Burhan Akdağ… “KIZIMI ARİF VERİMLİ’NİN RAPORU YÜZÜNDEN GÖREMİYORUM”

Gazeteci Burhan Akdağ, yıllar önce hazırlandığını belirttiği ve Arif Verimli’nin imzasını taşıyan bir raporu kamuoyuyla paylaştı.

Akdağ, söz konusu rapor nedeniyle kızı Lidya Akdağ’ı göremediğini öne sürerek, yaşadığı sürecin sorumlusu olarak Verimli’yi işaret etti.

DurakMedya’da yer alan habere göre ünlü psikiyatrist Arif Verimli’ye şok suçlama. Verimli hakkında şok sözler kullanan Burhan Akdağ kızına hasret bırakıldığını söyledi.

Açıklamasında dikkat çeken ifadeler kullanan Akdağ, hem Verimli hem de Müge Anlı hakkında çarpıcı iddialarda bulundu. Duygusal bir yazı kaleme alan Akdağ, yaşadığı mağduriyeti kamuoyuna duyurmak istediğini belirtti. Akdağ ‘’ Sabahın erken saatleri değildi bugün… geç kalktım. Zaten kalkmak da istemedim. Teyzemin vefat haberini almak insanın içine öyle bir ağırlık bırakıyor ki, beden kalksa bile ruh yerinden kıpırdamak istemiyor. Ama hayat… o acımasız düzeniyle devam ediyor. Mecburen kalktım.

Elim alışkanlıkla televizyona gitti. Kanalları dolaşırken bir anda gözüm takıldı. Now TV’de bir program… ve o yüz. Yıllar önceye bir kapı açıldı sanki. Kalbim sıkıştı, nefesim daraldı. Ekrandaki kişi, geçmişimde kapanmamış bir yaranın adıydı: Prof. Dr. Arif Verimli.

Bir insanın yıllar sonra bile içini bu kadar yakabilmesi mümkün mü? Meğer mümkünmüş…

2007 yılında verilen bir rapor… Kağıt üzerinde birkaç cümle belki. Ama o cümleler bir babanın hayatını, bir kızın kaderini değiştirebiliyor. Benim hayatımda öyle oldu. O rapor sadece bir değerlendirme değildi; benim kızımla arama giren görünmez bir duvardı.

"BEN HÂLÂ DÜŞÜNÜYORUM…"

Bir doktor, hele ki “profesör” unvanı taşıyan bir insan, bir çocuğun hayatına dair bu kadar önemli bir rapor hazırlarken, neden sadece tek tarafı dinler? Neden beni dinlemez?

Neden bir babayı yok sayar?

Neden gerçeğin diğer yarısını görmezden gelir?

Neden mi söyleyeyim, aldığı paranın karşılığını vermek için…

Bugün 25 yıl geçmiş… ve ben hâlâ kızımla görüşemiyorum. İnsan bazen adaletin sadece kitaplarda kaldığını hissediyor. O gün verilen kararlar, yazılan raporlar, belki birileri için sıradan bir işti. Ama benim için her gün yeniden yaşanan bir kayıp oldu.

Ekranda onu gördüğüm an, içimde biriken her şey yeniden gün yüzüne çıktı. Öfke, kırgınlık, çaresizlik… Hepsi bir arada. Kalbim sıkıştı, çünkü insan unutamıyor. Hele ki konu evladıysa, zaman hiçbir şeyi silmiyor.

Bugün birileri çıkıp toplumun en büyük sorununun “özgüven eksikliği” olduğunu söyleyebiliyor. Oysa ben şunu çok iyi biliyorum:

İnsanın en büyük yarası, haksızlığa uğradığını bilip sesini duyuramamasıdır. Benim hikâyem belki de bu raporla değişti. Belki de bu imzayla uzaklaştım evladımdan. Ve yıllar geçse de o imzanın ağırlığı hâlâ omuzlarımda. Bu bir isyan değil sadece.

Konuya ilişkin Arif Verimli ve Müge Anlı cephesinden ise henüz bir açıklama yapılmadı. Olayla ilgili gelişmelerin önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Magazin Haberleri