Ceyda Ateş? "FİGÜRAN BLUZUMDAN İÇERİ ELİNİ SOKTU VE" !..

Ceyda Ateş? "FİGÜRAN BLUZUMDAN İÇERİ ELİNİ SOKTU VE" !..

Son günlerin en çok takip edilen güzeli Ceyda Ateş, Maxim Dergisi'ne birbirinden çarpıcı pozlar verdi!.. Ceyda'nın nefesleri kesecek, akıl sınırlarını zorlayacak pozları ve çarpıcı açıklamalar!..

"Çılgın Dersane" filmiyle çıktığı piyasada filmden daha ünlü oldu Ceyda Ateş? Hatta öyle ünlü oldu ki bütün talk showlar peşinden koştu, öyle ünlü oldu ki bütün dergiler kapısını çaldı? Ama Ceyda Ateş, Maxim dergisini tercih etti?

-Bize biraz kendinden bahsetsen?

"-1987 doğumluyum. TV hayatım 5 yaşımdayken başladı. Pek çok dizi, klip ve reklamda rol aldım. Barış Manço Eğitim ve Kültür Merkezi'nde iki sene tiyatro okudum. Liseyi bitirdikten sonra ise yabancı dil dersi aldım. Seneye de konservatuarda tiyatro eğitimi almak istiyorum."

-Bu kadar küçük yaştan beri çalışıyor olmanın nasıl etkileri oldu?

"-Çok büyük etkileri oldu. Bu kadar küçük yaştan beri çalışıyor olduğum için arkadaşlarımla elimde kova, kürekle sahilde oynamadım ya da elime Barbie bebeğimi alıp evcilik oynamak yerine ben setlerde oyuncularla oynadım. Bu yüzden bir çocukluğumu pek yaşayamadım. Ancak öte yandan tüm bunlar çok erken yaşta olgunlaşmama neden oldu."

-Bu sebepten eksikliğini hissettiğin şeyler oluyor mu?

"-Aslında eksikliğini hissetmiyorum çünkü işimi çok seviyorum. Gerçekten işime aşığım, o nedenle çocukluğumu bile özlemiyorum."

-Setlerde özel anıların oldu mu?

"-Elbette. Aslında setlere başladığım zaman için üç yaşımdayken diyebilirim. Bir çekimde Türkan Şoray'a 'anne' demem gerekiyordu ama demedim; setin ortasında 'benim annem var' deyip ağladım ve bu yüzden öyle bir çekim yapılamadı."

-Güzellik yarışmalarına katıldın mı?

"-Yine 5 yaşımda, Neşe Erberk'in düzenlediği bir yarışmada, 5000 çocuk arasından Çocuk Güzeli seçilmişim; hem de ağlayarak. Çünkü çok çekinmişim. Kraliçe seçildiğimi öğrenince babam bayılmış, annem de dayımı cimcikliyormuş. Sahneye çağırdıklarında babam baygın olduğu için dayımla annem çıkmış. Daha sonra başka bir yarışmada daha Çocuk Güzeli seçildim. Geçen sene de Suha Özgermi'nin düzenlediği yarışmada İstanbul Güzeli seçildim. "

-Hangi ajanslarla çalıştın şimdiye kadar?

"-6 yaşıma kadar Neşe Erberk Ajans'a bağlıydım ama ondan sonra Tümay Özokur'un ajansına geçtim. Bana ailemden sonra en büyük desteği veren kişi Tümay Hanım'dır. Benim için anne yarısı gibidir. Birbirimizi çok seviyoruz."

-Sence güzellik somut bir kavram mıdır?

"-Bence çirkin kadın yoktur. Bazı kadınların daha güzel olmasının sebebi yalnızca daha bakımlı olmasıdır. Bizim işimiz gereği güzellik pek çok zaman hem avantaj, hem de dezavantaj olabiliyor. Ama ben aynaya baktığım zaman şükrediyorum. Çünkü gerçekten güzelim ve 'her şeyim tam' diyebiliyorum. Biraz kendime aşık biriyim."

-Peki 'güzel olacağıma ? olsaydım' dediğin bir şey var mı?

"-Hiçbir şeye imrendiğim olmadı. Tabii ki daha güzel olmak adına estetik yaptıranlar var. Belki ihtiyacım olsaydı ben de düşünürdüm. Ama bunun dışında, ben işimle anılmak istiyorum. İnsanlar beni elbette beğenebilir ama benim için bu ikinci planda kalıyor çünkü işimle gündeme gelmek istiyorum."

-Sence bir kadın öncelikle nasıl olmalıdır?

"-Bence bir kadın her zaman kendini bilmeli. Özgüvenli olmalı ve bakımına çok dikkat etmeli."

-Peki, bir erkek öncelikle nasıl olmalı?

"-Siz erkekler yok musunuz? [gülüyor] Erkekler aslında hiç güvenilmeyecek insanlar? Bence bir erkek, özellikle karşısındaki bir bayansa saygıyı bilmeli, kesinlikle dürüst ve kendi gibi olmalı."

-Çok dürüst ama çok çirkin bir erkek seninle birlikte olabilir mi?

[gülüyor] "-Gönül bu, ne olacağı belli olmaz. Tabii yanımda olacak kişinin bana yakışması lazım ama çok fakir birine de âşık olabilirim, sakat birine de? O an hissettiklerime bağlı, bir kuralı yok."

-Okulda kopya çeker miydin?

