İntizar... SANSÜRSÜZ HAYAT İTİRAFLARI!
Gökhan Çınar’ın sunduğu Katarsis programında bu kez kırmızı koltukta, yıllardır sesiyle konuşan ama kendisi susan İntizar vardı.
Programın daha ilk dakikalarında gözleri dolan İntizar, kendini anlatmaya çalışırken şu sözlerle başladı: “Her şeyi çok ciddiye alıyorum galiba, bazen de hiç almıyorum. Yeniden bir şeylere başlıyormuşum gibi hissediyorum. Bildiğim yolları farklı geçiyorum. Sanki buraya aitim, hem de hiç değilim.” dedi.
YALNIZLIK GÖNÜLLÜYSE GÜZEL, GÖNÜLSÜZSE KEDER
İntizar’ın en çarpıcı çıkışlarından biri ise yıllardır neden geri planda kaldığına dair sözleriydi: “Beni bugüne kadar çok fazla konuşturmadılar. Sadece şarkı söylettiler. Konuşunca çok doğruları söylüyorum galiba. dedi.
Aşk konusundaki açıklamaları ise izleyenleri derinden etkiledi: “Çok aşık olduğumda bile belli edemem. İlk adımı atamam. Çok utangacımdır. Bir şey yaparım, küçük bir çiçek veririm mesela… sonra hemen geri çekilirim. Susarım. İletişime geçemem.” dedi.
Sevgiye bakışını anlatırken kullandığı cümleler ise adeta bir hayat mottosu gibiydi: “Sevgiyi çok ciddiye alıyorum. Sevmeyene de ‘Allah kalbine merhamet koysun’ derim. Herkesin başka bir dünyası vardır. Biz sevgimizi verelim… sevgimiz ona küfürse bile, dönüp dolaşacak yine bize sevgimiz olsun.” dedi.
Yalnızlıkla ilişkisini ise tek bir cümleyle özetledi “Gönüllüyse yalnızlık güzel… gönülsüzse biraz keder.”
12 ÇOCUKLU BİR EVDE, DOĞAYLA İÇ İÇE BÜYÜDÜM
İntizar, hayatının temelini oluşturan çocukluk yıllarını şu sözlerle anlattı: “Kerpiç bir evde doğdum. Evlerin numarası yoktu, kapısı bile yoktu… Kar yağdığında bir evin olduğunu dumanından anlardın. Doğayla iç içe büyüdük. Ağaçların, kuşların, suyun sesine göre yaşardık.” dedi.
İntizar’a göre bu doğal yaşam onun ruhunu şekillendiren en önemli unsur oldu: “Doğa beni iyileştiriyor. Güneş doğmadan biz de uyanırdık. Herkes görevini bilirdi. Kimisi hayvanlarla ilgilenirdi, kimisi ev işleriyle… Ben en küçük olduğum için izlerdim ama aslında hepsini içime çekerdim.” dedi.
“YAS BİTEN BİR ŞEY DEĞİL”
Sanatçı, anne ve babasına dair anlattıklarıyla da duygulandırdı. Annesini “şefkatin ta kendisi” olarak tanımlayan İntizar, onun sevgisini şöyle dile getirdi: “Annem tüm çocuklarına inanılmaz sevgi doluydu. Bir dediğimi iki etmezdi. Bizim evde sevgi çok büyüktü. Hep birlikteydik.
Ben konserden çıkınca bile ‘eve gitmem lazım, annem babam beni bekliyor’ derdim.” dedi. Babasıyla ilişkisini anlatırken ise gözleri dolan İntizar “Babam maaşını alır bana verirdi, ‘Hadi bakalım sen yönet bu aileyi’ derdi. Bana ilk gitarımı o aldı.
