“BÜTÜN BOŞANMALARIN SORUMLUSU BENİM”
Uzman Psikolog ve yazar Gökhan Çınar’ın sunduğu Katarsis’e konuk olan Mehmet Ali Erbil, hayatının en bilinmeyen yönlerini anlattı. Çocukluğunda yaşadığı travmalardan babası Sadettin Erbil ile ilişkisine, annesine duyduğu kırgınlıklardan yıllarca peşini bırakmayan ölüm korkusuna kadar birçok konuda çarpıcı açıklamalar yapan ünlü şovmen, zaman zaman duygusal anlar yaşadı.
“ÇOCUKLUĞUMDA EKSİK OLAN ŞEY SEVGİYDİ”
Program boyunca çocukluk yıllarına sık sık dönen Mehmet Ali Erbil, hayatındaki en büyük eksikliğin sevgi olduğunu söyledi. Çocuk yaşlarda anne ve babasının ayrılmasıyla büyük bir boşluğun içine düştüğünü anlatan Erbil, yaşadığı duygusal eksikliğin hayatının geri kalanını da etkilediğini ifade etti.
“Bugün dönüp baktığımda çocukluğumda eksik olan şeyi tek kelimeyle anlatabilirim; sevgi. Belki annem de babam da beni seviyordu ama ben bunu hissederek büyümedim.
Bana gösterilen, sarılarak yaşatılan bir sevgi değildi. Bastırılmıştı. İçerideydi. Ben o sevgiyi alamadım. İnsan çocukken sevildiğini duymak istiyor, görmek istiyor. Ben bunu çok yaşayamadım. O yüzden aidiyet duygusunu hayatım boyunca aradım.” dedi.
Anne ve babasının ayrılığıyla birlikte hayatının tamamen değiştiğini söyleyen Erbil, küçük yaşta kendisini bir anda ‘ortada kalmış’ hissettiğini anlattı. Erbil “Kendi evinde aidiyet bulamayan bir çocuk oldum.
Kendimi hep dışarıda kalmış gibi hissediyordum. Bir yere ait değilmişim gibi hissediyordum. O yaşlarda bunu tarif edemiyorsunuz ama içinizde bir eksiklik oluyor. Ben o eksikliği yıllarca taşıdım.” dedi.
“BABAM ÇOK SİNİRLİ BİR ADAMDI”
Mehmet Ali Erbil, babasının disiplinli ve otoriter biri olduğunu söyleyerek, “Babam çok düzgün bir adamdı. Karakter olarak çok sağlamdı. Ama çok sinirliydi. Gerçekten çok sinirliydi. Evde herkes onun öfkesinden çekinirdi. Çocukken onun yanında rahat hareket edemezdik.
Sevgi gösteren bir baba değildi. Belki seviyordu ama göstermiyordu.” dedi. Babasıyla ilgili anlattığı bir anı ise stüdyoda şaşkınlık yarattı. “Türkiye-Yunanistan maçı oynanıyor. Yunanlılar gol atıyor.
Ön sıradaki Rum sevinmeye başlayınca babam dayanamıyor. Sonra bir bakıyorsun adam karakolda. Meğer sinirlenip adamın kafasını ısırmış. Böyle bir adamdı. Çok öfkeli ama çok da dürüst bir adamdı.” dedi.
“EVİN İÇİNDE KENDİMİ YABANCI GİBİ HİSSETTİM”
Mehmet Ali Erbil, Katarsis programında çocukluk yıllarına dair en derin izlerden birinin aile düzenindeki değişimler olduğunu anlattı. Anne-babasının ayrılığının ardından hayatına giren yeni aile düzeni ve üvey baba süreci, onun için çocukluk algısını kökten değiştiren dönemlerden biri oldu.
Ünlü şovmen, o yıllarda evin içinde duygusal olarak kendini tam anlamıyla ait hissedemediğini, özellikle çocuk yaşta yaşanan bu kırılmanın kişiliğinde uzun süreli etkiler bıraktığını dile getirdi. Erbil, o dönemle ilgili en temel duygusunu ise tek bir kavrama indirgedi: yalnızlık ve aidiyetsizlik hissi.
“Kendi evimin içinde bile bazen dışarıda gibi hissettiğim zamanlar oldu. Çocukken bunu anlamlandırmak çok zor. Sadece hissediyorsun.” dedi. Programda, bu dönemlerin sadece bir “aile değişimi” değil, aynı zamanda iç dünyasında derin bir kırılma yarattığını da vurguladı.
