• BIST 88.735
  • Altın 229,592
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 23 °C
  • Jelena Karleusa… BEŞİKTAŞLILARA MESAJ VAR; “YENGE SİZİ ÖZLÜYOR”
  • Defne Samyeli... BİKİNİLİ VE SEKSİ POZLARI İDDİASINI ORTAYA KOYDU!..
  • Demi Rose... TRANSPARAN MANYAĞI!..
  • Jelena Karleusa… BEŞİKTAŞLILARA MESAJ VAR; “YENGE SİZİ ÖZLÜYOR”
  • Defne Samyeli... BİKİNİLİ VE SEKSİ POZLARI İDDİASINI ORTAYA KOYDU!..
  • Demi Rose... TRANSPARAN MANYAĞI!..

Nil Karaibrahimgil... "KADIN KISKANMALI, ERKEK DEĞİL"!

Nil Karaibrahimgil... "KADIN KISKANMALI, ERKEK DEĞİL"!
Nil Karaibrahimgil, Madame Figaro dergisinde yer alan röportajında mutlu ilişkinin formülünü verdi.

Müzik dünyasının en renkli isimlerinden Nil Karaibrahimgil, Madame Figaro dergisinde yer alan röportajında mutlu ilişkinin formülünü verdi: "Hâlâ kendi evim var. Herkes manyak mısın diyor ama ben çok iç içe bir hayat istemiyorum. Bu sayede tam bir kavuşma da yaşanmıyor, çünkü ayrı evlerdesiniz ve özgürlük alanınız var. Bir de karşındaki insan çok kıskanç olmayacak. Ama ben kıskancım. Zaten mutlu ilişkinin formülü budur: Kadın kıskanç olacak, erkek olmayacak!"

Değişken bir kadın o... Bir an masum bir çocuk, bir an çocuk bir kadın, başka bir anda kadın gibi kadın oluveriyor Nil Karaibrahimgil... Onu hep "Acaba bu kez ne yaptı?" diye merakla beklememiz biraz da bu her şey olabilen halinden kaynaklanıyor belki de. "A.R.O.G"un Mimi'si ve "Nil Kıyısında"nın duygusal sesi Nil Karaibrahimgil, Madame Figaro'ya konuştu.

2009 yılından neler bekliyorsun?

- 2009 benim için çok güzel bir sene. Albümüm çıkıyor, "A.R.O.G" var. Ama gel gör ki, dünyanın parası bitti. Çok kötü bir kriz var, insanlar işlerinden oldu, muhtemelen biz de etkileneceğiz, konserlerimiz azalacak. İnşallah kriz beklendiği gibi büyük bir etki yaratmaz da yaptığımız şeyleri neşe ile taşıyabiliriz.

Yeni albümde bu kez nasıl şarkılar dinleyeceğiz?

- Bu albüm daha önceki albümlerden biraz farklı oldu. Bunun iki nedeni var. Birincisi benim büyümem ve bazı şeyleri

daha değişik yaşıyor olmam. İkinci ise prodüktörümün değişmesi. Bu kez Ozan Çolakoğlu ile değil Alper Erinç'le çalıştım. Bu başka bir adamdan çocuk yapmak gibi bir şey. Sonuçta albüm de beraber ortaya çıkardığımız bir şey.

Sözlerde nasıl farklar var?

- Sözler daha sade ve romantik. Daha az espri var. Bazı insanlar bu değişikliğe şaşırabilir. Kendi yolculuğum açısından yeni bir yerdeyim ve yazdığım sözler de bu nedenle bu yolculukla paralel olarak değişiyor.

BU KEZ UNISEX ALBÜM YAPTIM

Genelde kadınlar için ve kadın söyleminde şarkılar yazıyorsun. Bu albümde de bu durum sürüyor mu?