Bizim oralarda bağlama olur ama o bana mavi bir gitar aldı. Bana güvenirdi.” dedi. Ailesiyle ilgili konuşurken kayıplarına da değinen İntizar, “yas” kavramına bakışını şu sözlerle anlattı: “Yas biten bir şey değil. Bitti mi? Hayır. Devam mı? Hayır. Unuttum mu? Asla… Ama hayatın içinde taşımayı öğreniyorsun.” dedi.
“ÇINAR AĞACI BANA SANATÇI OLACAKSIN DEDİ”
İntizar’ın çocukluğunda en unutamadığı anlardan biri ise akşamları anlatılan masallar oldu. Ailesinin hayal gücünü besleyen bir ortam yarattığını belirten sanatçı: “Akşamları sobanın başında masallar anlatılırdı. Aşıklar olurdu o hikayelerde…
Birbirlerini bulmak için günlerce beklerlerdi. Şimdi düşünüyorum da o hikayeler bizim iç dünyamızı büyüttü.” dedi. Programın en çarpıcı anlarından biri ise İntizar’ın çocukluk anısıydı. Henüz 5 yaşındayken yaşadığını söylediği bu olay, stüdyoda adeta sessizlik yarattı: “Bir gün ablamla bir çınar ağacının yanına gittik. Ağacın kovuğunda geziyordum. Bir anda bir ses duydum…
Bana ‘büyüyünce sanatçı olacaksın’ dedi. Koşa koşa ablama gittim. O anı hiç unutmadım.” dedi. Bu anının hayatındaki en özel işaretlerden biri olduğunu söyleyen İntizar, “O gün içimde bir şeyin yandığını hissettim” diyerek yaşadığı duyguyu tarif etti.
“BANA ‘EVLAT’ DEDİ, HAYATIM DEĞİŞTİ”
İntizar’ın anlattıkları, adeta bir film sahnesini andırıyordu… İstanbul’da fırtınalı, şimşekli bir gece. Sanatçı o gün stüdyodan çıkıyor ancak cebinde eve dönecek parası bile yok. Emirgan sırtlarından Tarabya’ya kadar yürümek zorunda kalıyor. “Cebimde yol param yoktu…
Bugün olsa yürürüm derim ama o gün çaresizlikti” sözleriyle o anları anlatan İntizar, hayatının en zor dönemlerinden birini yaşadığını itiraf etti. Yolda yürürken iki kişinin yanına geldiğini ve kendisinden para istediklerini söyleyen sanatçı, o anki çaresizliğini şu sözlerle dile getirdi:
“Onlara ‘Benim de param yok, gelin birlikte dolmuşa binelim’ dedim.” Tam her şey çıkmaza girmişken, yağmurun içinden bir araba beliriyor. Arabanın camı açılıyor ve direksiyonda Türk arabesk müziğinin efsane ismi Ferdi Tayfur oturuyor.
İntizar o anı şu sözlerle anlattı: “Cam açıldı… Bir baktım Ferdi Tayfur. ‘Abi merhaba’ dedim. Yanımdaki çocuklar bir anda beni bıraktı.”.
“‘Ne yapıyorsunuz lan?’ dedi onlara. O anı hiç unutmuyorum.” Yaşananlar adeta bir dönüm noktasıydı. İntizar’a göre bu karşılaşma sıradan bir tesadüf değildi: “Hayatta hiçbir şey tesadüf değil. O gün bunu anladım.” dedi.
Bu karşılaşmanın ardından Ferdi Tayfur ile aralarında güçlü bir bağ oluştuğunu söyleyen İntizar, usta sanatçının hayatındaki yerini şu sözlerle anlattı: “Bana ‘evlat’ dedi. ‘Seni çok seviyorum, seninle gurur duyuyorum’ dedi.
O benim için baba gibi oldu.” dedi. Sadece manevi anlamda değil, kariyerinde de büyük bir destek gördüğünü vurgulayan sanatçı: “İlk albümümü o yaptı. Müzik hayatım boyunca hep yanımda oldu” diyerek Tayfur’un hayatındaki önemini gözler önüne serdi.


HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.