Hakkı Bulut... 61 ALBÜM, 1000 BESTE... 'BU BİR KAİNAT REKORU'

Hakkı Bulut... 61 ALBÜM, 1000 BESTE... 'BU BİR KAİNAT REKORU'

‘Ben yaşadığım aşkları, içimden geçen özlemleri, hikayeleri kağıda döküyorum, şarkılarım , hep aşklarımın eseri diyen Arabesk Müziğinin Taçsız Kralı Hakkı Bulut’a merak edilenleri magazinkolik için tüm samimiyetiyle yanıtladı.

Röportaj; Özlem CİNİC

‘Ben yaşadığım aşkları, içimden geçen özlemleri, hikayeleri kağıda döküyorum. Eğer aşk olmazsa hiçbir şey olmaz. Benim yazdığım İkimiz Bir Fidanız, Ben Buyum, Ben Tövbemi Geri Aldım, Son Mektup, İtirazım Var gibi şarkılar, hep aşklarımın eseri diyen Arabesk Müziğinin Taçsız Kralı Hakkı Bulut’a merak edilenleri sorduk kendisi de tüm samimiyetiyle yanıtladı.

 

İŞTE DÜNDEN BUGÜNE FOTOĞRAFLARLA HAKKI BULUT

İşte gönüllere taht kurmuş sanatçıdan herkese yol haritası olacak açıklamalar…

-Hakkı bey, bu zamanlara gelmek kolay olmamıştır. O yüzden sizin anlatacaklarınız bir başkalarına örnek teşkil edebilir. Kendinizden bahsetmek isterseniz neler söylemek istersiniz?

-‘’Yıl 1945… Tunceli Aktarla köyü. Küçük yaşlarda şarkı okumaya başladım. Hatta köylü nineler damın diplerinde otururlar, ekmeğin içine tereyağ sürüp Hakkı gel bize bir şarkı söyle derlerdi.

Ben de onlara yöresel ezgileri söylerdim. Çok sevilirdim ama çok haylazdım. Dolayısıyla da köyün tümü benden illallah demişti. İlkokulu köyde, ortaokulu Tunceli’de okudum.

Ailem yılda 2-3 ay Adana’ya çalışmaya gider kazandıklarını getirir burada yerdik. Babam baktı ki orada geçim durumumuz kötü git-gel yapmaktansa hepimizi topladı ve Adana’nın Ceyhan ilçesine yerleştik.

Tarlalarda pamuk, buğday hasatı gibi işlerle uğraştık. Babam ayrıca tavukçuluk yaptı. Ceyhan’da lise olmadığı için Adana Erkek Lisesi'nde okudum. Ardından Adana Kız Öğretmen okuluna dışarıdan imtihanla girdim birincilikle öğretmen oldum. Hatay ve Adana’da 12 yıl boyunca mesleğimi yaptım.’’

-Peki siz eğitim ardından öğretmenlik yaptığınız dönemde müzik hayatınızın neresinde yer alıyordu?

‘’Ben hit şarkılarımı yaparken bugün ben diyenler o günlerde bana bağlama çalıyorlardı’’

-‘’Müzik hep hayatımda oldu. Adana’da bir ses yarışması yapıldı ve 1.oldum. Plak firmasının biri plak yapmayı teklif etti. Yanına sığınıp oturduğum bir aile vardı onlar bana bir akıl verdiler, bak birinci oldun sana plak yapacaklar sakın 500 liradan aşağı isteme.

1970 yıllarında 500 lira çok büyük para. O zaman öğretmenlikten 300 lira gibi maaş alıyordum. Düşünün tek bir maaşımla arsa almıştım. 500 lira isteyince adamlar güldüler. Pazarlık yapıla yapıla bu rakam 50 liraya kadar düştü.

Ama ben buna da razıyım. Aldılar beni İstanbul’a götürdüler. Otobüs bilet paramı bile kendim verdim onlar sadece oteli karşıladılar. Plak şirketi beste ve güfteyi senin yapman lazım dediler.

O birkaç gün içersinde ‘’Leylam Leylam’’  diye herkes tarafından bilinen şarkıyı yaptım arkasından da uzun hava. Bu şarkıyı yaparken Türkiye’deki en büyük sanatçılar o zaman bağlama çalıyorlardı.

Şimdi isim söylemiyorum çünkü bir kere söyledim arkadaşın biri alınmıştı. Sonra Ceyhan’a geri döndüm 6 ay kadar orada kaldım. Firmaya’’ Unutamıyorum’’ diye bir şarkı bırakmıştım. O zamanlar meşhur bir Adanalı bayan bir şarkıcı vardı ‘’Mürvet Kekilli ‘’onun sesinden bu eser çıktı.’’

-Eserinizin izniniz dışında söylenmesine tepkiniz ne oldu?

-‘’O öfkeyle soluğu İstanbul’da Selahattin Sarıkaya’nın yanında aldım. Ağabey ben sana geldim eseri bıraktım sen başka sanatçıya okutmuşsun, söz ve müzik Selahattin Sarıkaya yazmışsın. O da oğlum sen yenisin benim ise burada adım var.

Senin adını yazsaydım herkes alır okurdu ama benim adım olunca kimse esere dokunamaz dedi.

Ardından yeni bir eserimin olup olmadığını sordu. Var dedim hemen beni stüdyoya aldılar ’’İkimiz Bir Fidanın Güller Açan Dalıyız’’ şarkısını söyledim. Ardından parasız pulsuz Adana’ya döndüm.

Çukurova’da genellikle radyo dinlerdik. Bir Elazığ il radyosu bir de Kıbrıs il radyosu vardı. Kıbrıs il radyosunda sürekli dinleyici istekleri geliyordu. O zaman kendi kendime bir günde benim adımı söyleseler bende şöhret olsam diye hayal ediyordum.

İşte o büyük gün radyoda spikerden şöyle bir anons geçiyor ‘’Bir baktık isteklerin sonu gelmiyor daha yapamadığımız bir sürü istek var ve bunu  Hakkı Bulut yerine getiriyor. Bendeki sevinci bir görseniz, hemen hanıma döndüm.

Saadet meşhur oldum baksana benim şarkım çalıyor herkes beni dinliyor. Elazığ’a gittim şehre girdim ki her yer Hakkı Bulut. Her yerde beni çalıyorlar.’’

-Böylece sizin için bir dönüm noktası başlamış oluyor…

‘’Tam ünlenmişken memleketime döneceğim dedim ve tokat yedim’’

-‘’Kesinlikle… Böylece profesyonel anlamda da çalışmaya başladım. Şehre gittiğimde büyük bir bahçe vardı  oranın müdürüne sanatçı olduğumu söyledim. Hakkı Bulut’um dedim inanmadılar sonra beni sazımla patrona götürdü başladım ‘’Yola Çıkmış Arıyorum’’u çalmaya.

Baktı ki plaklarda dinlediği ses bu başladılar hal hatır sormaya. Devamlı reklam yapmaya başladılar tabi ki yer hınca hınç doldu. Akşam sahneye çıktım büyük bir ilgi var. Başka şarkım da yok yedi kere’’İkimiz Bir Fidanın Güller Açan Dalıyız’’ şarkısını art arda söyledim.

Herkes masasına çağırıyor tanışmak istiyor. Hiç unutmam Hakkıcığım gel hadi biri çağırdı adını hiç unutmuyorum Hıdrı Şenol. Bana ben mühendisim ileride çok büyük sanatçı olacaksın ama bu şekilde sazsız sözsüz çalışırsan harcanırsın onun için sen al sazını git memleketine dedi.

Ertesi gün gittim patronun yanına döneceğimi söyledim. 50 lira değil 75 lirada verseniz duramam dedim ve patrondan hafif bir tokat yedim.’’

-Gördüğünüz tavıra çok sarsılmış olmalısınız değil mi?

60 albüm , 1000 beste… Bu bir kainat rekoru!..

-‘’Gözyaşı içinde otobüse bindim Ceyhan’a vardım. Sonra eser yayılmaya başladı Birçok yerde eser iyice dillenmeye başladı. İstanbul’a geldik plak şirketi başka eserin var mı diye sorunca ‘’Ben Buyum’’ şarkısını okudum .

Plak şirketleri Hakkı ağabey bir şarkınız varmış bizimde bayan sanatçılarımız var onlara okutmak istediklerini söyleyince tamam okutun kardeşim dedim. Para filan vermediler. Daha sonrasından 100 lira verdiler.

Onların bana faydası  şu oldu onlar İstanbul’da idiler. Ben Ceyhan’da olduğum için onlar daha göz önüne geldiler.

O günden bugüne kadar 61 tane albüm yaptım. 1000 tane beste yaptım. Bu sayı dünyanın kainatın rekorudur. Şimdi 61 tane albümü başkası da yapabilir ama bir detay var ki bu albümlerde sözler ve besteler bana ait.’’

-‘’İkimiz Bir Fidanın Güller Açan Dalıyız’’ şarkısının hikayesi nedir?

-‘’Lisede aşık oldum. O zaman ünlüde değildim uzaktan uzağa bir kızla birbirimize bakıyorduk. Daha sonra vekil öğretmen olduk ardından nişanlandık. Sonra tuhaf davranışları ,nasıl geçineceğiz diye söylemleri olunca ‘’Ben Buyum’’ şarkısı ortaya çıktı.’’

-Eşinize yazdığınız şarkı var mı?

‘’Eşim benim için su üzerinde açan bir nilüfer’’

-‘’61.albümde ‘’Seni Çok Seviyorum’’ diye şarkı var. Sevgililer gününde eşime şarkı okudum .

 Bir gün aklarda düşecek, ama benim gözümde hiç değişmiyor.

 Bir asır geçse bin yılda geçse ,hasret ve özlem olarak ruhumda kalacaksın 

Gün olur çehren solar saçlarına düşebilir aklar ‘’ diye gidiyor.’’

-Albümlerden bahsederken şu an yeni bir albüm hazırlıyorsunuz. Bunun sizdeki önemi nedir?

‘’Yıldız Tilbe ve Ferhat Göçer’e samimiyetleri ve verdikleri desteklerinden ötürü teşekkür ediyorum’’

-‘’Şuan 62.nci albümü hazırlıyorum ama yıllardan beri Unkapanı plakçıları sana ‘’Saygı Albümü’’ yapalım diyorlar ama bana saygıya gerek yok kısmetse ben daha çok albüm yapacağım diye yanıt veriyordum..

Şerif diye bir sanatçı arkadaşım kanıma girdi senin bestelerinden 12 sini çalalım yeni aranjörler altyapılar yapalım yeni sanatçılar çağıralım böylece bu albümü çıkaralım dedi ben de okudum.

Herkesle samimiyetim yok samimi olmadığım insanlara nasıl götürürüm teklifi diye çekindim.

Kim beni kırmaz dedim kırmayacak insanları not aldım ilk isim Yıldız Tilbe dedim aradım daha tam anlatmamışken sözümü kesti albümünde okuyacağım dedi ve stüdyoya geldi. Hangi şarkı okuyacaksın dedim.

O da çocukken bizim evde şarkıların çalıyordu en çok ‘’Köylüyüm’’ şarkısı beni  çok etkilemiştir.Ben onu okuyacağım dedi ve okudu.Bende  onla düet yaptım. Sonra kimi arayım dedim aklımdaki diğer isim Ferhat Göçer’di.

Önce menajerine ulaştım sonra Ferhat Göçer geri dönüş yaptı, şarkılarımı sevdiğini takdir ettiğini böyle oluşumun içinde olmaktan gurur duyacağını söyledi. Kendisi benden bir iki gün müsaade et ben yanımdaki orkestra elemanlarıyla çalacağım tarzıma uygun ayarlayıp göndereceğim sana sende beğenip beğenmediğini söylersin dedi ve kısa bir sonrada hazırlayıp yolladı.’’

-Başka hangi sanatçılara bu teklifi yaptınız?

-‘’Diğer sanatçılara gelince saygı duyuyorum tabii. Bu isteği Demet Akalın’a götürdüm. Menajeri çıktı hatta stüdyodaki çocuk aradı ben size döneceğim dedi ama dönmediler.

Ardından Funda Arar’ı aradım menajeri ileteceğim dedi onlarda dönmedi. Sonra bir şarkı var Haluk Levent’e uyan  onun menajeri de Avrupa’da geldiğinde ileteceğim dedi o da yalan oldu. Sonra adını vermeyeyim  başka sanatçıya ilettim, kendisini çok severim samimi geldi.

Ne demek okumak zevk verir,  seve seve okurum altyapım var iki gün içinde dönerim dedi,1 hafta bekledim dönmedi. Dün aradım yine dönmedi. İsmini söylemek bana yakışmaz.’’

-‘’İkimiz Bir Fidanın Güller Açan Dalıyız’’ şarkısının hikayesi nedir?

-‘’Lisede aşıktım. O zaman ünlü de değildim uzaktan uzağa birbirimize bakıyorduk Daha sonra vekil öğretmen olduk ardından nişanlandık.Sonra tuhaf davranışları , nasıl geçineceğiz diye söylemleri olunca ‘’Ben Buyum’’ şarkısı ortaya çıktı.

-Eşinize yazdığınız şarkı var mı?

‘’Eşim su üzerinde açan bir  nilüfer ‘’

-‘’61.albümde ‘’Seni Çok Seviyorum’’ diye şarkı var. Sevgililer gününde eşime şarkı okudum .

 Bir gün aklarda düşecek, ama benim gözümde hiç değişmiyor.

 Bir asır geçse bin yılda geçse ,hasret ve özlem olarak ruhumda kalacaksın 

Gün olur çehren solar saçlarına düşebilir aklar ‘’diye devam ediyor.’’

-TRT’den bahsedelim mi?

’Çekemeyenler arabeskin ne olduğunu bilmeden eleştiriyorlar’’

-‘’TRT’  ye bizi çıkarmıyorlardı, benim işim gücüm dilekçe vermekti . Askerlik yaptım vergimi veriyorum b u TRT  neden beni çıkarmıyor.1985 yılları bakanlıkça  müzik kongresi düzenlendi . Konuşma yaptım zaman orası dolardı Hatta bir partiden milletvekili olmak için teklif bile geldi.

Hayranlarımdan mektuplar geliyordu çuvala koydum TRT’ye götürdüm . Bu halk kimi seviyor onu çıkartın, siz kapıları kapatmışsınız çevreyi görmüyorsunuz dedim.

Sitemimden sonra dönemin Kültür Bakanı beni davet etti. Sizin müziğinize saygı duyuyoruz takdir ediyoruz bir eser getirin yayınlayalım dediler. Bir haftada eser yapılmaz ki!..

Bir hafta önce çıkan eserim vardı 1milyon adet satmıştı. Götürdüm değişiklik yapalım böylece yayın ilkelerimize uygun olsun dediler. Rahmetli Esin Engin vardı aranjör, yönetmen beraber aldık ritimleri öne kaydırdık, sonra batı melodileri ekledik bas gitar solo gitar derken yeniden çaldık.

Biraz da hareketlendirdik. Böylece TRT’nin kapıları resmen bana açıldı. Ama çekemeyenler konuşmaya başladı. Gazeteci Metin Uca gündem olsun diye  Acılı Arabesk adı altında yazı yazdı.

