Aydınlıkevler… DEMET AKBAĞ VE YILMAZ ERDOĞAN SEYİRCİLERİ BİRLİKTE SELAMLADI!

BKM yapımı, Demet Akbağ’ın sahnede devleştiği, Yılmaz Erdoğan’ın kaleminden çıkan ‘Aydınlıkevler’, 4. yılını Maximum Uniq Hall’de unutulmaz bir geceyle kutladı. Salonun tamamen dolduğu gecede, oyun boyunca kahkahalar ve alkışlar bir an bile dinmezken; finalde yaşanan sürpriz anlar geceye damgasını vurdu.

Oyun öncesinde oyuncular, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. 4 yıllık yolculuğa dair duygu ve düşüncelerini paylaşan ekip, gördükleri ilgiden dolayı mutluluklarını dile getirdi.

Demet Akbağ: Bugün bizi yalnız bırakmadığınız için çok teşekkür ederiz. 140. oyunumuz… 4 yılımızı doldurduk. 2022 Mart ayında başlamıştı Aydınlıkevler. Dört yıldır kapalı gişe oynayan oyunumuza ilgi gösteren seyircimize sizler aracılığıyla bir kez daha çok teşekkür ediyoruz.

Aydınlıkevler’in tuzu biberi hafif bir nostalji… 70’li yıllara gönderme. Bir babaanne torun hikayesi üzerinden mizahi bir dille, yer yer seyirciye çok tatlı gelecek buruk bir hüzünle bir dönemi anlatıyoruz aslında.

Sıcacık bir oyun ama soğukta geçiyor. Çünkü bunlar üşüyorlar; evde sürekli bir ısınma problemleri var. Seyirci mutlu ayrılıyor oyundan. Aldığımız dönüşler bu şekilde. Ve ben oyunumuza 3-4 kez gelen seyirci duydum. Sanıyorum bu samimiyet ve o eski dönemlerdeki masumiyete olan özlem, o sıcaklık seyirciyi çekiyor oyuna. Seyirci ilgi gösterdiği sürece biz oyunumuza devam edeceğiz.

Ama sadece o yılları yaşayan, o dönemi hatırlayan insanların değil, gençliğin de ilgisini çekmesi benim en çok mutlu olduğum taraf. Büyüklerinden, annesinden babasından ya da babaannesinden, anneannesinden duyduğu yılları seyrettiriyoruz. Ama bir yandan da çok tatlı bir mizah dili olduğu için aslında hangi dönemde geçtiği de önemli değil. Çünkü bol bol gülüyor ve mutlu ayrılıyorlar oyundan.

BASIN TOPLANTISINDAN GÖRÜNTÜLER

Salih Bademci: Biz nostaljiyi özledik. Geçmişe özlemimiz biraz fazla. Verdiği önemli mesajlar da var. Bir de o mahalle sıcaklığı… Yani artık insanların ne televizyonda ne dijital mecrada ne de tiyatroda çok fazla bulabildiği bir alan değil bunlar. O yüzden seyircinin bence en çok mutlu olduğu ve tatmin olduğu yer de orası. Bu üç kombinin bir araya gelmesi; bu sıcaklık, anlatımı, nostalji…

 

Hazal Subaşı: Bir buçuk yıldır bu ekibe dahilim. Böyle bir kadroyla bu kadar başarılı bir oyuna dahil olmaktan çok mutluyum. Her şey harika gidiyor.

Adapte olmak konusunda biraz stres yaşadım. Ama düşündüğüm kadar zor olmadı. O da ekip sayesinde. Sağ olsunlar bana çok yardımcı oldular. Çok tatlı herkes. Yani benim ilk oyunum, ilk kez tiyatro yapıyorum. Zaten oturmuş bir oyun olduğu için ben ne kadar tökezlersem tökezleyeyim beni kurtaracaklarını biliyordum. O yüzden çok güvende hissettim. En çok duvara çıkmaktan korkuyordum. Hâlâ korkuyorum. Ama her şey çok güzel gidiyor.

Sevda Baş: Aydınlıkevler bana da çok güzel kapılar açtı. Bağımsız bir film çektim bu sayede.

 

Nebi Tolga Yılmaz: Aydınlıkevler benim için çok kapı açtı. Bu dört sene boyunca yaptığım bütün işlerin referansı oldu.

 

Caner Alkaya: Müthiş bir oyun, müthiş bir kadro. Ben bu ekiple çalışmaktan çok mutluyum ve buraya koştura koştura geliyorum. Hepsi pırlanta gibi.

Biz Demet’le Yılmaz Erdoğan’ın dört sezon süren oyunlarına çok alıştık. Ekibi de ona alıştırıyoruz. Aydınlıkevler de klasikler arasına girdi. Bu da Yılmaz Erdoğan’ın Türk tiyatro seyircisiyle kurduğu güzel bağdan kaynaklanıyor. Bu duygu oyuna ve seyirciye yansıyor. Nice oyunlara…

Oyunun Yazarı Yılmaz Erdoğan Sahnede!

Oyunun ardından seyircinin alkışları dakikalarca sürdü ve Yılmaz Erdoğan sahneye çıkarak ekibe eşlik etti. Salondaki coşku giderek artarken, izleyiciler bu özel anı ayakta alkışladı. Final anında salona balonlar yağdı ve gece görsel olarak da unutulmaz bir ana dönüştü. 4. yıla özel hazırlanan kartpostallar ise oyun öncesinde girişte seyircilere dağıtıldı.

4 yıldır kapalı gişe sahnelenen ‘Aydınlıkevler’, bu anlamlı gecede bir kez daha tiyatro tarihine geçecek anlara evsahipliği yaptı.

Demet Akbağ’ın başta olduğu kadroda Salih Bademci, Burak Dakak ve Hazal Subaşı performanslarıyla bir kez daha alkış toplarken; 70’li yılların sıcaklığı ve samimiyeti sahnede seyirciyle buluşmaya devam edecek.

Yönetmenliğini Serdar Biliş’in, proje yapımcılığını Nisan Ceren Özerten’in üstlendiği oyunda; Cem Yılmazer imzalı sahne tasarımı, Tuluğ Tırpan’ın besteleri ve Mustafa Olgan’ın canlı müzikleri geceye ayrı bir ruh kattı. Kadroda ayrıca Sevda Baş, Nebi Tolga Yılmaz, Barkın Sarp, Ömer Güneş ve Caner Alkaya da yer alıyor.

 

 

Etiketler :

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.