BUGÜN YINE AĞLAMAKLIYIM?

Özgür ARAS

Aralarda oluyor. Garip bir hüzün çöküyor içime. İşte o günlerden biri. Aklımdan film şeridi gibi öyle şeyler geçiyor ki. Bazen yaşadığım her şeye şaşıyorum. Bazen de kendime, yaşadıklarıma inanamıyorum. Ama yine de şükrediyorum Allah'a her an, her saniye... Bundan tam 10 yıl öncesini hatırlıyorum. Hayat ne kadar güllük gülistanlıktı. Hayat çok renkliydi. Ne nasıl ve neler getireceğini hiç belli etmiyor. Çok isterdim geleceği görmek, yaşayacağım her şeyi bilmek. Ama olmuyor işte her şey sürpriz... Anlık, anında, saniyelik... Hayat sürprizlerle dolu. İyi da kötü sürprizlerle dolu.

Dedim ya 10 yıl öncesine dönüyorum ve bu 10 yılı düşünüyorum? En yakın arkadaşım, sırdaşım, ablam, candaşım, ömrüm aslında daha çok şey yazabilirim ama nefesim yetmiyor. Kelimeler yetersiz. Ansızın bir sabah gitti. Hem de haber vermeden. Helalleşemeden , veda bile edemeden. O Marmaris'e çalışmaya gitmişti ben İstanbul'daydım. Her an her dakika konuşuyor hayatımızda günlük gelişen şeyleri anlatıyorduk.

22 Temmuz'unda sabah erkenden evimin telefonu çaldı? O iğrenç nefret telefon sesi o günden sonra o saatte bir daha çalmadı. Bana 'Başsağlığı' diliyordu karşıdaki ses. Uykudan uyanmış ne olduğunu algılayamıyordum. Sabah saat 08.00? Üzüntüsünü dile getiriyordu o da çok üzülmüştü. Her şey o saniye durdu benim için. Sonrası 2 ayı zor hatırlıyorum.

Evet Ajlan ölmüştü? Bu da bir sürpriz işte. Hayatın sürprizi. Her sürpriz güzel mi olur sanırsınız. Yok olmuyor. Aniden, hesaplamadan bir anda oluveriyor işte. Ajlan gerçekten ölmüştü?

Avaz avaz ağladım. Halıları yoldum. Camları kırdım. Kendimi yerden yere attım. İnamadım. Ama onu geri getiremedim?

O çoktan gitmişti. Hem de bir güle güle demeden. Hem de Ajlan'ıma daha çok şey söyleyecek ve ona anlatacakken.

Çok yalvardım Allah'a hem de çok her şeyin rüya olması için. Ama olmadı...

En son morgta vedalaştım onunla.

Ağzımdan bir tek, 'Seni çok özleyeceğim' çıktı. Olmadı, söyleyecek birçok sözüm boğazımda düğümlendi. Bir yıl, iki yıl, beş yıl, sekiz yıl derken tam on yıl oldu onu görmeyeli. Özlemek lafı çok az kalıyor biliyor musunuz? Onu çok özledim demek bile yetersiz bir kelime. Bu özlemin tarifi yok. Asla da olmayacak. Çünkü sanki bu on yıl daha dün gibi. Daha dün onunla konuşmuş, gülüşmüş ve dertleşmiştik. Zaman hızla geçebilir ama ben onunla konuştuğum en son zamanı durdurdum. Dondurdum. Hep o aklımda, hatırımda. Her an gelecek bana bir şaka olduğunu söyleyecek diye umudum var.

Allah bana nefes verdikçe Ajlan'ın adını, sesini yaşatmak için elimden geleni yapacağım. Benim hatırlatmama gerek yok ama hayatınıza giren dostlarınızın kıymetini bilin. Çok zor değil onları sevdiğinizi söyleyin hiç bir şey kaybetmezsiniz?

Hayat kime ne getirir ne götürür bilinmiyor geç olmadan seni seviyorum deyin dostlarınıza.

Benim dostum Ajlan'ım da gözleri hep benim üzerimde, beni gökyüzünden izliyor?

Onsuz 10'uncu yılım.

Mutlaka bir gün buluşucağım onunla ve biriktirdiğim her şeyi anlatacağım.

Sizde onun için dua ederseniz çok sevinirim.

Allah sizleri sevdiklerinizden hiç ayrımasın.

Sevgilerimle?

Özgür Aras