Bir espri bir espri.. Gülebilene aşkolsun.. Ama onlar nasıl da gülüyorlardı.. Sesleri Levent istasyonundan duyulurcasına.. Ter kokan tişörtleri.. Kıçlarından dökülen blue-jean'leri.. Ellerinde inecekleri istasyonda anında yakacakları sigaraları.. İğğğğğ!

5- Bir başka gün.. Bir arkadaşın özel aracıyla sahil yolunda Sirkeci'den Bakırköy istikametine doğru gidiyoruz.. Arkamızda özel bir araç daha.. Resmen kıçımızda.. Hani benim arkadaş ani bir fren yapmak zorunda kalsa.. Arkadakı aracın şoförü ve yanındaki 'manitası' anında araçlarından ön camından fırlayıp, benim yanıma konuverecekler.. Akraba olmamız an meselesi..

6- Arkadaşım 'Nasıl olsa iftarı kaçırdık.. Gel dışarda bir şeyler atıştıralım' diyor.. Atıştırıyoruz bulduğumuz bir mekanda.. Tam karşımızda oturan [doğadaki ve tüm hayvanat sahçelerindeki 'ayı'lardan özür dileyerek yazıyorum..] bir ayı.. Kardeşim ağız kapatılmadan nasıl yemek yenir, ağız şapırdatarak çevredekiler nasıl sinir ediler.. Uygulamalı ders veriyor adeta.. Zor atıyoruz kendimizi dışarıya..

7- Mahalleye geliyorum..Yeni bir şarküteri açılmış.. Giriyorum içeri.. Kasadaki 'tanıdık amca' buyur ediyor da.. İçeride sıkı bir muhabbete dalmış üç tezgahtar bana mısın demiyor.. Mekan yeni açılmış dedim ya.. 'İşleriniz iyi.. Parayı buldunuz anlaşılan.. Müşteriye bakmadığınıza göre..' diyorum.. Gene tınan yok.. Allah'tan kasadaki tanıdık amca gelilyor da ilgileniyor benimle..

Ne müzik.. Ne magazin.. Bugün bunları yazmak geldi içimden.. Sonra 'En Sinir Olduğunuz 100 Şey' başlıklı araştırmanın sonuçlarına bir kez daha baktım.. Yahu bunların hemen hemen tümü benim sinir olduğum şeyler.. Yoksa bütün soru kağıtlarını ben mi yanıtladım diye düşündüm bir..

Şimdiiii.. magazinkolik'teki 43. yazımın en can alıcı noktasına gelelim..

Yukarıdaki araştırmayı bir İngiliz şirketi yaptı.. Londra'da.. Cevap verenlerin tümü de İngiliz'di.. Demek ki neymiş.. Türkler'le İngilizler aynı şeylere sinirlenirmiş..

İNGİLİZ BABA'NIN ÇANAKKALE'DE NE İŞİ VARMIŞ?

İngilizler ve Türkler dedim de.. Bu yazımı da ulu önder Atatürk'ümüzün bir anısı ile noktalayayım:

Cumhuriyet'in ilanından sonra İstanbul'da bir resepsiyon verilir. Tüm dünya ülkelerinin elçileri ve ateşeleri de davet edilir.. İngiliz elçisi olan binbaşının bakışları Mustafa Kemal'in gözünden kaçmaz.. Bütün davet boyunca kendisine dik dik bakmıştır.. Ne olduğunu anlamak için yaverini gönderir. Yaver az sonra döner ve şöyle der:

-Paşam; sordum, o da bana 'Mustafa Kemal, Çanakkale'de babamı öldürdü' dedi..

Atamız bunun üzerine şöyle der:

-Git sor bakalım, babasının Çanakkale'de ne işi varmış?..

Bu ülkede kimin, ne zaman, nerede olduğu ve olacağı hiç belli olmaz, olmamıştır da.. Deyin siyasette deyin bizim meslekte yani gazetecilikte.. Aklıma geldi yazdım işte..

Sevgilerim ve saygılarımla..

hulusi.tunca@magazinkolik.com

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Magazin Kolik | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.