Duygu Karaca..."TELEVİZYONDA İŞ YAPMAK SPERMLERİN SAVAŞI GİBİ"!..

Duygu Karaca..."TELEVİZYONDA İŞ YAPMAK SPERMLERİN SAVAŞI GİBİ"!..

Çok kısa sürede büyük izleyici kitlesine ulaşan “N olur Ayrılalım” dizisinde Saadet karakterine hayat veren ve oyunculuğuyla dikkatleri çeken Duygu Karaca bilinmeyenlerini Q Life dergisinde sevenleriyle paylaştı.

Tiyatrodan Sinemaya TV den oyunculuğa bu günlere nasıl geldiğini röportajında sevenleri ile paylaşan Duygu Karaca idolünün Perran Kutman olduğunu da ilk kez röportajında paylaştı.

- Duygu Hanım sizi en son TV’de “ N’olur Ayrılalım”  isimli dizide izledik. Komedi oyunculuğunuz ile kısa sürede dikkatleri üzerinize çektiniz. Okuyucularımız için biraz kendinizi anlatır mısınız nasıl başladı oyunculuk aşkı?

Oyun oynamak hayatımın her döneminde en keyif aldığım şeydi, hani kendimi bildim bileli derler ya işte oyunculuğun benim hayatımdaki yeri tam da öyle. Ben de en çok sevdiğim şeyi meslek olarak seçmeye karar verdim çünkü insan mesleğini ne kadar çok severse o kadar başarılı oluyor. Oyunculuk seçimimin , verdiğim en doğru karar olduğunu düşünüyorum. Oyuncu olmak için doğmuş bile olabilirim.  Bence dünyanın en zor ama en zevkli meslekleri arasında oyunculuk ilk üçe girer... Müjdat Gezen Sanat Merkezinde oyunculuk eğitimi aldım. Konservatuar okurken tiyatro oyunlarına başladım ve bu mezun olana kadar sürdü. Mezun olduktan sonra tanıştım televizyonla. Çeşitli reklamlar ve TV dizilerinde rol aldım. En son da N’ olur Ayrılalım ’da Saadet karakterini canlandırdım.    

2-  Müjdat gezen sanat merkezi oyunculuk gelişiminizde size nasıl katkılar sağladı?

Müjdat Gezen Sanat Merkezi benim ikinci ailemdir. Oyunculuğun yanı sıra bana bir çok şeyi öğreten bir okuldur. MSM mezunu olduğum için her zaman gurur duyacağım, okuldaki tüm hocaların benim üzerimde ayrı ayrı çok emeği vardır ve bu emeğin karşılığını ne yapsam ödeyemem. Her birine buradan tek tek teşekkürlerimi, minnetlerimi sunuyorum fakat okul kurucumuz ve sevgili hocamız Müjdat Gezen ‘in dışında iki isim var ki onların yeri bende çok daha ayrıdır. Bahsetmeden geçersem olmaz.
İlker Ayrık ve Apo Kaya... Bu iki isim bana oyunculuk için ve mesleğim için çok şey öğretmiştir. Zaten İlker Ayrık ‘la mezun olduktan sonra hiç kopmadık tiyatro başta olmak üzere birçok işte birlikte çalıştık. Mezun olduktan sonra da öğrenilmesi gereken bir çok şeyi bana kendisi öğretmiştir. Halen birlikteyiz ve okulumuz MSM'de kendisinin hoca olduğu sahne derslerinde bir arkadaşımla birlikte asistanlık hocalık yapıyoruz.
MSM bence Türkiye'de bir ekolü olan yetiştirdiği her oyuncuya kendi metodunu bulmasını öğreten özgün bir okul. Müjdat hocamız her zaman iyi insandan iyi oyuncu olur der. Bana göre MSM 'li olmak gerçekten bir ayrıcalıktır.

 

3- İlker Ayrık'ı ekranlardan çok sempatik ve eğlenceli biri olarak tanıyoruz. İş hayatında ve hocalığında da öyle mi? Nasıldır hocalığı?

Dört yıllık konservatuar hayatım boyunca dersine korkarak girdiğim tek insandır. İşin garip tarafı şuan o korkarak girdiğim derse hocamla beraber giriyorum. Disiplinsizliğe ve tembelliğe hiç gelemez. Sert bir hocadır ama tüm öğrencilerin en sevdiği hoca olmayı da başarmıştır. Hocalıkta olduğu gibi iş hayatında da oldukça disiplinlidir. Özel hayatında ise dünya tatlısıdır, tam bir ağabeydir ve aynen gördüğünüz o tatlı sempatik halindeki gibidir.
 
