`ÖLÜM ALLAH'IN EMRİ' DE ACELEN NEYDİ BE BAHADIR?

Günlerden 28 Temmuz Salı.. Sabah 'ilk iş' olarak açtım gazeteleri önüme.. Rahmetli Çetin Emeç ustamızın öğrettiği gibi 'manşet'ten 'vefat ilanları'na kadar başladım satır satır okumaya..

Sıra 'spor'dan bir önceki 'kayıp'lara gelmişti ki.. Bir ilân hemen dikkatimi çekti:

AHMET OĞUZ DURUKAN

Yok canım.. Bizim Dervişan Oğuz olamazdı.. Olmamalıydı.. Bak bu 'Oğuz'un adının başında 'Ahmet' yazıyor.. Ben Oğuz'un Ahmet diye bir ön adı olduğunu hiç duymamıştım ki.. Ama gene de sormak gerek.. Sordum.. Öğrendim..

Cem Karaca, öteki tarafta 'Dervişan'ı yeniden toplamaya başlamış.. Ve ilk giden de bizim dönem müzikseverlerin basçı, yeni kuşağın usta bir Caz sanatçısı olarak tanıdığı Oğuz Durukan olmuş.. Nurlar içinde yatsın da.. Acelen neydi be sevgili Oğuz..

Meğer acelesi olan bir tek Oğuz değilmiş..

İki gün önce sevgili Kurtalan Ekspres'in klavyecisi sevgili Eser Taşkıran'la konuşmuştuk.. Bana müthiş bir projeden söz etmiş [kendisinden izin almadığım için açıklayamıyorum ama yakında öğrenirsiniz nasıl olsa..] ve benim bu projede yer alıp alamayacağımı sormuştu.. Dünyanın 'sayılı' beyefendi müzisyenlerinden biri olan Eser'in her projesine gözüm kapalı girerim.. Girdim de..

Yine dört gün önce bir başka projeden haberim olmuştu:

Kurtalan Ekspres Yeni Barış'ını Arıyor..

Bu projeye göre TRT, Pop Star tarzı bir yarışma düzenleyecek ve sonuçta yeni bir 'Barış Manço Adayı' bulunulmaya çalışılacaktı.. Projede adı geçen ilk kişi sevgili Bahadır Akkuzu idi.. Hemen onu aradım ayrıntılı bilgi alabilmek adına..

Bodrum'daymış.. Bir konser verip döneceklermiş.. 'Döner dönmez sizi aratalım' dediler.. Sevgili Bahadır'ın beni aramasını beklerken.. Bir yandan da sevgili Eser'in projesi üzerinde çalışmaya başlamıştım bile..

Gece 01.30 sıraları.. Arka arkaya iki mail aldım..

Birincisi sevgili Şemi Karanar'dan.. İkincisi Barış Manço'dan.. Yanlış okumadınız; sevgili Barış'ın hayranlarının kurduğu böyle bir facebook grubu var.. 'Tamam' dedim 'Yarışmayla ilgili ayrıntılı bilgi veriyorlar..'

Keyifle açtım.. İki satırlık mesajı okudum ve dondum kaldım:

BAHADIR AKKUZU'YU KAYBETTİK.. BAŞIMIZ SAĞ OLSUN..

Biri şaka yapıyor desem mesajlar iki ayrı yerden.. Bahadır'a ait 1'i cep 4 telefonu çevirdim.. Cevap yok.. Cihangir'in cebini aradım; meşgul.. Aklıma ilk Eser geldi.. Aradım meşgul.. Eyvah ki eyvah.. Bir şeyler var.. Ahmet'i aradım meşgul.. Birden aklıma sevgili Meltem Taşkıran geldi.. Çevirdim.. Çalıyor ama bu kez de açılmasını istemiyorum ki.. Ne yazık ki açtı sevgili Meltem.. Doğruymuş.. Ve şu an Bakırköy İncirli'deki Ethica Hastanesi'ndeymiş..

Evim çok yakın olduğu için telefonu kapattıktan 5 dakika sonra hastanenin kapısındaydım.. Bahçede bir kalabalık.. Şöyle bir dikkatle baktım.. Ahmet Güvenç, Eser Taşkıran, Ufuk Yıldırım, Emrah Karaca, Cihangir Akkuzu, Gülen Andak.. Diğerlerini bahçenin karanlığında pek seçemedim..

Ahmet Güvenç anlatıyordu: 'Geçen hafta Bodrum'daydık.. Bir ara Bahadır'ın yüzünün sanki aşağı doğru çekildiğini, göz altlarının morardığını, kendisine dikkat etmesi gerektiğini, hatta hemen Bodrum Hastanesi'ne giderek bir kontrolden geçmesi gerektiğini söyledim..'

'Aman be Ahmet Abi, uykusuzluktandır deyip geçiştirdi.. Bu gece [6 Ağustos Perşembe] Ataköy'deki evinde arka arkaya iki kalp krizi geçirmiş. Hemen hastaneye getirmişler.. Elektrosunu çekmek için gereken hazırlıklar yapılırken üçüncü kalp krizini geçirmiş ve 11 saniye.. Evet yanlış duymadınız 11 saniye içinde bizlere veda edip gitmiş.. Ah be Bahadır..'

Bahadır'la geçtiğimiz yıl Ümraniye Belediyesi'nin düzenlediği bir Barış Manço'yu Anma Gecesi'ne konuşmacı olarak katılmış ve konuklara uzun uzun Barış'ı anlatmıştık.. Son olarak da atv'deki Barış Manço'nun anıldığı Siyaset Meydanı'nda birlikte olmuştuk.. Demek ki son görüşmemiz olacakmış..

Her zaman olduğu gibi.. 'En Yakından' tanıtmak görevi benim olsun ve sizlere Bahadır'ın hayat hikayesini bir anlatayım:

Bahadır Akkuzu 3 Şubat 1955 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi. Gemi makine mühendisi olan babasının görevi nedeniyle 14 yaşına kadar ülkenin çeşitli kentlerinde dolaştı. Liseyi bitirdikten sonra sırasıyla Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu, Sultanahmet İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi ve Coğrafya Fakültesi'nde okudu. Ancak; turneler nedeniyle hiçbirini bitiremedi.

Vatani görevini 18 aylık bir asker olarak Kars'ta yaptı. Müzik hayatı; 7 yaşında İstanbul'da ilkokulda okurken konservatuarın seçmelerini kazanmasıyla başladı ancak babasının yine şehir değiştirmek zorunda kalması üzerine yarım kaldı. 9 yaşında mandolin çalmaya başladı. İlk gitarını 1967 yılında Trabzon'da aldı. Bir yıl sonra İstanbul'a geldiğinde gitar çalma konusunda ünlü müzik adamlarımızdan Siret Yurtsever'den büyük destek gördü.

Hoko Moko adlı ilk grubunu 1970'de Gebze'de kurdu. Bu grupla İstanbul- Kocaeli arasındaki çeşitli mekânlarda yarı profesyonel olarak çalıştı. 1974 yılında Deep Purple cover'larını çalmak için Bakırköy'de Sinyal adını verdiği bir grup kurdu. Bu grupla yorumladıkları Deep Purple'dan 'Child In Time' adlı parçayla katıldıkları TRT'nin açtığı yarışmada 250'ye yakın grup arasından ilk 3'e girme başarısını gösterdiler.

1975'te Kadıköy'de Siret Yurtsever, Mithat Danışan [Panço Mithat] ve Ali Serdar'la birlikte 4 Adam adında yeni bir Rock grubu kurdu. Daha sonra bir de bas gitarist alıp, Harun Kolçak'la birleştiler. Yine Rock ve Rock'n'Roll yaptılar. Bu çalışmaları sürdürürken 1977 yılında Fuat Güner'in tavsiyesi üzerine Barış Manço'dan teklif aldı. Profesyonel anlamda tecrübesiz olduğu için Panço Mithat'ın da tavsiyeleri doğrultusunda Kurtalan Ekspres'e katıldı. 'Yeni Birgün' onun Kurtalan Ekspres'te çaldığı ilk albüm oldu. Kurtalan Ekspres imzasıyla yaptıkları '3552' adlı albümde ise ham gitar çaldı hem de solistlik yaptı.

1977 yılından itibaren sürekli olarak Kurtalan Ekspres'in bünyesinde bulundu. Bu dönemde Türkiye'ye müzik adına damgasını vuran Cem Karaca, Erkin Koray ve Edip Akbayram'la da çalışma olanağı buldu. Kurtalan Ekspres'in bir başka neferi olan kardeşi, davulcu Cihangir Akkuzu ile birlikte bir grafik stüdyosu açarak iş dünyasına da hizmet etti. Hepsinden önemlisi müzik dolu bir ömür geçirdi..

Barış Manço, unutulmaz şarkılarından birinde 'Ölüm Allah'ın Emri' demişti.. Elbette ölüm Allah'ın emriydi de.. Sen de acele ettin be sevgili Bahadır.. Nurlar içinde yat.. Üzerine ışıklar yağsın..

[email protected]

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.