“O yaşlarda bazı şeyleri anlamıyorsun ama hissediyorsun. Bastırılmışlık, sessizlik ve kendini anlatamama hali insanın içine işliyor.” dedi. Çocuklukta yaşanan bu duygusal boşluğun, ilerleyen yıllarda hem ilişkilerine hem de hayatla kurduğu bağa yansıdığını söyleyen sanatçı, yine de tüm bu süreci bir “kırılma ama aynı zamanda bir şekillenme dönemi” olarak tanımladı.
“ANNEME ÇOK KIRGINLIK DUYDUM”
Programda annesiyle ilgili de samimi açıklamalar yapan Mehmet Ali Erbil, uzun yıllar boyunca içinde taşıdığı kırgınlıklardan bahsetti. Erbil “Küçük yaşlarda bazı şeyleri anlamıyorsunuz.
Sadece kırılıyorsunuz. Ben anneme yıllarca kırgın kaldım. İçimde bazı hesaplar vardı. Ama yaş ilerledikçe insan anne olmayı, baba olmayı, hayatın zorluklarını anlamaya başlıyor. Sonra o kırgınlıkların yerini anlayış alıyor.” dedi. Erbil, zaman içinde annesini affettiğini ve geçmişle barıştığını söyledi.
“10 GÜNDE BAŞROLE ÇIKTIM, ANKARA KONUŞTU”
Henüz öğrenciyken Devlet Tiyatroları’nda başrol oynama fırsatı yakaladığını anlatan Erbil, bunun hayatındaki ilk büyük kırılma noktalarından biri olduğunu söyledi. Erbil “Provalara çağrıldım. Okuma provasında oynadım.
Aradan 10 gün geçti. Hoca beni birinci kast yaptı. Düşünebiliyor musunuz? Ben daha öğrenciyim. Ankara yer yerinden oynadı. Herkes ‘Bu çocuk kim?’ diye konuşmaya başladı. Sonra en iyi genç tiyatro oyuncusu seçildim. Bir anda hayatım değişti.” dedi.
Başarının ardından büyük bir özgüven patlaması yaşadığını da itiraf etti. “Başrol oynuyordum. Maaş alıyordum. Havamdan geçilmiyordu. Aynı anda beş sevgilim vardı.” dedi.
İBRAHİM TATLISES DÖNEMİ VE UNUTAMADIĞI GÖRÜNTÜLER
Programın en dikkat çeken bölümlerinden biri de Türk televizyonlarının altın yıllarına dair anlattıkları oldu. Mehmet Ali Erbil, özellikle İbrahim Tatlıses’in ekranlarda fırtına gibi estiği dönemin hafızasında çok özel bir yeri olduğunu söyledi.
O yılların televizyon dünyasının bugünle kıyaslanamayacak kadar farklı olduğunu vurgulayan Erbil, canlı yayınlarda yaşanan birçok olayın bugün yaşansa gündemi günlerce meşgul edeceğini ifade etti. Tatlıses’in ekrandaki gücünü ve halk üzerindeki etkisini anlatan Erbil, o döneme ait bazı görüntülerin hafızasından hiç silinmediğini söyledi.
Erbil “İbrahim Tatlıses’in sahneye çıktığı, insanlarla kurduğu ilişkiyi, o dönem yaşananları unutmak mümkün değil. Televizyon başka bir şeydi. İnsanlar ekranın başına kilitlenirdi. O yılların enerjisi çok başkaydı. Bugün dönüp baktığımda bazı görüntüler gözümün önünden gitmiyor.” dedi.
Erbil, o dönem televizyon dünyasında yaşananların sadece bir program değil, adeta toplumsal olay haline geldiğini anlattı. “Şimdi insanlar sosyal medyada birkaç saniyelik videolarla gündem oluyor.
Bizim dönemimizde bir yayın yapılırdı, ertesi gün bütün Türkiye onu konuşurdu. İbrahim Tatlıses’in programları da böyleydi. İnsanların hafızasına kazınan işlerdi.”
“ÇARKIFELEK HAYATIMI DEĞİŞTİRDİ”
Hayatındaki en büyük dönüm noktasının Çarkıfelek olduğunu söyleyen Erbil, yarışma için ilk teklif geldiğinde ücret konusunda anlaşamadıkları için projeyi kabul etmediğini açıkladı. Erbil “Bugün dönüp bakınca inanamıyorum. Çarkıfelek gibi bir projeyi reddetmişim.