4-  Siz yeni nesil bayan komedyen olarak gösteriliyorsunuz. Sizin kendinize örnek aldığınız bir bayan komedyen, bir idolünüz var mı?

Bu şekilde gösteriliyor olmak gerçekten beni çok mutlu ediyor. Komedi kendimi çok rahat hissettiğim ve ömür boyu içinde var olmak istediğim bir alan. Umarım yaptığım her projede bu şekilde bahsettiririm kendimden. Örnek aldığım kişiler elbette var. Demet Akbağ ve Perran Kutman bunların başında geliyor. Perran Kutman için idolüm diyebilirim.

5- Yeni nesil komedi oyuncuları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yeni nesil oyuncu arkadaşlarımı eleştirmek bana düşmez fakat eski Yeşilçam filmlerini aradan 20-30 yıl geçmesine rağmen hala bayılarak izliyor olmamızın sebebi bence samimi ve doğal oyunculuk. Ben günümüzdeki birçok oyuncuda bu samimiyeti göremiyorum. Tabi ki herkeste değil. Benim bu sebeple var olduğum tüm projelerde en önem verdiğim şey samimi oyunculuk biçimidir. Bu soruyu eskiyle yeniyi karşılaştırmak gibi değerlendirirsek eski komedi oyunculuğunun samimiyeti ve tadı yeni oyuncularda çok yok bana göre. 

 

 

6- Biraz da özel hayatınızdan bahseder misiniz? Özel hayatınızda ve iş hayatınızdaki vazgeçilmezleriniz nelerdir?

Harika bir adamla evliyim. Mari isminde tatlı köpeğimizle birlikte yaşadığımız, samimi bir yuvamız var. Doğduğumdan beri İstanbul'da yaşıyorum. Tamda Neşeli Günler filmindeki gibi bir ailem var. Kalabalık ve neşeli, eşim Levent’te aileme girip hayatımı daha da güzelleştiren en son aile bireyi oldu. Hepsi aynı anda hayatımda birinci sırayı alır. Onlar için yapamayacağım hiç bir şey yok. Onlar benim vazgeçilmezimdir.
İş konusunda ise vazgeçilmezlerim daha farklı... Saygı, disiplin, çalışkanlık ve dürüstlük... Sanırım iş hayatımda da bunlardan vazgeçemem. Sevgi ve neşe içinde büyüdüğüm için yaptığım veya yapacağım her işi sevgi ve neşeyle yapmaya özen gösteririm.
Gerçekten zor bir insanımdır ama severseniz de ölümüne arkadaş olacağınız bir karakterim var. İş hayatımda prensipli ve disiplinliyimdir ama özel hayatımda bunu pek göremezsiniz.

7- En çok canlandırmak istediğiniz karakter rol hangisi? Keşke bunu oynasaydım yâda  şunu yaparsam bu benim jübilem olur dediğiniz bir rol var mı?

Hiç bir rol benim jübilem olamaz çünkü bence bu meslekte jübile olmamalı. Oyunculuk ölene dek yapabileceğiniz bir meslektir,  yeter ki vücudunuz buna müsaade versin... Veya yapımcılar. 
Hangi rolü oynamak isterdiniz?  Sorusuna gelince öylesine yeniyim ki bu piyasada oynamak istediğim çok karakter var. Her yeni rol yeni bir heyecan, yeni bir üretkenlik. Sinema filminde oynamayı çok istiyorum ve Tiyatroda bir müzikal yapma hayalim var. Tombul ve kısa boylu olan bir Hürmüz oynamak istiyorum mesela. Kim bilir belki de sevgili Sadık Şendil Hürmüz'ü öyle hayal etmiştir. Bilemeyiz ….
8- Kendinizi ilerde nerede görüyorsunuz? Belirlemiş olduğunuz bir hedefiniz var mı?

Kendimi hayal ettiğim yerler hep afişler. Sinema filmi afişleri, tiyatro afişleri... İlk gösterimlerin heyecanı ve kalp çarpıntısını Allah benden almasın. Hayatımda o heyecan hep olsun istiyorum. Sanırım parayla satın alınamayacak bir güzelliktir o kalp çarpıntısı. Sinema ve tiyatro dışında bir sitcom hayalimde yok değil, ama televizyonda iş yapmak aynen spermlerin savaşı gibi. Milyonlarca oyuncu var ve kazanan çok az kişi oluyor savaşı kazanan oyuncunun doğum süreciyse yeni mezun biri için gerçekten çok sancılı...

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum