• BIST 90.263
  • Altın 224,364
  • Dolar 5,9638
  • Euro 6,7561
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 21 °C
  • Defne Samyeli... BİKİNİLİ VE SEKSİ POZLARI İDDİASINI ORTAYA KOYDU!..
  • Demi Rose... TRANSPARAN MANYAĞI!..
  • Eda Taşpınar… 2018’İN ÜSTSÜZ PAYLAŞIMI GECİKMEDEN GELDİ!
  • Defne Samyeli... BİKİNİLİ VE SEKSİ POZLARI İDDİASINI ORTAYA KOYDU!..
  • Demi Rose... TRANSPARAN MANYAĞI!..
  • Eda Taşpınar… 2018’İN ÜSTSÜZ PAYLAŞIMI GECİKMEDEN GELDİ!

Gürer Aykal... "FAZIL HAKLI, BU MÜZİK BEYNİ UYUŞTURUYOR!"

Gürer Aykal... "FAZIL HAKLI, BU MÜZİK BEYNİ UYUŞTURUYOR!"
"Arabesk yavşaklığından utanıyorum" diyen ve ardından sanat dünyasında tartışmalara sebep olan Fazıl Say'a ünlü orkestra şefi Gürer Aykal'dan destek geldi.

Geçtiğimiz haftalarda "Arabesk yavşaklığından utanıyorum" diyen ve ardından sanat dünyasında tartışmalara sebep olan Fazıl Say'a ünlü orkestra şefi Gürer Aykal'dan destek geldi. Gürer Aykal, Oda Tv'de yayınlanan köşe yazısında "Fazıl Say'ı yalnız bırakmamalıyız, arabesk beyni uyuşturan bir müzik türüdür" dedi.

Fazıl Say'a büyük tepki gösteren sanatçılar da ünlü piyaniste eleştirilerde bulunmuştu. Hülya Avşar, Say için "tedavi olması gerekiyor" derken Sibel Can da "Fazıl'a inat arabesk gecesi düzenleyeceğim" demişti.

İşte Şef Gürer Aykal'ın açıklamaları;

Gürer Aykal

Çok sesli müziğin Türkiye'de gelişmesi için yapılan çalışmalar yetersiz kaldı. Bu yüzden de Avrupa'nın Rönesans hareketiye başlayan ve Aydınlanma çağıyla en üst düzeye çıkan ilerleme düzeyini Türkiye yakalayamadı. Bunu yakalaması için elinde çok fırsat vardı, ama gelip geçen hükümetler müziği bir eğlence olarak gördü, eğitimde yer vermedi.

Köy enstitüleri ve halk evleri uygulamalarında müzik önemli bir eğitim unsuru olarak ortaya çıktı, ama onların filizlenmesi, gelişmesi de toplumun aydınlanmasını istemeyen güçler tarafından ortadan kaldırıldı.

İnsan sesi olduğu halde, opera-arya gibi sanat türleri alay konusu oldu. Kemanlar yalnızca düğünlerde insanları coşturan bir enstrüman olarak kaldı. Piyano baş ağrıtan bir tıngırtı olarak yüksek sosyeteye (bunu da hiçbir zaman anlayamamışımdır) mal edildi. Yan flüt kavalla değiştirildi. Zorlama programlarla, içeriğine hiç dokunulmayan tek sesli mirasımız müzik, çok sesli olarak okunmaya çalışıldı.

Fazıl Say'ın da yerden göğe kadar haklı olduğu uyuşturucu bir müzik türü yaygınlaştırıldı, alışkanlık haline getirildi.

Tüm dünya tarihinde ilerlemenin ilk hareket noktası olarak görülen müzik; Türkiye'de kaderciliğin, razı olmanın, sinikleşmenin, alın yazısının simgesi oldu.

Elbette arabesk müzik insanın beynini uyuşturmakta, zihni yavaşlatmakta, mücadele azmini yok etmektedir.

Bunu idrak etmek için deha falan olmaya, müzikten anlamaya da gerek yoktur. Seksen yılı aşkın cumhuriyet tarihimizin ilk otuz yılında dev adımlarla yürüyen Türkiye, son elli yılda geriye düşmenin dünya tarihindeki benzersiz örneğini göstermektedir.

Sanatın her türünde olduğu gibi, müzikte de uyuşukluğa, çaba göstermeden verim almaya pirim verilmektedir.

Fazıl Say, çabalarının değersizleştirilmesini en ağır şekilde yaşayan sanatçılarımızın başında geliyor. Tüm üretkenliğine, dünya çapındaki saygınlığına rağmen amansızca eleştiriliyor, yerden yere vuruluyor. Müzik üzerine bile olsa, konuşmasına izin verilmiyor.

Her konuda konuşma hakkını kendinde bulan otoriteler, "sen sus" diyebiliyorlar.

Fazıl Say ve onun kadar değerli birçok sanatçının yetiştiği bu ülkede, siyasi baskılara ve tutuculuklara karşı sesini yükselten Fazıl Say olduğu için de, oklar ona yöneltiliyor.

Sistem; sanatını yaşam biçimi haline getiren, özsuyunu bilimsel temellerden alan ve bunu yaygınlaştırmak için çabalayan sanatçıları yok etmeye çalıştı, çalışmaya devam ediyor.

Buna da büyük destek buluyor.

Mesleğim gereği müzik sanatçıları için söyleyebilirim ancak: Şöyle deniyor özetle; müzikle uğraşan sanatçılar besteleri ve icrasıyla kendini gösterebilirler. Ancak bunu yaygınlaştırmaya çalışamazlar. Sanatlarını özgürce icra edebilirler, kendi havuzlarında oynayabilirler. Bunda özgürdürler. Başka konularda konuşmamalıdırlar. Görüş bildirmemelidirler.

İstenen bu herhalde. Buna aykırı davrandığınızda, kendi sınırlarını çizmiş sanatçı kesim bundan rahatsız olacaktır.

Nitekim oluyor da. Fazıl Say, çağlar boyu toplumları harekete geçiren, sosyal yaşama olumlu katkılar veren ve haksızlıkları dile getiren öze dayalı müziğin, uyuşukluğun bir numaralı düşmanı olduğunu hatırlatmak istedi.

Kaderciliğin bir yaşam biçimi olamayacağını hatırlattı. Müziğin asla "sırnaşık ve yapışık" bir özelliği olmadığını söyledi.

O yüzden de eleştirildi.

Geldiğimiz nokta; tüm sanat kollarıyla birlikte, arabesk kültürün tam ortasındadır. Bundan en çabuk etkilenen müzik sanatı olmuştur. Şimdi artık bu arabesk anlayış, bir ahtapotun kolları gibi tüm toplumu sarmaktadır.

Bu yüzden Fazıl Say'ın sanatçı olduğu kadar bir düşünür olarak da ortaya attığı düşünceleri önemsemek her Türk aydınının savunması gereken bir gerçektir. Örnektir.

Yalnız bırakmamalıyız.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Magazin Kolik | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.