• BIST 101.638
  • Altın 259,315
  • Dolar 5,6887
  • Euro 6,3801
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 25 °C

Gökhan Gencebay... İSTANBUL'UN SOKAK DUVARLARINDA İMZASI VAR!

Gökhan Gencebay... İSTANBUL'UN SOKAK DUVARLARINDA İMZASI VAR!
Orhan Gencebay ve Sevim Emre’nin başarılı bir graffiti sanatçısı olan oğlu Gökhan Gencebay, şimdi iyi bir oyuncu olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

 Röportaj: E. Berna Tuna Fenemen

Gökhan Gencebay, şimdi iyi bir oyuncu olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Müzik dünyasının duayeni Orhan Gencebay ve Sevim Emre’nin oğlu Gökhan Gencebay, oyuncu olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Ne istediğini çok iyi bilen, çok farklı ve zengin bir kültürü özümseyerek kendine özgü bir bakış açısı ile yol alan bu genç adam ile Genel Yayın yönetmenimiz Salih Keçeci’nin de eşlik ettiği keyifli bir röportaj yaptık. 

Gökhan Gencebay, Bilgi Üniversitesi Görsel İletişim ve Tasarım mezunu. Okulunu bilinçli bir şekilde seçmiş. Çocukluğundan beri oyun oynamak yerine resim çizmeyi tercih ettiğini, çizim yeteneğinin de çok küçük yaşlarda fark edildiğini, kendisini bu yönde geliştirdiğini söylüyor.

Daha sonrasında ise graffitiye merak sarmış. “1996’dan beri aktif graffiti yapıyorum. Hâlâ devam ediyorum. Pera Müzesi’nde çok önemli bir sergiye katıldım. Mural İstanbul Festivali’nde de bir binanın cephesini boyadım.

Şimdi Beyoğlu Belediyesi ile birlikte bir festival düzenleme projemiz var.” diyen Gencebay, graffiti ile olan bağını şöyle özetliyor:

“Manevi olarak graffitide doyum noktasına ulaştım”

“Graffitinin bir ruhu vardır. Çok zaman alır, çok fazla kendinden vermen gerekir. Ben graffitiyi kendi işim gibi görüyordum. Maddi bir kazancım yoktu ama bütün tutkum onun üzerineydi.

New York graffitisini arşivleyerek 80’li yıllarda “Subway Art” ve “Spraycan Art” adlı iki kitap çıkaran Martha Cooper ve Henry Chalfant ile tanıştım. Pera Müzesi’ndeki sergide işlerini kopyalayarak öğrendiğim bu insanlarla beraber boyama şansını elde ettim.

Sonrasında onlarla New York’taki ilk graffiti grubunun bir üyesi olarak devam ettim. Martha Cooper’ın yeni çıkaracağı kitapta büyük olasılıkla ben de yer alacağım. Kısacası manevi olarak graffitide doyum noktasına ulaştım.”

“Eğitim sırasında oyunculuktan büyük keyif aldım”

Gökhan Gencebay’ın oyuncu olmak için yola çıkışı da işte bu noktadan sonra gündeme gelmiş. “Yakın çevremizdeki birçok usta isim benim oyuncu olmam gerektiğini söylüyordu. Başlangıçta bana çok uzak gelmişti bu fikir. Ama biraz olgunlaşmaya başlayınca düşünmeye başladım. Öncelikle bir eğitim almaya karar verdim.

Eğitim aldıktan sonra başarılı bulunursam devam ederim diye düşündüm.  Ayla Algan’dan ders almaya başladım. Eğitim sürecim çok güzel ve başarılı geçti. Kendim de büyük keyif aldım. Keyif aldığım bir işi en iyi yapabilmek için çaba göstermek benim ilkemdir.” diyor.

“Graffiti yaptığım için sokakta çok zaman geçirdim”

Gökhan Gencebay’ın bir graffiti sanatçısı olması, onun oyunculuk yeteneğini zenginleştireceği kesin. Bakın bu konuda neler söylüyor: “Graffiti yaptığım için sokakta çok zaman geçirdim. İstanbul sokaklarında zaman geçirmek büyük bir tecrübedir. Hem de biraz yetenek ister. Çünkü her mahallenin raconu farklıdır, yaşayanı farklıdır.

Bu yüzden farklı birçok insanı yakından tanıma ve gözlemleme şansım oldu. Oyuncu olarak bunları kusursuz bir şekilde aktarabilirsem kesinlikle çok faydası olacak. 

Gökhan Gencebay, graffiti yaparken başından geçen ilginç olaylara şu örneği veriyor: “İstanbul’da graffiti yapmak kolay bir şey değildir. Süreç içerisinde graffiti yaptığım konusunda derdimi anlatamadığım için terörle mücadele ekipleri tarafından nezarete alındığım bile oldu.

