Zara... `YÜREK GÜCÜYLE ER KİŞİ OLUNUR, BİLEK GÜCÜYLE DEĞİL!`

Zara... `YÜREK GÜCÜYLE ER KİŞİ OLUNUR, BİLEK GÜCÜYLE DEĞİL!`

Cine5 ekranlarının sevilen programı `İpek Tuzcuoğlu ile Yüzleşme`ye Türk Halk Müziği`nin sevilen sesi, başarılı sanatçı Zara konuk oldu.

Zara hayatı ile ilgili bilinmeyenleri, kendisiyle yaptığı yüzleşmeleri programda samimiyetle paylaştı.

Kendisiyle yüzleşmeyi sevdiğini söyleyen Zara her zaman kendini sorguladığını anlattı. 'Ben hep insanın kendisiyle yüzleşmesi gerektiğini düşünürüm.

Severim yüzleşmeyi bu dünyaya niye geldiğimi sebepleri sonuçları kendi içimde arayan bir insanım. Derdim kendimle. Bütün gelişim kitaplarını da okurum.

Kendi kültürümün Yunus Emre'sine, Mevlana'sına ulaşmış kendi kültürünü geç keşfetmiş biri olarak, biz değişirsek etraf değişir. 'Eğer er kişiysen sözünü kendine geçir bir başkasına değil? derdi anneannem. Ölmüş olsa da fikirleri sözleriyle yaşıyor' diyerek paylaştı.

?Fıstıklı çikolata vazgeçilmezim, ama diyetteyim?

İpek Tuzcuoğlu programda ünlü sanatçıya tatlı bir sürpriz de yaptı. Zara?nın hayatında vazgeçilmez yiyeceği fıstıklı çikolataymış.

?Hayatta bir şeye karar verdiğiniz zaman hani son kararınız mı diye soruyorlar ya. Ben sıkı bir diyete başladım. Bu sürede deli gibi aşık olduğum fıstıklı çikolata, şekerli yemem yasak.

Ama diyete girdiğim günden beri de kallavi sofralar, davetler geliyor. Hayatta en çok zevk aldığım şeylerden biridir fıstıklı çikolata. Küçükken de böyleydim, büyükken tek fark daha kibar yiyorum. Küçükken elime yüzüme bulaştırarak yerdim.? Diyerek çikolata tutkusunu anlattı.

?Rodrigo ile uyurdum, benim ninnimdi?

Müzik deyince her türü çok sevdiğini söyleyen Zara için Rodrigo gitar konçertosunun yeri ayrı. Annesi onu uyutmak için ninni yapmış konçertoyu. ?Tüylerim diken diken oldu.

Beni darmaduman ettin gözlerim doldu. Güzeller güzeli annecim o zamanlar 90?lık kasetler vardı kasedin önü arkasını bu müzikle doldurmuştu.

Beni bununla uyutur kendisi de çok ağlardı. Kendisi de çocukken bunu dinlermiş. Biz Adıyamanlıyız .Annemler İstanbul?a göçüyor kalabalık bir aile. 9 kişi halleri vakitleri şöyle böyle.

Mütevazi bir evde yaşamak için her yere başvuruyorlar ama kalabalık oldukları için yer bulamayınca mecburiyetten köşke taşınıyorlar. Annem hep anlatırdı. Evde Fransız bir hanım var.

O üstte oturuyor. Altında bankacı genç bir çift. Onlar bunu hep çalarmış annemde hep ağlarmış onun çocukluğundan getirdiği şey benim ninnim oldu. Dila?ya dinlettim.

Kızım Dila ile Aşık Veysel, Münir Nurettin Selçuk, Mozart her şeyden dinliyoruz. 14 aylık ama müzik çaldığı zaman hemen susar, edeplidir, hemen tempo tutmaya başlar.?

?Küçükken çok yaramazdım, kuyuya bile düştüm?

İpek Tuzcuoğlu İle Yüzleşme programında çocukken çok yaramaz olduğunu anlatan Zara?nın başına gelmedik kalmamış. ?Bir semt pazarında 1.5 2 yaşındaydım. Annem anlatıyor.