- Bu kez kadınlara yönelik bir söylem yok. Unisex bir albüm bu. Bir erkek de bu albümü dinlerken kendinden bir şey bulabilecek. Bu söylem artık misyon gibi bir şey haline gelmişti ve beni rahatsız ediyordu. Her ne kadar kadınlara ya da kızlara güç verebiliyor olmaktan mutlu olsam da sürekli böyle şeyler söyleyip durmaktan sıkıldım. Bu söylem planladığım, mesaj kaygısıyla yaptığım bir şey değildi. O zaman içimden öyle bir isyan geliyordu, şu anda gelmiyor. Kadın olarak kendimi daha tatminkar, bazı şeylerle barışmış hissediyorum.

Albümün adı "Nil Kıyısında"...

- Evet. İki nedenle "Nil Kıyısında" koydum adını. Birincisi içimde kendi kıyılarıma indiğimi hissettim. İkincisi bu insanları kıyılara çağıran duygusal bir albüm. Özellikle slow şarkılar çok güçlü. Dinlediğim zaman damarlarım sızlıyor.

Uzun süredir devam eden bir ilişkin var. Sence bir ilişkiyi uzun ömürlü yapan nedir?

- Mutlu bir ailenin çocuğuyum, herhalde bunun da etkisi vardır. İlişki sevmek, bir şeyi devam ettirmeye çalışmak, olduğum yere alışmak gibi... İki ay onunla, üç ay bununla olmak benim için çok zor, yapamam. İlişkiye yatırım yapmayı seviyorum.

BENİM İLİŞKİMDE TAM KAVUŞMA YAŞANMAZ

Hiç sıkıldığın olmuyor mu? İlişkiyi hareketlendirmek için yaptığın şeyler var mı?

- Bu olayı sıkıcı bir hale getirmemek için çok çalışıyorum. Mesela hâlâ kendi evim var. Herkes manyak mısın diyor ama öyle çok iç içe bir hayat istemiyorum. Karşındaki insan da senin gibi biraz renkli, çabuk çözemediğin, hemen anlayamadığın hatta hiçbir zaman anlayamayacağın biriyse, olay bir bulmaca haline geliyor. Tam bir kavuşma yaşanmıyor, çünkü ayrı evlerdesiniz, özgürlük alanınız var. Bir de tabii karşındaki insan öyle çok kıskanç olmayacak...

Kıskanç mısın?

- Tabii, kıskancım. Huzurlu hayat seviyorum ama kıskancım, nasıl bir çelişkiyse artık. Zaten mutlu ilişkinin formülü odur: Kadın kıskanç olacak, erkek olmayacak. Şaka bir yana ben, nereye gittin, kiminle yemek yedin, şu anda nerdesin diye sorup duran biriyle yapamam. Türk erkelerinin yüzde 99'unun böyle olduğu düşünülürse, zaten bana çok az insan kalıyor. Bu nedenle şansımı zorlamıyorum. Hollanda'da bir medyum bana çok acayip bir şey söylemişti. Hiç tanımıyor beni, adımı bile bilmiyor. "Sen geçmiş hayatında Nil Nehri'nin oralarda yaşayan bir kadınmışsın. Sekiz, dokuz çocuğun varmış. Kocan seni eve kapatmış ve sana çok kötü davranmış. Bu yüzden bu hayatta senin için en önemli duygu özgürlük" dedi. Adama döndüm ve "Gerçekten çok şaşırdım, çünkü benim hakkımda hiçbir şey bilmiyorsunuz ama ben ülkemde 'Özgür Kız' diye tanındım. Hakikaten de hayatımda en önem verdiğim şey özgürlüktür" dedim.

Peki çocuk konusunda ne düşünüyorsun? Yoksa "Geçmişte sekiz çocuğum varmış, bu dünyada da olmasın" mı diyorsun?

- Çocukları çok seviyorum, çocuklar da beni çok seviyor, ciddi bir bağ var aramızda. Ama yine de bu konuyu hep geciktiriyorum. Belki dediğin gibi geçmişte çok çocuk baktığım içindir.

Arada bir ayrılıklar yaşadığınız oluyor mu?

- Tabii ki her ilişkide olduğu gibi kopmalar ve yeniden birleşmeler oluyor aramızda. O da işin heyecanı ve kaçınılmaz olan tarafı bence. Hepimiz insanız ve hepimiz insanca hatalara düşeceğiz. Bunları o kadar abartmamak gerekiyor.