"-Çekimlerden dolayı okula çok gittiğim söylenemez. Ortaokulda hep ben kopya verirdim; hatta arka sıralardaki arkadaşlarımın kâğıtlarını alıp kendim yapardım. Lise döneminde ya arkamdakine bakardım, ya eteğimin altına, ya da sıranın üstüne yazardım."

-Öğretmenler yakaladı mı?

"-Hayır yakalamadılar. Bana dokunmuyorlardı."

-Neden?

"-Benden bıkmışlardı diyebilirim. Çünkü dediğim gibi ben ancak haftada bir gün okula gidiyordum. Çok nadiren sınavlara giriyordum. Çok agresif bir kızdım ama kendi halimde okuluma giderdim ama okuldaki öğretmenler ve öğrenciler beni sevmezdi."

-Nasıl agresiftin? Yani kavga mı ediyordun?

"-Hayır, asla öyle bir huyum yoktur. Gayet sakinimdir. Bazen çok haksızlıklarla karşılaşıyordum. Ama yaptığım işle okuldaki diğer öğrencilerden çok farklıydım ve haksızlıkla karşılaştığımda agresifleşiyordum. Hakkımı arayan, hırslı bir insanımdır. Bu yüzden hocalarla münakaşam olurdu."

-İşinde de hırslı mısındır?

"-Çok hırslıyımdır. Beş yaşından beri bunu yapıyorum, hala hırslıyım ve en üst noktasına da ulaşsam bu yanımı hiç kaybetmeyeceğim."

-Pişman olduğun bir iş yaptın mı şimdiye kadar?

"-Böyle bir olay yaşadım. Bundan birkaç yıl önce bir dizide oynuyordum. Yönetmenimin yaptığı işle bir ilgisi yoktu; aslında boksördü. Bize hiçbir şey anlatmıyordu. Senaryoyu okuyup istediğim gibi oynadıktan sonra da 'ben sana böyle mi dedim' diyerek bağırıyordu. Artık o sete ağlaya ağlaya gitmeye başlamıştım."

-Oyuncularla sıkıntın oluyor mu?

"-Ben çok pozitif bir insanımdır; genelde herkesle çok iyi anlaşırım. Fakat 'Gurbet Kadını' döneminde, kaçırıldığım ve tecavüze uğradığım bir sahneyi oynuyordum. Figüranlardan biri, nasıl davranacağını hiç bilmediği için, kendini kaptırıp elini bluzumdan içeri sokmaya çalıştı. Başımı oradaki taşlara vurmuştu. Bu yüzden o oyuncuyla ve yönetmenle kavga etmiştim."

-Yaşıtlarınla anlaşamama sebeplerin neler olabilir?

"-Bu zamana kadar hep kendimden büyük insanlarla çalıştım. İyinin, kötünün ne olduğunu setlerde öğrendim. Setlerde büyüdüm. Dediğim gibi her insanı severim aslında."

-Bizi de seviyor musun?

[Gülüyor]"- sizi sevmiyorum? Benim derdim yok ama insanlar beni çok kıskanırdı. Taktığım tokaya kadar kıskandıkları olurdu ve hakkımda abuk sabuk şeyler duyardım. Bu yüzden herkese güvenimi kaybettim ve onlarla konuşmamaya başladım. "

-Sence de kızlar genelde erkeklerle mi daha iyi anlaşıyor?

"-Mutlaka öyle olduğu oluyordur. Ama benim kardeşim kadar yakın olduğum arkadaşım Merve vardır. Bir tabaktan bir çatalla yemek yeriz. Onunla çok iyi anlaşırım ve hayatım boyunca onunla dost kalmak istiyorum. Böyle şeyler de oluyor ama çok iyi seçmek gerekiyor."

-Takıntıların ya da saplantıların var mıdır?

"-Kara kedi gördüğüm zaman saçımı çekerim ve üç tane kuş görürüm (ama karga olmayacak). Aynaya karşı bir saplantım vardır; karşıma koyun saatlerce bakarım. Fotoğraf makinesine bayılırım, saatlerce poz verebilirim. Yünlü kazaklara karşı büyük bir takıntım vardır; çıldırırım. Toza dayanamam; temizliğe çok önem veririm."

-Erkeklerle aran nasıldır?

"-Aslında çözemediğim bir konu bu. Ben oldukça zor bir insanımdır. Hayatımda biri olduğunda çok değişirim; çünkü çok sık eleyip dokuyan bir insanım. Bu zamana kadar da hayatımda çok fazla kişi olmadı. Genelde öyle söylendiğinden, erkekler için 'güvenilir' dedim ama benim de daha önce bir ilişkim oldu ve o zaman yaşadıklarım yüzünden erkeklere güvenimi yitirdim. Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer derler ya, ben de artık öyle davranıyorum."

-Bir erkekte sana en seksi gelen şey nedir?

"-Erkeğine göre değişir dermişim [gülüyor]. Sempatik ve içten bir erkek beni gerçekten çok çeker. Seksi olmasından ziyade böyle olması ve tabii dürüst olması benim için çok önemli."

-Peki bir erkekten aldığın en güzel hediye neydi?

"-Pelüşleri gerçekten çok severim. Sevgililer gününde, bir erkek arkadaşım dershanemin çıkışına kocaman bir ayı ve yanında yavrularını getirmişti. Aldığım en güzel hediyeydi diyebilirim."

RÖPORTAJIN DEVAMI BU AYKİ MAXIM DERGİSİNDE...

-------------------------------------------------------------------

RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERLERİNE TIKLAYABİLİRSİNİZ?

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.