?Seni güzel giydirmiştim, saçların lüle kahverengi tulumun vardı, sadece elini para vermek üzere bıraktım geri döndüğüm de yoktun.? diye. Sabah ondan akşam beşe kadar.

Anne olunca üç dakikası bile insanın ömrünün bitmesine yeter. 7 saat sonra bir kadının elinde buluyor.? Kadında bırak o benim çocuğum? diyor ta ki ben anneme ?annecim? diye sarılana kadar.

Çok korkunç bir şey. Annem diyor ki "Çocuğum nerde, ona ne oluyor, hiçbir annenin canını yakma benimkini de yakma, diye ağlarken görmüş beni. Kadın bana bir dondurma verince gitmişim onunla birlikte. Ben bu çocuğu buldum demiş.

Kadının kayınbabası gelmiş ?yavrum bu böyle çocukları toplayıp getirir.? diye. Birde kuyu hikayesi var. Bizim mahallede bir ?aşk çeşmesi? vardı aşıklar birbirleriyle orada buluşurdu.

Orada buluşanların düğünlerine gittiğimi hatırlarım. Göztepe mahallesinin arka tarafında 7 metrelik kuyu. Arkadaşlarımla oynamaya giderken birinin arkadan ittiğini, bana dokunduğunu hatırlıyorum hayal meyal.

Düştüm. Suyun üstünde durmaya çalıştığım ve kurbağalarla bakıştığımı hatırlıyorum. Kuyunun dibine düşerken musluğa çarptığım için de ciddi bir operasyon geçirdim .Çocuk yetiştirmek çok zor.? diyerek anlattı.

İpek Tuzcuoğlu İle Yüzleşme programında özgürlüğe çok düşkün bir insan olduğunu anlatan Zara, tehlikeli sporlar yapmayı çok seviyor.

Ünlü sanatçının hayalindeki mesleklerden biri de uçak kullanmakmış. ?Uçma isteği bilmiyorum ki beni ne etkiledi bilincime ne yerleşti kendimi bildim bileli uçmaya uçurmaya isteğim var.

Denyimimi var. 52 saat uçak kullanınca bröve alıyorsunuz. Ben bir saat tek motorlu uçak kullandım. Bütün İstanbul?u gezdik. Şahane bir deneyimdi. Uçakla her eve her parka bakıp hepsinin bir hikayesi var diyorum. İnanılmaz bir huzur. Her şey senin için bir deneyim.? diyerek anlattı.

?Kırşehir türküsü uğurlu geldi?

İpek Tuzcuoğlu?na konservatuara başlama hikayesini de anlatan Zara?nın hayatında Neşet Ertaş?ın seslendirdiği bir Kırşehir türküsünün yeri ayrı ?Üsküdar Cumhuriyet Lisesi mezunuyum.

Arkadaşlar sesimi beğenirlerdi. Hep batı ve pop müziği eserleri söylerdim. Halk müziğinin eserlerini çok bilmezdim. Sezen ve Brain Adams hayranıydım. Whitney Houston?u kız kardeşim gibi severdim.

Bir gün müdire hanım çağırıyor dediler. Milliyet gazetesi halk müziği yarışmasına seni koyacağız dedi. Nedim Çiçek hocamız bu eseri, ?Biter Kırşehir?in gülleri? türküsünü öğretti.

Bu eserle yarışmaya girdim. Salonda tüm okulların öğrencileri var ve herkes kendi okulunu alkışlıyor. Beni arada çıkan bir sanatçı zannettiler. Çıktığım zaman salon yıkıldı. Direk finale kalarak birinci oldum.

3. Sınıfta 93 yılında yeniden aynı eserle katıldım yine direk finale kalarak birinci oldum. Oradaki konservatuar öğretmenlerinden jüri annemin aklını çeldi. Ben sivil havacılığa gideceğim pilot olacağım diyordum.

Annem baskın bir karakter. İnsan çocuğu konservatuara gitmesin ister, benim annem gitmemi istedi. Konservatuar sınavında zor bir türkü seçtim. 1500-2000 kişi konservatuar sınavına girmişti.