Kendime çok güveniyormuşum demek ki.” dedi. Daha sonra yeniden teklif aldığını anlatan Erbil, yarışmayı tamamen değiştirdiğini söyledi. “Ben hazır bir formatı sunmadım. Kendimi koydum içine. Elbiseyi kendi üzerime göre diktim. O yüzden insanlar Çarkıfelek’i değil, Mehmet Ali Erbil’i izlemeye başladı.” dedi.
“ÇOCUKLARIMA YETERİNCE VAKİT AYIRAMADIM”
Programın en duygusal anlarından biri çocuklarıyla ilgili söyledikleri oldu. Başarı ve ekran yoğunluğu nedeniyle çocuklarına hak ettikleri zamanı veremediğini kabul eden Erbil, bunun en büyük pişmanlıklarından biri olduğunu söyledi.
“İnsan gençken çalışmayı her şeyin önüne koyuyor. Kariyer peşinde koşuyorsunuz. Sonra yıllar geçiyor ve kaçırdığınız şeyleri fark ediyorsunuz. Çocuklarımla daha fazla vakit geçirebilirdim. Bu konuda eksiklerim olduğunu düşünüyorum.” dedi.
“ALDATILDIM AMA TAKINTI HALİNE GETİRMEDİM”
Aşk hayatıyla ilgili de oldukça samimi konuşan Erbil, evliliklerinin bitmesinde kendisinin büyük payı olduğunu söyledi. “Bütün evliliklerimde boşanmaların sorumluluğu bende. Bunun aksini söyleyemem.
Benim çalışma tempom, benim hayat tarzım, benim hatalarım vardı.” dedi. İlişkilerinde sürekli kaybetme korkusu yaşadığını da itiraf etti. Erbil “Galiba içimde hep terk edilme korkusu vardı. Bu yüzden yedekleme yapmayı seviyorum. Kaybedersem başka biri olsun hissi vardı. Bunun doğru olmadığını biliyorum ama kendimi de kandıramam.” dedi.
Geçmişte aldatıldığına dair duyumlar aldığını da açıklayan Erbil, bu konuda dikkat çeken ifadeler kullandı. “Bana gelen duyumlar oldu. Ama gidip kimseyi yakalamadım. Büyük kavgalar çıkarmadım. Olduysa olmuştur. Ben bu konuda çok kompleksli biri değilim.” dedi.
“ÖLÜMLE DEFALARCA YÜZLEŞTİM”: KOMA SÜRECİ VE BİTMEYEN ÖLÜM KORKUSU
Katarsis’te hayatının en zor dönemlerinden de bahseden Mehmet Ali Erbil, yıllardır mücadele ettiği sağlık sorunlarının kendisinde derin izler bıraktığını anlattı. Defalarca ölümle burun buruna geldiğini söyleyen ünlü şovmen, yaşadığı ağır hastalık süreçlerinin ardından hayata bakışının tamamen değiştiğini ifade etti.
Uzun yıllardır kaçış sendromu nedeniyle ciddi sağlık problemleri yaşayan Erbil, hastane odalarında geçen aylarını ve ölüm korkusuyla yüzleştiği günleri unutamadığını söyledi.
Yakın çevresinin ve ailesinin umutla beklediği süreçlerde kendisinin de yaşamla ölüm arasında gidip geldiğini anlatan Erbil, özellikle komada kaldığı dönemin hayatındaki en büyük kırılma noktalarından biri olduğunu dile getirdi.
Erbil “İnsan ölümle karşı karşıya gelene kadar hayatın kıymetini tam anlayamıyor. Ben bunu çok ağır şekilde yaşadım. Hastane odalarında aylar geçirdim. Defalarca ölümle yüzleştim. Hayatım boyunca birçok şey yaşadım ama sağlıkla ilgili yaşadıklarım bambaşkaydı.
”Ünlü sanatçı, ölüm korkusunun zaman zaman hayatını tamamen ele geçirdiğini de itiraf etti. “Ölüm korkusunu yaşayan bilir. Bir gün her şey normal giderken ertesi gün yoğun bakımda olabiliyorsunuz. O yüzden insanın hayata bakışı değişiyor. Öncelikleri değişiyor.
Eskiden önem verdiğiniz birçok şey anlamsız geliyor.” dedi. Programın en duygusal anlarından biri ise torunundan bahsettiği bölüm oldu. Koma sürecinden çıktıktan hemen sonra torununun dünyaya geldiğini anlatan Erbil, bu olayın kendisi için adeta yeniden doğuş anlamına geldiğini söyledi. Erbil “Torunum doğduğunda ben komadan çıkmıştım.