Tabi TRT çalınca en büyük dergiler başladılar devlet arabesk mi yapıyor diye yazmaya. Devlet dinleyicinin gözüyle bakmaya başladı. Halkın sevgisi çok büyüktü.Sonra kongreden profesör  arabesk müzik hüzünlendirir dedi ‘’İkimiz Bir Fidanın Güller Açan Dalıyız ‘’şarkısını okudum bu arabesk değil ben bu şarkıyı çok seviyorum diye söyledi.

Hayır bu arabesk parçadır, arabesktir neyi eleştirdiklerini bilmiyorlar.’’

-Neden arabesk müziği eleştiriyorlar?

’Basınla aramdaki soğuk rüzgarlar eskiye dayanır’’

-‘’Arabesk müzik çıktığında tüm müzik türlerini yerle bir etti. Bütün herkes bizi dinlemeye başladı ve haliyle de kıskançlığa sebep oldu. Arabesk müziği kötü göstermeye çalıştılar.

Ben dışlandım çünkü öğretmendim mesleği bırakıp gelemiyordum istanbul’a. Ve bunun büyük zararını gördüm.Maddi yönden yetersizdim.Öğretmenlik mesleği sanatçı olmaya engeldi .

Beyazıt’ta  Aydın Saray plak şirketine gittim. Basın grupları geldi .Benden bahsedecekler diye sevindim.Çünkü o dönemin en önemli magazin dergileri onlardı.

Biz haklı bir değerlendirme yapabilmek için en çok ilgi gören satılan sanatçıların listesini alacağız dediler. Sonuç 1 numara Hakkı Bulut dendi birbirlerine baktılar tanımıyoruz diye.O günden beri basınla arama soğuk rüzgarlar girdi.’’

-Bu camiada kıskançlık oluyor mu?

-‘’Olmaz olur mu!.. Ama asla hiçbir sanatçı hakkında yorum yapmam ve hakkında olumsuz konuşmam. Herkesi sonsuz bir sevgiyle seviyorum.’’

-Bir çok filme imza attınız. Bize o günlerden bahsedecek olursanız ne söylemek istersiniz ?

‘’Arabesk müziğin önderi gösterildim’’

-‘’12 tane film çevirdim ama şarkılarım hala Türk filmlerinde çalıyor.’’Seven Unutmaz Seven Kıskanır’’ şarkım rol aldığım filmde çaldı. İnanır mısınız millet 500 metre kuyruklarda bizi izlemek için sıra beklerlerdi. Filmlerden para gelmediği için bıraktım ve müziğe devam ettim.

Hep gündemdeyim. Hatta Amerika’da bilmediğim firma bir proje hazırlamış kendi ülkesinde önderlik yapan sanatçıları seçmişler. Beni de arabesk müzikte önder göstermişler. Adamlar gelmişler büyük ödül para vermiyorlar ama sevgi veriyorlar.’’

-Gazino dönemlerini de yaşadınız. Nasıldı o yıllar?

-‘’Lunaparkta beni sahneye çıkardılar. O zaman assolist saltanatı vardı. Kaç şarkı okuyacağını, kimi alıp almayacağının hesapları yapılırdı.  Osman Kavran menajer aracılığı ile 11 gün anlaşma yapmak istiyoruz dediler karşılığında 2000 lira verdiler.

Bu çocuk Anadolu’da patladı herkes onu dinliyor diyorlar ancak assolist bayan ısrarla beni istemiyor. İstemediği için işine son verdiler ve beni aldılar üzerime bir assolist getirildi o isim Müşerref Tezcan’dı.’’

-Kırgın olduğunuz sanatçılar var mı?