Hazırladığım türkünün sözlerini unutunca yine aynı türküyü söyledim. Bu eserle İstanbul Radyosu yetişmiş ses sanatçısı sınavına da girdim. Neşet Ertaş toprağı ruhu şad olsun. Ne eserler kazandırdı.? diyerek anısını paylaştı.

?Anneler Jetlag olmaz?

Oyunculuk deneyimini de ?İpek Tuzcuoğlu İle Yüzleşme? programında paylaşan Zara o dönemde anne olmasa da anneliği içinde hissederek oynamış, kızı doğduğunda ise o duyguyu tüm kalbiyle hissetmiş.

?Atıf Yılmazla çalışmak çok muhteşem bir şey, Eylül Fırtınası. Tarık Akan Sevda Ferdağ, Hazım Körmükçü çok şahane bir ekipti. O dönem çocuğum yoktu, orada aslında doğallığım ve içgüdülerim ön plandaydı.

Empati ve doğallıkla ve hikayeyi de o kadar güzel anlatmışlardı ki, dişlerimi sıka sıka çekime gittiğimi hatırlıyorum. Anne olunca, bilgeliğe bir yol gidiyorsa eğer annelik bunlardan biri. Bu durağa da uğramak lazım.

Candan önce cananı sevdiğin, her durumda her haliyle aldığın, sevdiğin, içine bastığın biri. Bir konser sonrası yorgun argın eve geldim. Dinlenmek istiyorum. Kızım ben olmadan banyo yapmıyor.

Ateşi çıktı, sabaha kadar başında durdum. O muhteşem bir şey onun için şunu söylüyorum ?anneler jetlag olmaz?. diyerek duygularını paylaştı.

İpek Tuzcuoğlu?nun ?Dila öncesi ve sonrası neyle yüzleştin?? sorusu üzerine cevap veren Zara ?Diladan önce hep bir yere gidesim uzaklaşasım vardı. Dila?dan sonra o benim özüm, dünyaya getirdiğim en büyük canlı eser, senin bir şey katmalarınla çoğalacak dedim. Kendime uzaklaşma hissim orada geçti.? sözleriyle cevap verdi.

?Yürek gücüyle er kişi olunur, bilek gücüyle değil?

İpek Tuzcuoğlu?nun ?Türkiye?de ve dünyada kadın yönelik şiddet devam ediyor. Burada neyle yüzleşiyorsun? Çocuk gelinlerle ilgili ne yapılması gerekiyor?? sorusu üzerine Zara ?Çocuk gelinlerle ilgili %14 gibi bir rakam söyleniyordu, %1 bile olsa ne kadar büyük ve acı bir sorumluluk.

Bu çocuğun evlenme konuşma, çocuk doğurup doğurmama konusunda söz hakkı yok daha minicikler. Korkunç, o çocukların duyguları, içi, yüreği. Birçoğu fizyolojik olarak hazır olmadan evlendiriliyor.

Anlatılacak savunacak bir yanı yok. Bunun için eğitim gerekli. Büyükleri gençleri, anneleri eğiteceğiz. Sadece ilmi değil ruhi olarak da kendimizi eğitmeliyiz. Ruhu da ilmi de at başı götürecek eğitimle bu sorun çözülebilir.

Berdel diye bir şey de var benim de şahit olduğum. Bir kız ve oğlan birbirini seviyor nişanlanıyorlar. Çocuk ölünce kızın adı çıktı diye 12 yaşında kardeşiyle evlendiriliyor. Korkunç hikayeler.

O çocuktan doğan çocuk ne verecek bu dünyaya travmalarla. Kadına şiddet deyince tüylerim diken diken oluyor. Bunların eğitimle üstesinden gelinmesi lazım. Var olan bütün canlıların canına kastetmek incitmek insanlığın neresine sığıyor.

Allah zaten bizden razı bizim birbirimizden razı olmamız lazım. Bakışla birbirimizi incitmeyelim derken bu görüntüler insanın yüreğini dağlıyor. Er kişi kendine söz geçirebilen kişidir.

Er kişi de yürek gücüyle bilinir, bilek gücüyle değil asla. Eğer siz kendinize söz geçirebiliyorsanız öfkenizi kontrol edebiliyorsanız er kişi diyeceğiz hepimize.? diyerek bu konudaki duygularını paylaştı.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.