Türkiye’de girişimcilik konuşulurken çoğu zaman aynı cümleleri duyarız:
“İyi fikir çok ama yatırımcı yok.”
Aslında mesele yalnızca yatırımcı sayısının az olması değil. Sorun biraz daha derinde. Türkiye’de yatırım kültürü ile Batı’daki yatırım anlayışı arasında ciddi bir zihniyet farkı bulunuyor.
Batı’daki yatırım ekosistemine baktığınızda yatırımcıların çoğu zaman henüz ortada ürün bile yokken yalnızca bir fikre, bir vizyona ya da bir ekibe yatırım yaptığını görürsünüz. Silikon Vadisi’nde yatırımcıların “fikre yatırım” yapması sıradan bir durumdur. Hatta bazı girişimler yalnızca iyi bir alan adına, güçlü bir marka fikrine veya gelecek vadeden bir konsepte bile yatırım alabilir.
Türkiye’de ise tablo oldukça farklı.
Bir girişimci bir yatırımcıya yeni bir fikir sunduğunda çoğu zaman şu cümlelerle karşılaşır:
“Bunu ben de düşünmüştüm.”
“Bu iş Türkiye’de tutmaz.”
“Bu iş para kazandırır mı?”
İşin ironik tarafı ise şudur: Eğer o fikir gerçekten tutarsa bu kez aynı kişiler “Bu proje bana da gelmişti” demeye başlar.
Bu durum yalnızca fikir aşamasındaki girişimler için geçerli değildir. Türkiye’de faaliyete geçmiş, potansiyeli olan fakat işletme yönetimi zayıf olduğu için büyüyemeyen yüzlerce proje bulunuyor. Birçok iyi fikir, iyi alan adı, iyi marka potansiyeli olan dijital girişim adeta rafta bekliyor.
Neden?
Çünkü yatırımcı tarafı çoğu zaman “önce para kazandığını görelim” yaklaşımıyla hareket ediyor.
Ancak burada büyük bir çelişki ortaya çıkıyor.
Bir proje zaten ciddi para kazanıyorsa, o girişimci neden yatırımcıya ihtiyaç duysun?
Yatırımın temel amacı büyümedir. Yani yatırımcı projeye para koyar ve o proje büyür. Ancak Türkiye’de çoğu zaman yatırım, büyüme finansmanı yerine “risksiz kazanç” mantığıyla değerlendiriliyor.
Bu nedenle Türkiye’de girişimcilik dünyasında sıkça gördüğümüz bir tablo oluşuyor:
Girişimci projeyi büyütmek için yatırım arar.
Yatırımcı ise önce projenin para kazanmasını ister.
Sonuç olarak potansiyeli olan birçok girişim büyüme aşamasına geçemeden duraklar.
Bir başka sorun ise yatırım kültürünün gayrimenkul merkezli olmasıdır.
Bugün Türkiye’de 200-250 bin dolar civarında bir bütçesi olan yatırımcıların büyük kısmı şu şekilde düşünür:
“Bu paraya ev alırım, kira getirisi olur.”
Oysa aynı bütçeyle doğru bir dijital girişime yatırım yapılması halinde çok daha büyük ekonomik değerler oluşabilir.
Dünyada bugün milyar dolarlık şirketlere dönüşen birçok girişim, ilk yatırımını yalnızca iyi bir fikir ve doğru vizyon sayesinde aldı.
Türkiye’de ise bazen güçlü bir marka adı, kaliteli bir domain veya yüksek potansiyelli bir dijital proje bile yatırım bulmakta zorlanabiliyor.
Hatta bazı kişiler için dijital yatırım anlayışı hâlâ şu seviyede kalabiliyor:
“20 dolara domain alırım, WordPress site kurarım.”
Bu yaklaşım elbette yatırımcılık değildir. Bu daha çok ticari bir deneme ya da fırsat kollama davranışı olarak tanımlanabilir.
Gerçek yatırımcılık ise potansiyeli görmektir.
Bir projeyi bugünkü haliyle değil, gelecekte ulaşabileceği değer üzerinden değerlendirmektir.
Bugün global pazarda iyi bir dijital girişimin minimum değeri çoğu zaman 250 bin doların altında değildir. Bu rakam oldukça mütevazı bir başlangıç değeridir. Ancak Türkiye’de bu seviyedeki bir girişime yatırım yapacak yatırımcı bulmak hâlâ zor olabiliyor.
Bu noktada Türkiye’deki yatırımcılara farklı bir pencere açabilecek bazı uluslararası dijital yatırım platformları bulunuyor. Bu platformlar, web siteleri, dijital medya projeleri, SaaS girişimleri ve e-ticaret işletmelerinin alınıp satıldığı global pazaryerleri olarak faaliyet gösteriyor.
Yani yatırımcılar yalnızca yerel fırsatlara değil, dünya çapındaki dijital girişimlere de erişebiliyor.
Uluslararası Dijital İşletme Yatırım Platformları
1. Flippa
Flippa, dünyanın en büyük dijital varlık alım-satım platformlarından biridir. Web siteleri, bloglar, içerik platformları, medya portalları, mobil uygulamalar ve SaaS girişimleri bu platformda alıcı ve yatırımcılarla buluşur.
Bir girişim sahibi burada projesini listeleyebilir ve dünyanın farklı ülkelerinden yatırımcılarla doğrudan iletişime geçebilir. Aynı şekilde yatırımcılar da büyüme potansiyeli olan dijital projeleri inceleyerek yatırım fırsatları yakalayabilir.
2. Empire Flippers
Empire Flippers, daha çok gelir üretmeye başlamış ve belirli bir trafik seviyesine ulaşmış dijital işletmelerin yer aldığı “premium” bir pazaryeridir.
Platformda yer alan projeler belirli bir doğrulama sürecinden geçtiği için yatırımcılar açısından daha güvenli bir ekosistem sunar. On binlerce doğrulanmış yatırımcı bu platform üzerinden dijital işletmelere yatırım yapmaktadır.
3. Acquire.com
Acquire, son yıllarda hızla büyüyen dijital işletme alım-satım platformlarından biridir. Özellikle SaaS girişimleri, içerik siteleri, e-ticaret işletmeleri ve internet tabanlı projeler için güçlü bir yatırımcı ağına sahiptir.
Birçok girişimci bu platform üzerinden yatırımcı bulmakta veya şirketinin tamamını satmaktadır.
Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin gelişmesi için yalnızca girişimcilerin değil, yatırımcıların da bakış açısını değiştirmesi gerekiyor.
Risk almadan yatırım olmaz.
Vizyon olmadan büyüme olmaz.
Ve en önemlisi…
Geleceği görmeden yatırımcı olunmaz.
Türkiye’de aslında fikir de var, girişimci de var, proje de var.
Eksik olan şey çoğu zaman yalnızca doğru zamanda, doğru vizyonla yapılan yatırım.
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Ev almak mı gerçekten yatırım?
Yoksa geleceğin şirketlerini büyütmek mi?
Cevabı ise zaman gösterecek.