-‘’Hayır yok. Kırıldığım tabi var. Plaklarımda bağlama çalan biri vardı baktım alınmış bir daha adını hiç söylemedim. Dert mi?  Yine saygılarımı sundum. Allah başarılar versin, sağlık versin. Türkiye’nin en büyük sanatçıları bana çaldı. ‘’

-Hayatınızın aşkı Saadet hanımla nasıl tanıştınız?

‘’Köpek duası sayesinde eşimle evlendim’’

Ceyhan’da otururken orada lise yoktu bizde Adana’ya giderdik. 07 :00’de ders başlıyordu.Kış günleri elektrikte yoktu,  direkler arası uzun ,yollar çamur gece saat 06:30’ da gelirdik akşam saat 20:00’ da  eve zor kavuşurduk,  çünkü tren 38 km yolu 1.5 saatte alırdı.

Mahallede çok köpekler vardı . O çamurlu yolu giderken kokumu alıyordu sanırım çünkü havlaya havlaya geliyorlardı .Cebimde taş taşır korka korka yürürdüm. Köpek duası var okursan sana yanaşmazlar dediler bende tüm gün bu duayı ezberledim ders çalışmadım.

Köpek saldırırken okumaya başladım ama iyice saldırdılar taş almayı da unutmuşum. Etrafımı sardılar kitapları attım yaprakları rüzgardan ses çıkarınca hayvanlar ürktü kaçtı.

Dayım rahmetli eşimin ablasıyla evliydi böyle zor günlerde  göze alamadığım zaman dayımların evinde kalırdım. Fakat dayımın evi de kayınbabamın evine uzak olduğu için bunların evine giderdim yatak verirlerdi yatardım.

O zaman eşimi istemeye gelirlerdi şahit olurdum vermezlerdi durumları da çok iyiydi. Öğretmen oldum dayım aradı Hakkı ya dedi sana Saadeti isteyelim mi?

Onlar zengin ben fakir kızı vermezler olduğunu söyledim ama sen karışma dedi sesimi çıkarmadım anneme babama söyledi beni ikna ettiler Adana’ya gittik. Saadete sormuşlar benim hanımda bakmış gariban beni istemiş.

Öp kayınbabanın annenin elini dediler hocada ordaymış nikahta kıyılmış oldu.  O andan itibaren bende aşk başladı. Saadet’e kaçamak gözler ile bakıyorum o bana hiç bakmıyor. Dayıma söyleyemedim baldızıma söyledim.

Saadet’i bir sinemaya götüreyim . Yola çıktık yürüdük otobüse bindik onu korumaya çalışıyorum kimse dokunmasın diye. Sonra günüm gecem Saadet oldu. Ardından Sivas’a  askere gittim ama askerlik bitmedi kokluyordum mektupları. Tam 53 sene oldu.4 tane kız 1 oğlum 6 tane torunum var.

-Spor yapıyor musunuz

-‘’Yürü dediğiniz zaman durmam hareketler yaparım. Canım istediğinde yemek yerim . Ailece rejimden anlamayız kilo almaktan korkmayız. Sağlığımız gayet yerinde .’’

-Hakkı bey en çok nelere sinirlenirsiniz?

-‘’Hayatımızda yalan yok hayatta söyletemezsiniz. Vefasızlık yok şöhretten dolayı verdiği stresten dolayı sinir oluyor ama öyle olduğunda kimse evde cevap vermez yüksek sesle konuşmaz.

Eşim asla sinirli olduğumda konuya girmez ertesi günde Hakkı sen neden üzüyorsun insanları der sus lütfen derim bir daha da konu açılmaz.’’

-Sağlıklı yaşam biçiminiz.?

-‘’Haftada 2- 3 defa balık yeriz. Yoğurt kendi yoğurdumuz süt gelir Saadet mayalar. Hadi Saadet derim kalamar yiyelim itiraz etmez yeriz.Yemeğe gittiğimizde fotoğraf çektirmek için sıraya girerler. Kimseyi kırmamaya çalışıyoruz o yüzden 1 saatlik yemek 3 -4 saatte biter.’’

