Alex Tataryan… BİR HAYATIN İÇİNDEN ÇAĞIN HİKÂYESİNE; “YÖNETMEN KİM?”
Müzisyen, söz yazarı ve besteci Alex Tataryan’ın ilk kitabı “Yönetmen Kim?” okurla buluştu. Tataryan, kişisel hafızasından yola çıktığı kitabında yalnızca geçmişine değil, içinde yaşadığımız çağa ve bugünün insanına da bakıyor.
KÖK, ÇAĞ, DENGE, ANALİZ ve SAHNE olmak üzere beş bölümden oluşan kitap, bir yaşam öyküsü anlatmaktan çok, bir hayatın içinden sorular çıkarıyor.

KÖK — Nereden geldik?
Kitabın başlangıç noktası aile ve hafıza.
Tataryan’ın hayatında iki dedenin iki ayrı izi var. Biri, henüz 10 yaşındayken kaybettiği ve kilisedeki sesiyle hafızasında kalan din adamı dedesi; diğeri ise üç yaşından itibaren onu büyüten, karakterinin ve hayata bakışının oluşmasında önemli bir yere sahip olan dedesi.
Victor Hugo’nun Sefiller’deki “Çocuğunu sevmeyen babalar vardır; ama torununa hayran olmayan bir dede yoktur” sözü, Tataryan’ın hikâyesinde sevginin ötesinde bir anlam kazanıyor: bir kuşaktan diğerine aktarılan karakter, hafıza ve aidiyet.
“Kilisede Başlayan Ses”te aralanan bu kapı, kitapta Patchwork, OSEP, Hayko’nun Sesi, Dedemin Kalbi, Sesin Hafızası, Annemin Gülüşü, Baba Varken Babasız ve Benim Vatanım Sensin İstanbul gibi hikâyelerle genişliyor.
Ancak “Yönetmen Kim?” geçmişte kalmıyor.
ÇAĞ — Nasıl bir dünyanın içinde yaşıyoruz?
Tataryan, ÇAĞ bölümünde bakışını kendi hikâyesinden dışarıya çeviriyor.
Geçiş Çağı, Büyük Kırılma, Sessiz Kırılma, Yorgun Bir Ülkenin Çocukları, Dünyanın Fişi Çekilirse, Dünyanın Çivisi, Kaygı Diz Boyu, Anksiyete, Bir Dakika (FOMO), Sıfırlama ve Çöküş Çağında İnsan Kalmak gibi yazılarda hızlanan hayatı, kaygıyı, yalnızlığı, toplumsal değişimi ve insanın çağ karşısındaki durumunu sorguluyor.
Soru artık yalnızca “Ben nereden geldim?” değil: “Nasıl bir dünyanın içinde yaşıyorum?”
DENGE — Bütün bunların arasında nasıl ayakta kalıyoruz?
DENGE, kitabın insanın kendisine döndüğü bölümü.
Dengeyi Korumak, Kağıttan Gemiler, Prens ve Lüksümüz Yok gibi metinlerde Tataryan; insanın hayatın gürültüsü içinde kendi merkezini koruyabilmesini, vazgeçtiklerini, seçtiklerini ve neyin gerçekten önemli olduğunu sorguluyor.
Çünkü insan yalnızca geçmişinin ve çağının ürünü değil; aynı zamanda neye evet, neye hayır dediğinin de toplamı.
ANALİZ — Bildiğimizi sandığımız şeyleri yeniden düşünmek
Kitabın ANALİZ bölümünde soru alanı daha da genişliyor.
Son İcat, Temel Kuvvetler, Büyük Kazan, X + Y = Z, Medeniyetin Sessiz Gücü, Bilginin Mirası ve Aklını Cebe Koyanlar Çağı gibi yazılar; teknoloji, bilgi, insan aklı, yapay zekâ, medeniyet ve gelecekle kurduğumuz ilişki üzerinden bugünün dünyasına bakıyor.
Tataryan burada cevap vermekten çok, okurun bildiğini sandığı şeylere yeniden bakmasını istiyor.
İnsan dünyayı değiştirdikçe kendisini de değiştiriyor. Peki bu değişimin ne kadarının farkında?
SAHNE — Işıklar söndüğünde geriye kim kalıyor?
Ve SAHNE…
Otuz yıldır sahnede olan Tataryan için bu bölüm yalnızca müziği değil, sahnenin arkasındaki insanı anlatıyor.
Alkışın Gölgesinde, Suç Ortağım, Geri Dönüş, KOD, Mikrofonun Ucundaki Kimlik, Dansöz Dünya, Zurnanın Son Delikleri ve Ritimle Başlayan Yol gibi metinlerde alkış, kimlik, üretmek, görünür olmak ve yıllar içinde değişen sanatçı–insan ilişkisi ele alınıyor.
Çünkü sahnede herkes sizi görür. Ama ışıklar söndüğünde insan kendisiyle baş başa kalır.
“Yönetmen Kim?” böylece bir aile hikâyesinden başlayıp bir çağın sorgulamasına uzanıyor; oradan insanın denge arayışına, aklına ve sonunda sahnedeki ve sahne dışındaki kimliğine varıyor.
KÖK, nereden geldiğimizi;
ÇAĞ, nerede yaşadığımızı;
DENGE, nasıl ayakta kaldığımızı;
ANALİZ, neyi ve neden sorguladığımızı;
SAHNE ise bütün bunların ardından dünyaya kendimizi nasıl gösterdiğimizi anlatıyor.
Ve beş bölümün sonunda kitabın adı bu kez okura dönüyor:
Geçmişimiz var. İçinde yaşadığımız bir çağ var. Bizi etkileyen insanlar, korkular, seçimler, alkışlar ve kırılmalar var. Bütün bunlar senaryonun parçalarıysa, yönetmen kim?


HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.