Arda Uskan: BARIŞ MANÇO İLE BİRLİKTE HEY DERGİSİ`NİN ADINI KOYAN GAZETEC

Hulûsi TUNCA

Gazeteci olunmaz, gazeteci doğulur derler..

Belki doğru belki yanlış ama ister olunsun ister doğulsun, gazetecilik yeri gelir öğretilir..

Henüz lise son sınıf öğrencisi iken birden bire 'sıkı bir okuru' iken 'sıkı bir muhabir adayı' olarak HEY ailesine katıldığımda..

Elbette; bana mesleği öğrettiler.. Kimler mi?.. Başta Doğan Şener ağabeyim olmak üzere;

Yener Süsoy, Ahmet Kılıç, Erhan Akyıldız, Cengiz Tünay ve ve ve sevgili Arda Uskan; bana bu mesleğin inceliklerini öğretmişlerdi.. Ne kadar başarılı oldular?

Ya da ben nasıl bir gazeteci oldum onun kararı sizin..

Son iki kitabım Yetmişler ve Seksenler'in ilk sayfalarında şöyle bir notum vardı:

'HEY Dergisi'nde yıllarca birlikte çalıştığım;

Ali Öztürk, Altan Erbulak, Atılay Gülen, Cenk Koray, Erhan Akyıldız, Erman Şener, Faruk Şensoy, Fikri Nazif Ayyıldız, Gül Baygül, Gülden Yıldız, Halûk Aktar, Neşad Başer, Orhan Boran, Reyman Eray, Sami Başaran, Süleyman Ayyıldız ve Yener Süsoy'un aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum!

Cennet mekânınızda nurlar içinde yatın...

Ve ne yazık ki onların arasına bir yeni isim daha katıldı: Arda Uskan.. Kıvrak kalemi, müthiş objektifi ile HEY'e uzun yıllar hizmet eden, hatta derginin adını Barış Manço ile birlikte koyan sevgili Arda ile son görüşmemiz, 'Yetmişler' adlı kitabım nedeniyle olmuştu.

Kitabım yeni çıkmış, baktım Arda arıyor:

'Bugün, yeni kitabınla ilgili olarak dergiden (Aktüel) arkadaşların sana geleceklerini duyunca, 'Durun dedim, Hulusi'ye ben gideyim, hem hasret gideririz hem de röportajını ben yapmış olurum...

Benim için ne büyük bir onur düşünebiliyor musunuz?.. Gerçekten de o gün Arda ile çok keyifli bir gün geçirmiş, sonrasında yaptığı röportaj Aktüel'de üç tam sayfa olarak yayınlanmıştı..

O gün Arda'nın rahatsızlığını fark etmiş ama konduramamıştım.. Soramazdım ki 'Neyin var usta? diye..

Hastaymış meğer.. 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Anıtkabir'i ziyaret ettiği saatlerde meğer o da bulutların üzerinde eski Hey'cileri ziyaret etmeye başlamış bile..

Sevgili Nurcan Sabur aradı.. 'Bir ustayı daha kaybettik' diye.. Hiç düşünmeden 'Arda mı' dedim.. İçime doğmuştu adeta..

Artık ne yazsak boş!

En iyisi sizleri, Hey'in ilk sayısından siyah beyaz fotoğraflarıyla süslediği mini bir Barış Manço seyahatnamesi ile baş başa bırakmak..

Belli ki o da 'rahmet istemiş...

Barış Manço, ilk yazısını Bursa'dan HEY için yazdı:

'CENNET BURASI..'

HEY'in ilk sayfalarındaki ilk röportaj.. Daha doğrusu bir konser öncesi kaleme alınmış bir mini seyahatmane..

Arda Uskan tarafından Bursa'nın tarihi ve turistik yerlerinde çekilmiş siyah-beyaz fotoğraflarla süslenen 'Bursa'dan Sevgilerle' başlığını taşıyan yazıyı kaleme alan Barış Manço'nun ta kendisi.. Ve işte o 'ilk' yazı:

'Hazreti Süleyman, dört bir yana haber salıp, cümle elâ gözlüleri buyur eder. Nerede var nerede yok cümle elâ gözlüler de gelir bu şehre yerleşir.

Belkıs Sultan da sarayına kavuşur, tahtına kurulur. Şehir de şehir olur, saray da saray..

Sağ vezir bunu sağ gözü ile görür. 'Cennet burası' der. Meğer sol vezirin de bir kulağı ağır işitirmiş.

'Cennet burası' sözünü 'Cennet Bursa' diye anlamasın mı? İşte o gün bugündür, bu şehrin adı Bursa kalır.

İşte böyle sevgili HEY okurları. Hazreti Süleyman'ın bu ünlü efsanesi kafamızın içinde dans ederken, sizler için dolaşmaya başladık Cennet Bursa'nın yemyeşil köşelerini..

Topluluktaki arkadaşlarımla birlikte son derece yorucu bir gece yolculuğu sonunda gün ağarırken varmıştık Bursa'ya.

Kesintisiz bir uykuyla ancak öğleden sonra gelebildim kendime. Kalkıp, etrafıma bakındım küçücük otel odasında.

Onkhan, Mounir ve Jonathan hepsi yorganlarını çekmişler başlarına, ölü gibi uyuyorlar. Ben de yeşil yolculuğun ilk kısmını tek başıma yapmaya karar verdim...

Yazısının bundan sonraki bölümünde Bursa'nın tarihi Yeşil Cami'sini, Karagöz'le Hacivat'ın inanılmaz öyküsünü, Bursaspor'un başarılarının sırrını Evliya Çelebi gibi anlatan ancak saat 18.30'da Bursa Tayyare Sineması'nda vereceği konserine hazırlanabilmek için kesmek zorunda kalan Barış Manço, yazısını bir Bursa türküsü ile noktalıyordu:

'Beyler bahçesinde armut sallanır.. Yağmur yağar silâhlarım ıslanır.. Bir gün gelir de deli gönül uslanır.. Ayırdılar akranımdan, eşimden hey... [18 Kasım 1970]