-Saadet hanım şöhretinizden dolayı zorluk çekti mi?

-‘’Hiç zorluk çektirmedim ya onlar geldi ya ben gittim. Adana’da dairelerim var, Ceyhan’da mağazam  burada da iki tane yazlığım ve arabam var. Çok şükür kimseye muhtaç değilim.

Müzikle uğraşmadığım zaman kendimi yaşlanmış hissediyorum. Hanım bazen diyor Hakkı gidip tavuk koyun alıp besleyelim inanıp tamam diyorum ama  Saadet hanım beni kandırıyormuş o çocuklarından ayrılamaz ki!’’

-Müzik piyasasında veliahtım diyebileceğiniz kimse var mı?

‘’Benim yerimi alacak kimse yok!’’

-Hayır yok. Benim çok değişik bir ses tonum var. Duyarak okuyorum kısacası güzel okumaya çalışmıyorum duygularımla okumaya çalışıyorum.Başkası sadece güzel okumaya çalışır ben tadındayım zevkindeyim

-Müzik piyasasında beğendiğiniz sesler?

-‘’Rahmetli Müslüm Gürses’in kasette okuyuşunu yorumunu severdim. Rahmetli Seyfi Doğanay vardı kızı Eda çok yumuşak okuyor onu severim. Tarkan’ın pop müziklerindeki okuyuşlarını çok seviyorum.’’

-Tarkan’ın Türk Sanat Müziğindeki yorumunu nasıl buluyorsunuz-

-‘’Yorum yapmam istemiyorum. Pop okuyuşunu çok seviyorum , takdir ediyorum ayrıca kendisini de severim. Aşkın Nur Yengi’nin sesi farklıdır.

Demet Akalın, Funda Arar ve Sıla’nın şarkı okuması ve tarzını beğenirim. Kısacası güzel yorumlayanları severim .Okuyucu değil gerçek sanatçıları daha çok takdir ederim.

Dolayısıyla batı müziğinin Bethoween şarkıları ilgi alanımdadır. Hatta beni eleştiren Fazıl Say’ın bile şarkılarını severim.’’

-Fazıl Say’la tartışmanız müzik dünyasında yankı yapmıştı. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Onun sanatına laf söylemiyorum sadece söylediklerinin halka hakaret olduğu için eleştirmiştim. Benim kültürüme sanatıma laf söyleyene karşı çıkarım.

Fazıl Say’la tartışırken çocuğu gözümün önüne geldi özür dilerim o çocuktan alınmasın dedim çünkü kendi çocuğum gözümün önüne gelince empati yaptım.’’

-Evlendirme programları ve diziler hakkında ne düşünüyorsunuz?

-‘’Dizileri severim çünkü hepsinde şarkılarım çalıyor. Evlendirme programı denilince evlendirme programında tanışan bir çiftin nikahına gideceğim için  yorum yapmam doğru olmaz sanırım. Bir gün evlenip 10 gün sonra ayrılıyorsanız tasvip etme imkanım yoktur.

Eğer geçim olmuyorsa boşanmak bir yoldur ama şiddet uygulamak çok yanlıştır.Çağdaş uygar devletlerde, kültürde böyle davranış yoktur.Türkiye’de oluyorsa eğitim şarttır kültür şarttır.’’

-‘’Bu kadar ünlü olup magazinsel hiçbir şeyi olmayıp bu kadar gündemde olan bir insanlar hakkında düşünceleriniz neler?

Amaç reytingse yapsınlar ama bunun yanında gerçek sanatçılara da eğilmeleri lazım .Bir sanatçı albüm yaptıysa bunu sorup irdeleyip yayınlamaları lazım.

Gerçek sanatçıların hayatlarını neye örnek olup olmadıklarını yansıtması gerekir. Sevdiğimin sevgilisi elinden almaya çalışıyorsam benim insanlığım yerin dibine batsın.

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.