Hastaneden yeni çıkmıştım. O yüzden ona hep ikinci hayatım diyorum. Benim yeniden yaşama tutunmamın sembolü gibi.” dedi. Torunuyla kurduğu bağı anlatırken duygulanan Erbil, bugün hayata tutunmasının en büyük nedenlerinden birinin ailesi olduğunu ifade etti.
“İnsan yaş aldıkça şunu anlıyor; para, şöhret, başarı bir yere kadar. Asıl önemli olan yanında sevdiklerinin olması. Ben ölümle yüzleştikten sonra bunu çok daha net gördüm.” dedi.
Mehmet Ali Erbil, yaşadığı tüm sağlık sorunlarına rağmen umudunu kaybetmediğini ve hâlâ üretmek, çalışmak ve seyircisiyle buluşmak istediğini de sözlerine ekledi.
“Sanatçının emekliliği olmaz. Nefes aldığım sürece çalışmak, üretmek ve insanlarla bir araya gelmek istiyorum. Çünkü beni hayatta tutan şeylerden biri de bu.” dedi.
SON EŞİ HAKKINDA İLK KEZ KONUŞTU: “EMEK VEREMEDİK, KÖPÜRTEMEDİK”
Katarsis’te özel hayatına dair samimi açıklamalarda bulunan Mehmet Ali Erbil, son evliliğinin bitiş süreci hakkında da dikkat çeken ifadeler kullandı. Programda son eşiyle ilgili doğrudan isim vermekten kaçınan Erbil, boşanmanın ardından öfke taşımadığını özellikle vurguladı.
Hatta kendisine yöneltilen sorular karşısında eski eşi hakkında olumsuz tek bir cümle kurmamaya özen gösterdi. “Evlilik de iş gibi, hayatın diğer alanları gibi emek isteyen bir şey. Emek vermek gerekiyor. Biz o emeği veremedik. Karşılıklı olarak veremedik. Bunun çok büyük etkisi oldu.” dedi.
Ünlü şovmen, yıllarca yoğun çalışma temposuyla yaşadığını ve bunun ilişkilerine zarar verdiğini de kabul etti. “Hayatım boyunca çok çalıştım. Programlar, sahneler, çekimler derken özel hayatı ikinci plana attığım dönemler oldu.
Evliliklerin de ilgiye ihtiyacı var. Biz bunu sağlayamadık.” dedi. Erbil, ayrılığı anlatırken dikkat çeken bir benzetme de yaptı. “Motivasyon eksikliği derler ya… Biz o evliliği köpürtemedik. Köpürtemedim, köpürtemedik diyelim.” dedi.
Programın en çarpıcı anlarından biri ise bütün evliliklerinin sorumluluğunu üstlendiği bölüm oldu. “Bütün evliliklerimde yaşanan boşanmaların sorumluluğu tamamıyla benim.” dedi. Son eşiyle bugün neden görüşmediği sorulduğunda ise dikkat çeken bir yanıt verdi.
“Öfkeli değilim. Asla değilim. Ama konuşmama maddesi var. O yüzden konuşamıyorum.” diyen Erbil, ayrılığın ardından herhangi bir nefret ya da düşmanlık duygusu taşımadığını ifade etti.
Program boyunca sık sık çocukluğunda yaşadığı sevgisizlik ve terk edilme korkusundan bahseden Erbil, bu durumun ilişkilerine de yansımış olabileceğini söyledi. “Ben galiba kaybetmekten korkuyorum.
İçimde hep terk edilme korkusu vardı. O yüzden yedekleme yapmayı seviyorum. Kaybedersem hayatımda başka biri olsun hissi oluşuyordu. Bunun doğru olmadığını biliyorum ama bu duyguyla mücadele ettim.” dedi.
“HAYAT BENİ ÇOK HIRPALADI AMA YETENEĞİMİ ELİMDEN ALAMADI”
Programın finalinde çocukluğundaki Mehmet Ali’ye ne söylemek isteyeceği sorulan Erbil, şu sözlerle duygusal anlar yaşattı: “Hayat benden çok şey aldı. Çocukluğumu aldı, huzurumu aldı, bazı hayallerimi aldı.
Ama bana çok değerli bir şey verdi. Bir altın bilezik verdi. O da yeteneğim. Ben bugün hâlâ ayaktaysam, hâlâ insanların karşısına çıkabiliyorsam, hâlâ sevilmeye devam ediyorsam bunun sebebi o yetenek. O yüzden küçük Mehmet Ali’ye dönsem ‘Sakın vazgeçme, yoluna devam et’ derdim.” dedi.