Bu yüzden nüfus kâğıdı taşımazdım ki babama kötü bir haber gitmesin. Nezarette yatardım. Annemlere arkadaşlarımda kaldım derdim. Sonra sonra graffitinin ne olduğu anlaşıldı neyse ki.”

Sokak kavgalarından dövüş sporlarına

“Bir oyuncuyu geliştirecek her türlü eğitime açığım.” diyen Gökhan Gencebay, “Sokak kavgalarına karıştığım oldu ama teknik anlamda dövüş sporları konusunda kendimi geliştirmek istiyorum.

Ayrıca dans dersleri gibi yan eğitimleri de almak istiyorum. Spor, uzun zamandan beri spor hayatımda hep var. Yedi yıldır haftada beş gün fitness ve kardiyo yapıyorum, koşuyorum.” diyor.

Gökhan Gencebay, oyuncu olarak Şener Şen’i çok sevdiğini, Gürkan Uygun’u çok beğendiğini söylüyor. “İçerde” dizisini muhteşem bir proje olarak değerlendiriyor. “Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz”ı da kaçırmadan izlemeye çalışıyor. Ayrıca “Poyraz Karayel”i de severek izlediğini belirtiyor. 

İddialı ve mükemmeliyetçi

Aslan burcu olan Gökhan Gencebay, kendisini iddialı ve aynı zamanda mükemmeliyetçi olarak tanımlıyor. “Şu anda oyunculuğa emek vermiş birçok kişi bir rol almak için beklerken, bana gelen teklifleri kabul etmeyi doğru bulmadım. Emin adımlarla yol almak istiyorum.” diyor.

“Babam beni her zaman destekledi”

Gökhan Gencebay, doğal olarak bir dönem müziğe de ilgi duymuş. Ama yapmama kararı almış. Nedenini şöyle açıklıyor: “Babam her zaman beni destekledi. Müzikle ilgilendiğimi duyduğunda her şeyin en iyisini yapmak istedi.

Gitar aldık, hoca tuttuk ama dinlediğim müzik belliydi. Klasik gitarla arpej öğrenmek bir süre sonra bana çok sıkıcı geldi. Underground kültürden gelen bir insanım. Punk müzik dinliyor, punk müzik yapmak istiyordum.

Böyle bir çocuktum. Babam her tarz müziği dinler. Bu konuda çok esnek ve vizyoner bir insan. Punk müzikte birkaç akor ile derdini anlatırsın. Bir süre stüdyo kiralayıp, oradaki insanların başını bir süre ağrıttık.

Ama ben müziğe tam yeteneğimin olmadığını anladım. Bu yüzden müzik yapmaktan vazgeçip, iyi bir dinleyici olarak kalmaya karar verdim.”

İlgi görmek ve şöhret olmak 

“Ben yıllarca tanınmamaya çalıştım.” diyen Gökhan Gencebay, “Yüzümü, adımı saklayarak bir şeyler yapmaya çalıştım.  Babamdan dolayı bana bir ilgi ve merak tabii ki var. Ama o babamın başarısıdır.

Dolayısıyla sırf onun oğlu olduğum için babamın başarısı ile gündeme gelip kendime paye çıkarmayı doğru bulmuyorum. Orhan Gencebay’ın adının arkasına sığınıp da ortaya çıkmak istemem, kendi başarılarım ile anılmak isterim.

Graffiti konusunda bunu başardım. Orada isminiz yoktur, yaptığınız değerlendirilir. Oyunculukta da gelmek istediğim nokta bu.” diyor.

“Hep annem ve babam gibi insanların arayışındayım”

Böyle bir anne babanın çocuğu olmak onu nasıl etkiledi diye sorduğumuzda şöyle cevap veriyor: “Annem de babam da günümüzde çok zor bulunan değerde iki insan. Annem çok güçlü bir karakter. İş bitirici, evin reisi.

Babam da zaten herkesin takdir ettiği, milyonların hayranlık duyduğu bir isim. Onlar gibi bir anne-baba ile büyüyünce, hep onlar gibi insanların arayışında oluyorsunuz. Bu yüzden az dostum vardır.”

Yaşam döngüsü

Gökhan Gencebay, röportajını, yaşam felsefesini özetleyerek noktalıyor: “Mutlu olmak için çalışmak benim yaşam felsefem. Çünkü mutlu olduğun sürece güzel şeyler yapabilirsin. Güzel şeyler yaptığın sürece mutlu olursun.

Böyle bir döngüm var benim. Huzur çok önemli. Mutlu olduğun yerde, mutlu olduğun insanlarla, mutlu olduğun şeyleri yapmalısın. 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Magazin Kolik | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.