Hayatınızdaki diğer şeyler, mesela eşyalarla ilişkin nasıl? Onları kolay değiştirebilir misin yoksa alışkanlıklarına sıkı sıkıya bağlı mısın?

- Hastalık derecesinde bağlıyım. Mesela cep telefonumu asla değiştirmem. Eski telefonum bozulduğunda yeni telefon

almak zorunda kaldım, ama eski telefonumu bir süre hep yanımda taşıdım. Sahip olduğum şeylerden çok zor koparım.

HAYATIMDAKİ İNSANLARDAN ASLA KOPAMAM

Dostların ve çalıştığın insanlar için de geçerli mi bu durum?

- Deli misin, hem de nasıl! Hayatımdaki insanlardan, grubumda birlikte çalıştıklarımdan asla kopamam.

İnsanlar seni uzakta bir yerde, sahnede, perdede görüyor, böyle biliyor. Üstelik hayatını çok anlatmıyorsun da. Merak ediyorum, normal hayatında neler yaparsın, nasıl birisin?

- Normal hayatımı "Nil Karaibrahimgil" denen insandan bir şekilde ayırmayı başardım. Sokaklarda rahat rahat dolaşıyorum, her yere girip çıkıyorum. Eğer böyle olmazsam, şarkı yazamam. Evlere kapanırsam, bodyguard'larla gezersem, kendimi kafese kapatılmış gibi hissederim, bu da beni öldürür, köklerimden koparır.

- Yalnız vakit geçirmeyi seviyor musun?

- Yalnızlığı hem seviyorum hem de sevmiyorum. Bir yandan çok sosyal, çok paylaşan, konuşan bir tipim ama bazen de yağmurda yürümeyi, bir yerde kahve içip kitap okumayı çok seviyorum.

Seyahat etmeyi seviyor musun?

- Seyahat etmeyi çok seviyorum. Bir astrolog arkadaşım var. Bu astroloji konusuna bu sene çok sardım. Bu arkadaşımın söylediğine göre benim Ay'ım dokuzuncu evde. Ay duygusal dünyayı, dokuzuncu ev de uzakları, başka kültürleri temsil ediyor. Bulunmaktan en çok keyif aldığın ülke ya da şehir hangisi?

- Son bayram tatilinde Güney Afrika'ya, Cape Town'a gittim, gerçekten çok güzeldi. Muhteşem bir doğa vardı, büyülendim. Avrupa'dan daha çok bilmediğim yerler, bilmediğim kültürler çekiyor beni. Yine de en sevdiğim şehir Londra... İnanılmaz besleniyorum orada. Konsere, tiyatroya gidiyorum, mutlaka daha önce yapmadığım bir şeyi yapma fırsatı buluyorum. Çok pahalı bir şehir olmasına rağmen çok aşığım Londra'ya. Hatta orada da bir ev tutsam ve iki şehirde birden yaşasam mı diye düşünüyorum. İngilizce bir albüm yapmak istiyorum, orası bu açıdan da bana yakın geliyor.

İstanbul'u seviyor musun?

- İstanbul muhteşem bir şehir. Dünyada İstanbul kadar güzel bir şehir daha yok. Ama bir yandan da çok yorucu. Spor salonlarında yürüme bantları var ya İstanbul bana öyle geliyor. Sürekli koşman gerekiyor. Hayatın yavaşladığı bir an yok.

GÖRGÜSÜZLÜK YAPMANIN ZAMANI DEĞİL

Şu an nerede yaşıyorsun?

- Yeniköy'de yaşıyordum, sonra Kuruçeşme'ye taşındım. Hep denize yakın yerlerde yaşadım. Şimdi yeni yılla birlikte yeni bir eve taşınmayı düşünüyorum. Evim çok büyük ve içinde kayboldum. Kriz var, daha az tüketmemiz gerekiyor. Hâlâ cip kullanmak, torbalarla dolaşmak çok görgüsüzce geliyor bana. Biraz daha bilinçli olmak, daha basit bir hayat yaşamak gerek.

Giyim konusunda seni anlatan cümle ne olabilir?

- "Giydiğim şeyi başkasının üstünde görmeye tahammülüm yok." Bir tek bende olsun istiyorum. O yüzden de çok fazla araştırıyorum. Zaten artık bir zevk olmaktan çıktı, görev gibi.

Cildin çok pürüzsüz, çok güzel görünüyor. Bunun için özel bir formülün var mı?

- Teşekkür ederim ama yok valla... Ben doğal olanın güzel olduğunu düşünüyorum. Evde tabii ki onlarca krem falan filan var, ama hiçbirini sürmüyorum. İnanmıyorum onlara çünkü. Hele pahalı olan kremler iyice yalan. Artık her yerde yazıyor zaten, "30 dolardan daha pahalı bir şeyi asla almayın" diye.

Şu sıralar A.R.O.G ile de gündemdesin. Film çok konuşuluyor. Çok beğenenler ve hiç beğenmeyenler iki kutup oldu, tartışıp duruyor. Bu projede yer almaya nasıl karar verdin?

- Cem'i çok uzun yıllardır tanıyorum, arkadaşız. Daha önce de filmlerde birlikte çalışmak istedik ama bir türlü olmadı. Bundan bir buçuk sene önce, Cem daha senaryoyu yazarken bana bir mesaj attı. Meseaj şöyle: İlk çağda anaokulu öğretmenisin, adın da Mimi... Tam bana gönderilecek bir mesaj ve hemen "Evet" dedim.

Filme yapılan eleştirileri nasıl değerlendiriyorsun?

- Filme acımazsızca saldırıyorlar. Bu bir komedi filmi, kimsenin ailesini katletmedi bu çocuk. Sanki vatan haini... Bu ülkenin biraz sakin olması lazım bence. Gerçekten çok deliyiz, duygularımız hep sınırda.

Filmde herkesin dişleri felaket, bir tek senin dişlerin pırıl pırıldı... Protez takmayı kabul etmedin mi?

- İstemedim değil de bu filmin bir esprisiydi. İlk çağdayız, herkesin saçları, dişleri garip. Ama o dönemin estetik anlayışı ile bakınca bunlar normal, asıl çirkin olan benim halim. Hatta babama "Sustur şu çirkin kızını" diyorlar. Ama setteki bu durum çok hoşuma gitti. Herkes paçavra şeklinde bir tek ben harikayım. Keşke gerçek dünyada da böyle bir olsa diye düşündüm.

Kelebek'teki yazılarımı bir kitapta toplayacağım

Uzun zamandır Kelebek'te köşe yazıyorsun. Bu yazılar senin için ne ifade ediyor?

- Geçen yıl bu köşede "Yeni yıl duası" diye bir yazı yazmıştım. Alakasız birçok arkadaşım bu yazıyı "Bak ne güzel bir yazı" diye bana gönderdi. Yahu bunu ben yazdım zaten. Bu çok hoşuma gidiyor.

Kelebek'teki yazılar biraz da iç dünyanda yaşadıklarını anlattığın, seni sevenlerin hayatınla ilgili ipuçları yakaladıkları bir mecra oldu...

- Ben de aynı şeyi düşünüyorum. Öyle çok anlatmayı seven biri değilim, özel hayatımla ilgili ise hiç konuşmuyorum. Ve bu köşe benim için bu anlamda önemli bir alan yaratıyor. Çok çok kişisel şeylerimi paylaştığım bir yer. Örneğin bizim gruptan bir arkadaşımızı kaybettik, Serhan Şeşen. O kadar çok üzüldüm ki. Bunu insanlarla paylaştım. Bu yazılar beni dinlemeyen insanlarla bile aramda bir bağ kuruyor. Bizim gibi manyaklar için ne kadar çok insana değersek, ulaşırsak o kadar iyi çünkü.

Kitap yazmayı düşünüyor musun?

- Kelebek'teki yazıları kitaplaştırmayı, içine karikatürlerimi de koymayı düşünüyorum.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Magazin Kolik | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.